Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HALK İLMİ (HALKIYYAT) SELİM SIRRI (TARCAN)

HALK İLMİ (HALKIYYAT) SELİM SIRRI (TARCAN)

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2. Bölüm

(Geçen makalemizden devam)

Bir de kendimizi düşünelim: Ekseriya gençler evlendikten altı ay sonra balayı saraka ayına münkalib olur, saç saça, baş başa gelirler. Mahkemelerimiz tal davalarıyla doludur. Bu şerait tahtında nasıl bir aile tesekkül edebilir. Halbuki milletimizin saadeti ailelerin saadetine bağlıdır. Halkla meşgul olmak, halka hizmet etmek ayrıca bir ilimdir. Bu ilmin İngilizce ismi (Folklor) dur. Folk. halk demek lor ise ilim demektir. Bu ilmi ansiklopedi şöyle tarif ediyor:

“Milletlerin ahvalini, an’anatını, mazisini yaşatan ilme denir.” Filhakika tarih de bize geçmiş zamanların vekayii ve hadisatını haber veriyor. Fakat insanlar zahirperest olduklarından göze çarpan büyük vakaları zaptet mişlerdir ve yine bunun içindir ki tarihimiz padişahların medh ü sena ve fütuhatıyla lebaleb doludur. Tarih demek padişahlar demektir. Hatta o kadar gariptir ki edvar tarihince bile padişahların saltanatına göre tefrik edilmiştir. Milletin mevcudiyeti ise hiç nazar-ı dikkate alınmamıştır. İşte demokratin terbiye bütün mütefekkirlerin nazarlarını halka çevirmiş hurafeler, masallar, destanlar, milli rakslar bir itina ile toplanarak halk ilmi vücuda getirilmiştir.

Milletimizin i’tilâsı için uğraşıyorsak onun mazisindeki kahramanlık menkıbelerini yeniden canlandırmalı, unutulmuş, maziye karışmış büyüklüklerini yaşatmağa çalışmalıyız. Milletin benliğine ait nesi varsa onları birer birer ortaya koymalıyız. Bilfarz köylünün vaktiyle kendi dokuduğu kumaşları onları yeniden rezg dokutmaları ve onları Avrupa’nın çürük ve değersiz basmalarından kurtarmalıyız. Masallarımızı, darb-ı mesellerimizi, eski Türk türkülerimizi, destanlarımızı bir itina-i mahsusa ile toplayarak bir kitab-ı mukaddes vücuda getirmeliyiz ve gayret etmeliyiz ki millet mazisine tehassürle iftiharla bakabilsin ve bugün dünü aramasın.

Bir şeyin milli olabilmesi için onun hakikaten numune itrihaz edilebilecek kadar güzel olması şarttır. Bir şarkımızı bir ecnebiye terennüm ederken veya bir raksımızı herhangi bir Avrupalıya gösterirken göğsümüz gurur ve iftiharla kabarabilmelidir.

Her milletin yüzlerce birbirinden güzel milli raksları vardır. Hiç şüphe yok ki bizim de Erzurum’dan, Kars’tan, İzmir sahillerine kadar Anadolu’nun muhtelif yerlerinde kim bilir ne güzel, ne hoş, ne tabii ve ne cana yakın şarkılar ve rakslarımız vardır. Fakat bunlar bakımsızlık yüzünden esas güzelliklerini maalesef kaybetmişlerdir. Bundan on sene evvel Anadolu’da, baştan basa büyük bir tetebbu seyahati yapmışum. Bursa’ dan başlayarak şehirlerin, kasabaların köylülerini her tarafta oynattım ve bu rakslar içerisinde milletimizin göğsünü gere gere bütün cihana gösterebileceği zeybek raksını buldum. Maalesef her tarafın zeybekleri bunun başka başka şekillerde oynuyor. Hatta bir deftı oynayan ikinci oynayışında raksın şeklini değiştiriyordu. Tetkik ve tetebbularımızı bitirdikten sonra üç senelik bir say neticesinde zeybek raksımıza muayyen bir şekil verebildim ve üç asırlık mazisi olan (Sarı Zeybek) şarkısına da bir beste yaptım. Biliyorum, belki bu bizim meydana getirdiğimiz raksın da noksanları vardır. Yalnız biz birinci adımı aruk. Bundan sonra himmeti gençlere tavsiye ediyoruz.

(Devamı gelecek makalemizdedir.)

HALK İLMİ (HALKIYYAT) SELİM SIRRI (TARCAN)
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481