(BÖLÜM 1)
Muğla, Türkiye’nin Muğla ilinin merkezi olan şehirdir. Merkez ilçesinin adı Menteşe’dir.
Muğla, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve her devirde önemini korumuş bir bölgedir. İslam hâkimiyetinden önceki medeniyetler tarafından Karya, İslam hâkimiyeti sonrasında da Menteşe ismini alan bölgenin ismini nereden aldığı konusu açık değildir.
Cumhuriyetin kurulmasından sonraki idari yapılanmada Muğla ilinin yönetim merkezi olan şehir, dağlık yapısı ve dışarıya açılan elverişli bağlantı yollarına sahip olmadığından gelişememiştir. Yıllarca sadece il merkezi olmasının verdiği hareketlilikle gelişmeye çalışan Muğla son yıllarda özellikle üniversitenin açılması, yeni sanayi bölgesinin kurulması ve turizm faaliyetlerinin de artmasıyla dışarıya açılmaya ve gelişmeye başlamıştır.
2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Muğla’da sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.
Muğla denince akla ilk gelen şeyler Bodrum, Marmaris, Milas, Fethiye, Datça gibi tatil yerleri başta olmak üzere Dalyan, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Kleopatra Plajı ve Ölüdeniz gibi hepsi birbirinden güzel ve insana güzel duygular vaat eden yerlerdir.
Turizmin dışında Muğla’yı değerli kılan en büyük özelliklerinin başında yeraltı zenginlikleri gelmektedir. Muğla, son nüfus sayımına göre 938.751 nüfusu, 12.975 kilometrekare yüzölçümü, 1480 kilometre kıyı şeridi, yüzde 68 orman varlığı, maden, enerji, tarım ve turizmde söz sahibi 13 ilçesi ile Türkiye’nin en önemli illerinden biridir. Muğla ayrıca sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi eserler, antik kentleri nedeniyle korunması ve turizme kazandırılması gereken alanlara sahiptir. 110 antik kentin bulunduğu Muğla’da sadece 17 antik kentte aktif kazı çalışmaları devam etmektedir. Devleti yönetenlerin, yerel yönetimlerin ve bütün vatandaşlarımızın ülkemiz genelinde, Muğla özelinde çevreye, doğal güzelliklerimize sahip çıkması gerekmektedir.
İlimiz, tarihi ve doğal zenginlikleriyle birlikte madencilik uygulamaları ile ülke ekonomisine olan katkısı, aynı zamanda kamuoyunda oluşan çevresel kaygılar nedeniyle sıkça gündemde yer almaktadır.
Ülke ekonomisinin önemli sektörlerinden biri olan madencilik, sosyoekonomik kalkınma için gerekli olan enerji ve sanayinin temel hammaddelerini sağlayan tüm faaliyetleri kapsamaktadır. Ancak, madencilik ve çevrenin uyum içerisinde olabilmesi için maden politikasının sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir.
Günümüzde dünyada yaklaşık 90 çeşit madenin üretimi yapılmaktayken ülkemizde 60 civarında maden türünde üretim yapılmaktadır. MTA verilerine göre, dünyada 132 ülke arasında toplam maden üretim değeri itibarıyla 28’inci sırada yer alan ülkemiz, maden çeşitliliği açısından ise 10’uncu sırada bulunmaktadır. Dünyada çıkarılan 50’den fazla maden çeşidi arasından 29’u Türkiye’de bulunmaktadır.

