20. Bölüm
“ZEYBEKLER”
Bütün bu çalışmalar, henüz bu konuda kesin bir sonuca varılamadığını, hem sözlü kültür ürünlerinde, hem de yazılı kaynaklarda çok daha geniş kapsamlı, bilimsel ve titiz araştırmaların yapılmasının şart olduğunu kanıtlamaktadır.
Zeybekle ilgili olarak yapılan açıklamalarda, bunların Efe adıyla ve başlarında bulunduğu silahlı grupla birlikte genellikle, kendi başına buyruk olmak isteyen, cesur, gözü pek, kahraman lığını herhangi bir biçim de çevresine göstermiş olan, yoksulları koruyup gözeten, buna karşılık zalimlere veya sonradan görme zenginlere kafa tutan, zaman zaman işlediği suç dolayısıyla yönetime ters düşüp baş kaldıran ve dağa çıkan, yanına aldığı diğer zeybeklere ve kızanlara yol yöntem öğretip, onları eğiten, yerine göre akıl verip anlaşmazlıkları ortadan kaldıran bir kimlik ve kişilik içinde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Belli bir yerleşim merkezine bağlı kalamadıkları, zamanla birtakım düşmanca tutum ve davranışlarla karşılaştığı için ölümle burun buruna gelmemek için sık sık yer değiştirdiği, hatta aynı gün içinde kilometrelerce yol alıp izini kaybettirmek mecburiyetinde kaldıklarını da kaynak eserlerde görmekteyiz.
Grubu yöneten efenin veya zeybeklerin, bu bir hayli hareketli geçen yaşayışları içinde, zaman zaman coşkuya, heyecana ve özleme kapıldıklarını, yer yer hareketli, yer yer ağır ve asalet kokan vakar ve duruşlarla bezenmiş bir oyuna kalktıklarını biliyoruz. Batı Anadolu bölgesinin coğrafyasına baktığımızda, denize dik inen dağlar arasında kalan ovaların hareketli sularla bölgeye zenginlik sağladığını söyleyebiliriz. Ağırbaşlı, görmüş geçirmiş, atadan zengin olup, çevresinde sevilip sayılan insanların yanı sıra, vurgunculuk yapan, zalimce davranışlarda bulunan, korkak, namert insanlar da bu bereketli topraklarda yaşamışlardır. Gerçek efe ve onun zey bekleri asil, görgülü, temkinli ve cesur davranışlarıyla kendisinin üst düzeyde bir kimlik sahibi olduğunu, her zaman, konuşmasıyla, hareketleriyle hatta mimikleriyle çevrelerine gösterir. Yanında bulunan diğer efelerin ve kızanların eğitilmesine, bu yönde yetiştirilmesine büyük bir önem verir. Hırsızlığa, yağmacılığa, adaletsizliğe ve şımarıklığa asla izin vermez; bu tür bir tutumu hoş karşılamaz. Hele namusa el uza tanları, diline ve beline sahip olamayanları derhal yanından koyar, hatta cezasını da kendi elleriyle verir.
Zeybek oyunlarında karşılaştığımız en önemi i özellikler arasında da yukarıda sıraladığımız karakteristik noktaların yer aldığını görüyoruz. Batı Anadolu dağlarında veya yerleşim merkezlerinde oynanan oyunlarda zeybek, ana yapısını, anlamını oyuna girişteki duruşuyla, heybetiyle, vakarlı davranışlarıyla çevresine göstererek örnek olur. Türkiye’nin diğer bölgelerinde de olduğu gibi, ağır bir ritimle, sakin sakin başlayan zeybek oyunlarında zaman zaman daha hızlı bir ritim eşliğinde hareket edildiği görüldüğü gibi, oyunların sıralanması sonunda, daha canlı, coşkulu bir ezgi eşliğinde oyunun sergilendiği ve bitirildiği bilinmektedir. Zeybek her türlü ortamda oyunuyla ve oyun içindeki gösterisiyle, kendini artık kanıtlamıştır.
Efelerin ve Zeybeklerin tarih sahnesine ne zaman çıktıkları da kesin olarak henüz belirlenememiştir. Bazı tarihçilerin araştırmalarından öğrendiğimize göre, zeybeklik kavramının, Anadolu’nun batısında küçük küçük beyliklerin tarihiyle yakın bir ilişkisi vardır.
Devam edecek

