Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KAPİTÜLASYON

KAPİTÜLASYON

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kapitülasyon, bir devletin bir anlaşmaya bağlı olarak başka devletlere tanıdığı iktisadi ve sosyal ayrıcalıklara denir. Kapitülasyon kelimesinin kökeninde Latince çaput sözcüğü vardır. Geniş anlamıyla kapitülasyon baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşır.

Tarihte kazandığı özel anlamla kapitülasyon, bir ülke tarafından başka bir ülkenin vatandaşlarına verilen ticari ayrıcalıklar bütünüdür.

Osmanlı kapitülasyonları, Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancılara verilen ekonomik, adli, idari vb. hak ve ayrıcalıklardır. Kapitülasyon kelimesi Latince “şartlar, fasıllar, maddeler” anlamına gelen “capitula” sözcüğünden türemiş olup “teslim olma” anlamı galat-ı meşhurdur. Osmanlı Devleti’nin verdiği kapitülasyonların çoğu iki taraf için geçerli olsa da ekonomisi güçlü olan taraf kapitülasyonlardan fayda sağlarken ekonomisi zayıf olan taraf kapitülasyonlardan zarar görmüştür.

Osmanlı Devleti’nin verdiği kapitülasyonlara örnek olarak Osmanlı kentlerinde örgütlenebilme hakkı, yabancıların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda konsolosluklara yargı yetkisi tanınması, Osmanlı topraklarında seyahat, taşımacılık ve satış serbestliği, Osmanlı sularında gemi işletme hakkı verilebilir.

İttihat ve Terakki Hükümeti’nin 9 Eylül 1914 tarihinde tüm elçiliklere bildirerek kaldırdığını ilan ettiği kapitülasyonlar,1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile yürürlükte kaldı. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile yapılan 28 Mart 1921 Anlaşmasının 7. Maddesiyle, kapitülasyonlar “geçersiz ve kaldırılmış” sayıldı. Kapitülasyonların gerçek anlamda kaldırılması ise Lozan Antlaşması’yla olmuştur.

Sene 2025. Cumhuriyet idaresi altında olan yurdumuz, iktidar partisi olan, Adalet ve Kalkınma partisi başkanı cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetilmektedir. Aynı kapitülasyon niteliğinde olup, yurdumuzun yeraltı zenginliklerinin işletmeleri yabancı menşeili firmalara verilmektedir.

Yurdumuz yer altı zenginliklerine sahiptir. Petrolden başlanılarak çeşitli yer altı madenlerimiz bulunmaktadır. Türkiye’de madencilik gelişmiş sanayi kollarından biridir. Türkiye madenler bakımından zengin bir ülkedir. Ayrıca bazı madenler bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasındadır. Türkiye’nin madenlerinin tamamı henüz belirlenmemiştir. Maden arama çalışmaları hızla devam etmekte ve yeni maden yatakları bulunmaktadır. Türkiye’nin madenciliğinin şu andaki üretimi, tümüyle kendi endüstri kuruluşlarımızın gereksinimine yönelik değildir. Bir kısmı ham olarak ya da yarı işlenmiş halde yurt dışına satılmaktadır.

6592 sayılı Maden Kanunu’na göre “Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir. Madenler, devlet ya da üretilen madenden devlet hakkı ödenerek özel veya tüzel kişiler tarafından işletilebilir.”

Dünyadaki endüstriyel ham madde rezervinin %2,5’i; kömür rezervlerinin %1’i; jeotermal potansiyelinin % 0,8’i ve metalik maden rezervlerinin %0,4’ü Türkiye’dedir. Dünyadaki yeri açısından en zengin maden: dünya rezervinin %72’sinin bulunduğu bor mineralleridir. Ülke coğrafyasında jeolojik zaman çeşitliliği ve farklı coğrafi etkiler bulunması nedeniyle çeşit olarak zengin, rezerv olarak nispeten sınırlı durumdadır. Gezegende üretimi ve ticareti yapılan 90 türde maden ve mineralden 13’ü ekonomik ölçekte ülkede yer almaz. 22 maden rezervi yeterli ve ihraç edilir konumda; 28 maden türünde ise kısmen yeterli konumdadır. 27 maden ve mineralin rezervleri ve tenörleri, ekonomik madencilik için yetersizdir. Türkiye, madencilik açısından “kendine kısmen yeterli” olan ülkeler arasındadır.

Ülkede ekonomik şekilde var olan madenler: bor, barit, jips, lületaşı, mermer, diyatomit, perlit, manyezit, stronsiyum tuzları, sepiyolit, fluorit, kireçtaşı, ponza, sodyum sülfat, zeolit, profilit, kuvars-kuvarsit, linyit, feldspat, kayatuzu, olivin, dolomit, silis kumu, bentonit, trona, asbest, kalsit ve Zımpara taşı olarak sıralanabilir.

Daha ziyade yeraltı zenginliklerimiz emperyalist ülkeler tarafından, büyük fırsatlar tanılarak işletmelerine izin verilmektedir. Bu da, zamanımızda ki kapitülasyonlardır. Emperyalist devletlerin yurdumuz ekonomisinde rolleri çok büyüktür. Örneğin, 1967-68 yıllarında Adıyaman ilimizde, bez fabrikasının karşısında ki tepelerde inanılmaz kalitede ve inanılmaz miktarda petrol bulunmuştur. Bu çıkarılan petrollerin konabileceği petrol tanklarının azlığı dolayısı ile inşaat makinelerinin açmış olduğu çukurlara depolanmakta idi.

Emperyalist devletlerin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, devletimiz yetkililerine bu kuyuların kapatılmasını istemişler idi. Ne yazıktır ki, bir ağustos sabahında bu kuyular, dinamit kullanılarak kapatılmış idi.

Bu ve buna benzer olaylar ne yazıktır ki günümüzde de yaşanmaktadır. Petrol konusunda ki son örnek ise güney doğu Anadolu’muzda, Şırnak ilimizde, Gabar dağlarında bulunan ve şu anda Türkiye Petrollerimizce işletilmeye başlanılmış olan kuyularımızdır. Bu kuyularımızın akıbeti, gene iktidarımızın, emperyalist ülkelerin isteklerini ne şekilde yerine getirileceğine bağlıdır.

Emperyalist ülkelerin oyuncağı olmadan, kendi başımıza karar verebilecek yönetimlerin geleceği günlerin özlemi ile…

KAPİTÜLASYON
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481