Süt üretimi, Türkiye’nin tarımsal üretiminde temel taşlardan biri. Ancak bu önemli sektör, son dönemde ciddi bir çıkmazın içinde. Üreticiler artan maliyetler, düşük fiyat politikaları ve yem baskısıyla adeta boğuşuyor. Bu durum, özellikle Milas gibi hayvancılıkla geçinen bölgelerde üreticileri derinden etkiliyor.
Firmalar, süt fiyatlarını istedikleri seviyede tutma konusunda ısrarcı davranırken, bir yandan da yem fiyatlarını yükselterek üreticiyi köşeye sıkıştırıyor. Üstelik piyasada fason olarak üretilen yemler bile üreticilere yüksek fiyatlarla satılmakta. Bu süreçte, üreticinin en büyük destekçisi olması gereken Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sessizliği, sektördeki krizin daha da derinleşmesine neden oluyor.
Milas Süt Üreticileri Birliği gibi yerel örgütlenmeler, ellerinden geldiğince üyelerine destek olmaya çalışıyor. Ancak bu destek, genel üretim sıkıntısını aşmaya yetmiyor. Firmaların süt alımını durdurma tehditleri ve yem baskısı, üreticinin belini bükmeye devam ediyor. İşin en acı tarafı ise bakanlığın “süt tozu” gibi sınırlı destek politikalarıyla yetinmesi. Süt tozu üretimi teşvik edilse de, firmaların süt krema alımlarında bir garanti verilmemesi, üreticiyi firmaların insafına bırakıyor.
Peki, çözüm ne?
Öncelikle bakanlık, sektörün bu feryadına kulak vermeli. Yem fiyatları üzerindeki kontrolsüz artışın önüne geçmek için kapsamlı bir düzenleme şart. Üreticiye verilen destekler artırılmalı ve krema alımı gibi stratejik konularda firmalara karşı üreticiyi koruyacak garantiler sağlanmalı. Aksi takdirde, küçük ve orta ölçekli süt üreticileri sahadan çekilecek, bu da büyük firmaların tekelleşmesine ve süt fiyatlarının tüketiciler için de daha erişilemez hale gelmesine yol açacaktır.
Milas gibi hayvancılıkla geçinen bölgeler, sadece ekonomik açıdan değil, kültürel ve sosyal açıdan da bu üretimin sürdürülmesine bağlı. Süt üreticisinin sesi duyulmazsa, sadece bir sektör değil, köklü bir yaşam biçimi de kaybolma riskiyle karşı karşıya. Üreticinin sürdürülebilirliğini sağlayacak politikalar geliştirmek, artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Zor günlerden geçen süt üreticilerine bir kez daha hatırlatmak isterim: Mücadeleye devam edin. Sesinizi duyurmak için birliğinizi, dayanışmanızı artırın. Çünkü bu toprakların bereketi, sizin emeğinizle büyüyor.

