Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İKİ YAKANIN HALK KÜLTÜRÜ

İKİ YAKANIN HALK KÜLTÜRÜ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(2. Bölüm)

(Geçen makaleden devam)

Mübadil ve muhacirlerin hayatlarını kendi isteklerinin dışında şekillendiren göçle ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri son derece anlamlıdır: “Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani ‘Düşmanla sonuna kadar dövüşenler’ çekilen ordunun ri’cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.” Mustafa Kemal Atatürk, yapmış olduğu bir konuşmada atalarının Anadolu’dan Rumeli’ye göç eden Yörük Türkmenler olduğunu dile getirmiştir.

(Nedret Aysal, Türk-Rum Nüfus Mübadelesi; Ortodoksların Anadolu’dan Zorunlu Göçü) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1997)

25.04.2001 tarihinde kurulan Lozan Mübadilleri Vakfının ana senedinde, mübadillerin geride bıraktıkları somut kültürel mirasın (cami, tekke, han, hamam, çeşme, medrese, okul, asker – sivil mimari yapılar) ve belleklerinde getirdikleri somut olmayan kültürel mirasının (dil, lehçe, şarkılar, türküler, maniler, deyimler, halk oyunları, şölenler, doğa ve evrenle ilgili inançlar, el sanatları, mutfak kültürü,  maniler, deyimler v.b) korunması vakfın öncelikli çalışma alanları olarak belirlendiği görülmektedir. Ayrıca; Aycan Yılmaz’ın “Mübadillerin Kültürel Mirası” adlı çalışması mübadillerin kültürel mirası konusunda yapılan çok özgün bir çalışma, mübadillerle ilgili ciddi bir araştırmadır.

(Aycan Yılmaz, Mübadillerin Kültürel Mirası, Mayıs/2017, Baskı; G.M.Matbaacılık ve Tic.A.Ş. İstanbul, 233 sayfa.)

Türk Tarihinde Göç ve Göçmen Kavramlarına dair tüm tanımlamalar, genel olarak yer değiştirmeye dayalı bir sosyal değişime odaklanmakta olduğu ve bu değişimi bir süreç olarak ele alınması gerektiği belirtilmektedir

(Özcan, 1998: 78; Özer, 2001: 11; Tekeli, 2006: 69; Şahin, 2008: 88).

Temel anlamda göç, şahısların ya da bir toplumun hayatlarının tamamını veya bir parçasını geçirmek üzere, bütünüyle ya da geçici bir süre için, bir iskân ünitesinden diğerine yerleşmek kaydıyla, yaptığı coğrafi yer değiştirme hareketi olarak nitelenmektedir. Nüfus hareketlerinin tanımları, göçün birçok farklı disiplinin çalışma sahasına dahil olduğundan dolayı birbirlerinden farklılıklar göstermektedir. Çünkü sebebinden sonucuna, gelinen yerden gidilen coğrafyaya, yeni gelen ile yerleşilen yerde zaten var olan toplulukların, sosyo ekonomik ve kültürel yapısına, çatışmadan kaynaşmaya, siyasi yönünden hukuksal durumuna, psikolojik etkilerinden adaptasyon sürecine değin, göçün kişiyi ve/veya topluluğu kısa ya da uzun vadeli etki alanına alıcı birçok boyutu bulunduğundan, göç ve göçmen kavramlarının tanımlanması, çeşitlilik göstermektedir.

Göç ve göçmen kavramlarının tanımlanmasındaki bu çeşitliliğin ana sebebi, nüfus hareketlerinin çok boyutlu ve karmaşık yapısından kaynaklanmaktadır. Günümüz Türkçesindeki göçmen, her türlü göç çeşidi sonucu, yer değiştiren/değiştirmek durumunda kalan kişidir ki bu da son derece genel bir ifade olup, göçün ve göçmenin mahiyetine dair bir mana taşımamaktadır. (Mülteci ise; ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletine olan güvenini kaybeden, kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağını düşüncesi ile ülkesini terk edip, başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından ‘kabul’ edilen kişidir. Kaynak: (Akkayan, iki tarihsel “eski” kavram, bir sosyo-kültürel “yeni kimlik”, Mübadele, TSA / Yıl: 18 Özel Sayı S: 3, Ocak/January 2014 51 1979).

İKİ YAKANIN HALK KÜLTÜRÜ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481