Güllük, Muğla’nın Milas ilçesinin bir mahallesidir. 2012 yılından önce Milas’a bağlı bir beldeyken Muğla ilinin büyükşehir yapılmasını takiben Milas ilçesi ve belediyesine bağlı olarak mahalle statüsüne geçmiş bir sahil yerleşim bölgesidir.
Milas-Bodrum yolu üzerinden sağa ayrılan kavşaktan 8 km sonra Güllük’e varılmaktadır. Bu şirin tatil kasabası, Bodrum’un kalabalığından hoşlanmayan tatilciler için daha sakin bir tatil olanağı sunmaktadır.
Güllük’ün bir liman kasabası olması gibi, İasos da bir liman kasabasıdır. Limandan, çevrede çıkarılan boksit madeni ihraç edilmektedir. Mandalya Körfezi ve Asin Koyu çevresine yerleşmiş kasabanın sahili, balıkçıları, kahveleri, tepelere yerleşmiş otelleri ve evleri kasabanın topografik özellikten dolayı hep deniz görür.
Kentin kuzeyine kurulu dalyanda ve denizde birçok balık çeşidi çıkmaktadır. Lüfer, kefal ve en çok da yılan balığı avlanmaktadır. Çevredeki koyların çoğunda kültür balıkçılığı da yapılmakta, çipura ve levrek yetiştirilmektedir. Ve Türkiye’nin balık ihracatında büyük bir yer tutmaktadır. Güllük beldesinde yaşamakta olduğumuz bu olumsuzlukların, başka bir yerde, özellikle İasos gibi tarihi ve turistik yerde de yaşanmaması gerekir.
İasos’da da komşusu Bodrum gibi bölgeye özel tekneler (gulet) yapılan tersaneler vardır… Maden kamyonları, bu şirin beldelerimizin de ana yolunun böylece bozulmasına neden olacaktır.
İasos’da, yeni liman inşaatı da başlamış bulunmaktadır. Uzun yıllardır yapılacak olan yeni liman inşaatını halkımız asla istememektedir.
Boğaziçi, Kıyıkışlacık ve İasos sakinleri, Kıyıkışlacık balıkçı limanında bir araya geldiler ve “Limana hayır” dediler. Liman karşıtı eyleme, ikinci limanın yapımı için çevre ve şehircilik il müdürlüğünün “ÇED gerekli değildir” kararına rağmen inşaatın devam ettirilmesi mantıksızdır.
Antik kent İasos’a özel bir şahıs şirketi tarafından yapılması planlanan maden ve kargo yükleme limanına, Ayıldız Yük Tahmil ve Tahliye İskelesi ve Dip Tarama Projesine vatandaşlardan gelen tepkiler gün geçtikçe büyümektedir. Geçimini balıkçılık, zeytincilik ve turizmden sağlayan yöre halkı ise körfezde var olan limanın yanı sıra yapılacak ikinci bir limanla birlikte körfez ve çevresinde canlı yaşamının sona ereceğini savunarak, maden limanına karşı tepki göstererek limanın yapılmamasını istemektedirler.
Dağlar delik deşik olmakta, taş ocağıydı derken, koylar ile, 5 yıldızlı oteller, doğa, antik şehir ve am ormanlarımız gözler önünde telef olmakta ve daha da çok telef olacaktır. Yöre halkı, “Limana yük taşıyan kamyonlar için yeni bir yol güzergahı hazırlanması için, çamlarımız, zeytinlerimiz, yok edilir sonra da yağmur yağmıyor, kuraklık küresel ısınma diye dertleniriz, doğayı ve denizlerimizi kendi ellerimizle yok ediyoruz demektedirler. Mahkeme süreçleri tamamlanmadan sürdürülen bu proje yalnızca doğaya değil, hukukun üstünlüğüne de zarar vermektedir. Anayasa mahkemesinin itirazları en kısa sürede ele alması gerekir.
Maden Limanı Kıyıkışlacık’a yapılacak. Halkın çoğu geçimini balıkçılık, zeytincilik ve turizmden kazanıyor. ÇED Olumlu kararının ardından Kıyıkışlacık halkı davalar açmış ve davalar idari mahkemede kazanılmıştı. ÇED Olumlu kararı iptal edilmişti. Halk bu zaferi büyük bir mutlulukla kutlamıştı. Ancak karşı taraf Danıştay’a gitti. Danıştay hüküm karar vererek Muğla İdari Mahkemesinin kararını bozdu ve ÇED Olumlu kararı geri geldi.
Bunun üzerine Kıyıkışlacık halkı Anayasa mahkemesine gitti. Halen dava anayasa mahkemesinde.
Anayasa mahkemesi karar verene kadar doğa, geri dönülmez şekilde tahrip ediliyor. Halk, Anayasa mahkemesinden doğa ve insanı koruyan kararın biran evvel çıkmasını bekliyor.
Hukuksal süreç devam ettiği halde şirket maden limanı inşaatına başladı. Ekokırım vahşice devam ediyor.

