Milli Mücadele dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılmasından sonra, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkışıyla başladı. Bu nedenle Milli Mücadele döneminin başlangıç tarihi olarak genellikle 19 Mayıs 1919 kabul edilir.
Bu aşama, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden sürecin en önemli aşamalarından biridir ve yaklaşık 3 yıl 8 ay sürmüştür. Bu süreç içinde, Türk milleti, işgalci güçlere karşı direniş göstermiş ve ülkenin bağımsızlığı için mücadele etmiştir. Milli Mücadele, Türk ulusunun milli kimliği ve bağımsızlığı için verilen büyük bir mücadeleye işaret eder ve bu mücadele sonucunda, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Milli Mücadele dönemi, Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı dönemdir. Bu süreçte birçok kahramanlık öyküsü yaşanmıştır. Milli Mücadele kahramanları arasında Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Ömer Halis Demir, Nuri Conker, İbrahim Tali Öngören gibi isimler bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, Ankara’da kurulan Halk Fırkası’nın (Cumhuriyet Halk Fırkası) öncüleri de Milli Mücadele’nin kahramanları olarak kabul edilir. Bu isimler arasında Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Selim Sırrı Tarcan ve Hasan Fehmi gibi isimler yer almaktadır. Tüm bu insanlar, Türkiye’nin bağımsızlığı için canlarını ortaya koymuş, ülkelerine hizmet etmiş ve milletimize büyük katkılarda bulunmuşlardır.
Bu dönemde Türk kadınları da aktif bir rol oynamıştır. Sadece ev işleriyle veya çocuk bakımıyla ilgilenmekle sınırlı kalmamış, aynı zamanda mücadelenin farklı alanlarında yer almışlardır. Örneğin, Halide Edip Adıvar gibi yazarlar ve aydınlar, Milli Mücadele’nin yayılması için çalışmalar yürütmüşlerdir. Ayrıca, Kara Fatma olarak bilinen Fahriye Sıdıka, Kastamonu’da düzenlediği silahlı direnişle tanınmıştır. Gülnar Hatun ise İzmir’de öncülük ettiği kadın direnişiyle bilinir.
Kadınların Milli Mücadele’deki en önemli katkılarından biri de, cephelerde hemşirelik hizmetleri vermesidir. Süvari yüzbaşısı Şerife Bacı ve Nene Hatun gibi isimler, savaş meydanlarında yaralı askerlere yardım ederek, onlar için tehlikeli koşullarda hizmet vermişlerdir. Ayrıca, kadınlar, cephelerde askerlerin moralini yükseltmek için şarkılar söyleyerek, milli marşları okuyarak ve propagandalar yaparak mücadelenin başarısına katkıda bulunmuşlardır.
Sonuç olarak, Milli Mücadele döneminde Türk kadınları, her ne kadar erkekler kadar savaş meydanlarında yer almasalar da, mücadeleye katkıda bulunmuş ve önemli roller üstlenmişlerdir. Bu nedenle, Türk tarihinde kadınların Milli Mücadele’deki rolü oldukça önemlidir.
Türkiye’nin kaderini belirleyen, ülkemizi işgal kuvvetlerinin elinden kurtararak bağımsız bir cumhuriyet kurmamızı sağlayan Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, birçok kahramanın fedakârlıkları sayesinde kazanılmıştır. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı tüm milletin bir olduğu bu mücadele, başta Atatürk olmak üzere kahramanlıkları ile duygulandıran karakterlerin zaferidir. Listemizi cesaretleriyle tüm bir ulusu etkileyen Kurtuluş Savaşı’nın 8 kahramanına adıyoruz.
Asıl adı Mehmet Sait olan Şahin Bey, Fransız işgal kuvvetlerine erzak taşıyan yüz elli arabalık konvoyu bozguna uğratarak Antep’in kurtuluş mücadelesi başlatmış ve “Düşman cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez!” sözüyle tarihe geçmiştir.
Gördesli Makbule Hanım da bu kahramanlarımızdandır. Makbule Hanım, Gördes’in ileri gelen ailelerinden birinin kızıydı. Henüz 19 yaşındayken eşiyle beraber Kuvayı Milliye güçlerine katılmış ve Yunan kuvvetleriyle yapılan birçok çatışmada yer almıştır. Yiğitliğiyle silah arkadaşlarına cesaret veren Makbule Hanım, henüz 22 yaşındayken Akhisar’da şehit düşmüştür.
Milli Mücadele dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılmasından sonra, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkışıyla başladı. Bu nedenle Milli Mücadele döneminin başlangıç tarihi olarak genellikle 19 Mayıs 1919 kabul edilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden sürecin en önemli aşamalarından biridir ve yaklaşık 3 yıl 8 ay sürmüştür.
Vatanın düşmana karşı savunulmasında Türk Kadını erkeğiyle birlikte çok önemli hizmetler yapmıştır. Şanlı tarihimizin her aşamasında Türk Kadını, erkeklerin yanında her türlü sorumluluğu paylaşmış ve özellikle Anadolu’nun düşmandan kurtuluşuyla sonuçlanan Milli Mücadele’de sadece miting meydanlarında değil, bizzat cephede çarpışarak büyük yararlılıklar göstermiştir. Bu yüzden Mustafa Kemal ATATÜRK, “Dünyada hiçbir milletin kadını,ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez” diyerek kahraman kadınlarımızı hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.
İslamiyet’ten önceki Türk Devletlerinde hükümdarın eşi kocasının en büyük yardımcısıydı ve sorumlulukları paylaşırdı.995 yılından 1679 yılına kadar geçen süre içinde, İran’da naibe olan Seyyide Hatun’dan, Kasım Hanlığı’nın sultanı olan Fatma Bike’ye kadar onaltı kadının sultan veya naibe olarak görev yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Selçuklu Sultanı Melikşah’ın eşi Türkan Hatun’un 12 bin kişilik bir süvari birliğine komuta ettiği bilgisi de tarihi kayıtlarda mevcut bulunmaktadır.
Osmanlı’nın fetih dönemlerinde Türk kadını bu anlamda pek etkili olamamıştır. Ancak, Anadolu düşman işgaline uğradığı zaman, bu topraklar için ter dökmüş, elleri nasır bağlamış, evlatlarını bu toprakların nimetleriyle büyütmüş Anadolu kadını, bu kutsal vatanın savunucusu olarak ortaya çıkmıştır. Anadolu kadınından daha fazla bu toprakların kıymetini bilen yoktur. Evlatları, eşleri, babaları bu topraklar için can vermişlerdir. Bu topraklar Türk kadınının el emeği, göz nuru ve namusudur. Bu nedenle 1000 yıldır üzerinde var olduğumuz bu yurda; Anadolu, Anavatan ve Anayurt denilmektedir.
Düşmanın Anadolu’ya girmesi demek, Anadolu kadınının ocağına tecavüz edilmesi, namusunun tehlikeye girmesi demektir. Türk kadını, eline çapasını, kazmasını, orağını ve silahını alıp düşmana karşı erkeğiyle birlikte savaşması dışında cephe gerisinde de her türlü fedakârlıklarda bulunmuştur. Tarihimizde bunun sayısız örnekleri vardır. Erzurum’da Ruslara karşı savaşan kahraman Türk anası, Nene Hatun, bu örneklerden sadece biridir.
Türk ulusunun milli kimliği ve bağımsızlığı için verilen büyük bir mücadeleye işaret eden Milli Mücadele sonucunda 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

