Barış hepimizin dileği. Ama, bana ve pek çok kişiye göre; dün, ABD ve İsrail güdümünde bir tiyatro sahnelendi. Bana göre komedi değil; trajedi.
Örneğin okuldaşım, gazeteci, şair Mehmet Mahzun Doğan diyor ki;
La Amerika, sen nelere kadirsin… Henüz 1970’lerdeydik. Apocular diye ortaya çıkaran sendin. MİT’le beraber… Sonra 12 Eylül’ü yaptıran sen. Diyarbakır zindanlarında, “sizin çocuklar”la işkenceleri örgütleyen sen… Bu öfkeler üzerinden o ihbarcı, MİT’çi Apocuları PKK yapan sen. Besleyen, büyüten, silah yollayan sen… Şimdi garip bir silah bırakma gösterisi düzenleten sen… Senin BOP planın için kullanılmak istemeyen Türk ve Kürt halkı nerede? On binlerce can yitti bu arada (Türk ve Kürt halkından)… O acılar senin yüzünden… Kanayacaklar, kanayacaklar…
Bir emekli subay arkadaşımın paylaşımı da şöyle:
Silah bırakıp teslim olmak ayrı, Silah yakmak ayrı bir mesajdır.
Ayrıca,
Casene (Cesena) Mağarası bugün PKK’nın sözde “silah bırakma” tiyatrosuna sahne oluyor.
Musul’u almak için İngiliz’e direnen Özdemir Paşa’nın karargâhında bugün İngiliz destekli bir örgüt tören yapıyorsa, bu sadece bir utanmazlık değil, Türkiye’yi sindirme operasyonudur.
Özdemir Paşa’nın karargâhında terörist sahne alamaz!
Neyin içindeyiz nasıl bir ihanet seyrediyoruz dostlar?
NEDEN Süleymaniye yakınlarındaki Casene (Cesena) Mağarası sahne olarak seçildi?
Bu mağara, Musul’u İngiliz’den almak için savaşan Türk kahramanı Özdemir Paşa’nın karargâhıdır!
Özdemir Bey, Kurtuluş Savaşı sürerken Musul’u geri almak üzere Mustafa Kemal’in görevlendirdiği gizli ordu komutanıdır.
1922-23’te İngiliz’e karşı silahlı direnişi örgütledi, Casene Mağarası’ndan Musul Seferi’ni planladı.
Musul savaşla kazanılıyordu!
Musul; silahla değil, Kürtçü ihanetle, İngiliz taşeronluğuyla kaybedildi!
Türk’ün karargâhı olan Casene Mağarası, şimdi PKK’nın silah bırakma tiyatrosuna sahne yapılıyor!
Türk’ün milli direniş karargâhında!!!
Dikkat edin milli direniş karargâhında!
Türkiye’ye diz çöktürme, uluslararası güçlerin gözetiminde yürütülen yeniden dizayn tiyatrosunda,
Şanlı milli direnişin izlerini kendi kirli imajıyla örtmeye çalışıyor.
Tarihsel meşruiyet gaspı yapıyor: “Bu topraklarda Türk değil biz vardık” mesajı veriyor.
Emperyalizme hizmet eden işbirlikçiler halk kahramanı gibi sunuluyor.
PKK da kendini onların “tarihî devamı” gibi göstererek meşruiyet devşiriyor.
Bu yerin seçilmesi, aynı zamanda bir gözdağı ve mesajdır:
“Sizin ordunuzun karargâhında artık biz tören yapıyoruz.”
Bu bir “silah bırakma” değil, tarihin silahla yeniden yazılmasıdır.
Casene Mağarası, Musul’un Misak-ı Millî sınırlarına dahil edilmesi için verilen askeri mücadelenin kalbidir.
PKK’nın orayı seçmesi, dolaylı olarak şu mesajı verir:
“Siz Musul’u alamadınız, biz buradayız!”
“Misak-ı Millî’nin bittiği yerde biz yeni haritayı başlatıyoruz!”
Ne demişlerdi Lozan için?
Üşenme de ara bul..
Bu mağara seçimi:
Tesadüf değil, planlı bir tarih mühendisliğidir.
Barış değil, tarihin silinmesi ve yeniden yazılmasıdır.
Silah bırakma değil, Türk’ün iradesine meydan okumadır.
Bu karanlık senaryoya figüran olan herkes, Türk milletinin hafızasında kara bir leke olarak kalacaktır.

