Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DÜNYA TARİHİ

DÜNYA TARİHİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(Bölüm 9 – Son Bölüm)

Erich Anton Paul von Däniken, İsviçreli yazardır. İlk insan kültürleri üzerindeki dünya dışı etkiler hakkında tartışmalı iddialarda bulunan, 1968’de yayımlanmış “Tanrıların Arabaları” adlı en çok satan eseri de içeren kitaplara sahiptir.

Tanrıların Arabaları, ilk olarak 1968 yılında yayımlanan, Erich von Däniken’in yazdığı kitap. Genel olarak Antik Çağ’daki ilkel insanların yüksek bir medeniyete ve bilgi düzeyine sahip dünya dışı varlıklar tarafından ziyaret edildiğine dair hipotezleri ve bunların delillendirilmesini içermektedir.

Erich Anton Paul von Däniken, kitabında sözünü ettiği birtakım düşünceler ile, dünyamızın gerçekte uzaylı bir medeniyet ile oluşturulduğu belirtilmiştir. Yurdumuz da da bu konu ile ilğili bazı örnekler gösterilmektedir.

Kars ilimizin, eski bir yerleşme yeri olan ve uzun yıllar Rusya’nın egemenliğinde kalmış bulunan, arpa çay kıyısında ki ANİ HARABELERİdir.

Kars şehrinin güneydoğusunda, şehir merkezinden 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunan Ani Ören Yeri, yerleşim ve savunmaya çok elverişli topografyası nedeniyle tarih öncesi dönemlerden itibaren çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Orta çağ Döneminde önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Kafkaslardan Anadolu’ya ilk giriş noktasında kurulmuş olan kent, bu dönemde büyük bir gelişme göstererek bölgenin politik, kültürel ve ekonomik merkezi konumuna yükselmiştir. Ani, büyük oranda ayakta kalmış olan etkileyici surları, dini ve sivil mimarlık örnekleri ve şehir planlaması ile Orta çağ kentinin bir özeti niteliğindedir.

Kars’ta bulunan Ani ören yerinde yapılan kazı çalışmalarında, bölgedeki yerleşimin Bronz ve Demir çağlarına dayandığı keşfedilmiştir. Yapılan kazılarda, Urartulara ait olduğu tahmin edilen yapılar da ortaya çıkarılmıştır. Ani, yüzyıllar boyunca birçok savaşa tanıklık etmiş; birçok uygarlığın yaşam alanı olmuştur.

Ani’de tarih boyunca süren çok kültürlülük buradaki dini ve sivil mimarinin biçimlenmesinde de etkili olmuştur. Ateşgede Tapınağı, çeşitli plandaki kiliseler ve Selçuklu Dönemine ait cami gibi farklı dinlere ait yapıları bir arada bulunduran Ani, çok kültürlü bir yapıya sahip ticaret kenti olarak Orta çağ Dönemi mimarlık ve şehircilik tarihi içinde de özel bir konuma sahiptir.

Bu alan, Ermenistan ile doğal bir sınır oluşturan bir vadiye bakan, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki tenha bir platoda yer almaktadır. Bu orta çağ şehri, yüzyıllar boyunca Hristiyan ve ardından Müslüman hanedanlar tarafından inşa edilen bir orta çağ şehirciliğinin karakteristik özelliği olan konut, dini ve askeri yapıları bir araya getirmektedir. Şehir, MS 10. ve 11. yüzyıllarda Bagratidler’in orta çağ Ermeni krallığının başkenti haline geldiğinde ve İpek Yolu’nun bir kolunun kontrolünden faydalandığında gelişmiştir. Daha sonra Bizans, Selçuklu ve Gürcü egemenliği altında, tüccar kervanları için önemli bir kavşak noktası olma statüsünü korumuştur. Moğol istilası ve 1319’daki yıkıcı bir deprem, şehrin gerilemesinin başlangıcını işaret etmiştir. Alan, MS 7. ve 13. yüzyıllar arasında bölgenin neredeyse tüm farklı mimari yeniliklerinin örnekleri aracılığıyla, orta çağ mimarisinin evrimine kapsamlı bir genel bakış sunmaktadır.

Ani’de kilise duvarında 12 eşit parçaya bölünmüş bir daire ve bu dairenin merkezinde de iri bir çivi gibi bir metal çubuk bulunmaktadır. Bu şekil bir güneş saati benzetmesidir.

Ayrıca, kilise içerisinde ki resim ve rölyeflerde Hristiyan azizlerini tasvir eden insan resimlerinin başlarının dairesel bir bicimde gösterilmesi, bu azizlerin başka medeniyetlerden, özellikle dünya dışı uzaylılara ait medeniyetlerden geldiği kanısı uyandırılmaktadır.

Ani harabelerinin bu özelliğinden başka, aynı şaşırtıcı diğer bir olay da Amerika kıtasında, Peru’da ki asırlar önce imal edilmiş olan yapıya yönelmektedir. Bu yapının asırlar önce, bir hava alanı olarak inşa edildiği düşünülmektedir.

Bütün bu ve buna benzer çeşitli olayların sonunda, dünyamızda, o gün yaşanmakta olan medeniyetin çok çok üstünde bazı medeniyetlerin var olduğu kanısı uyandırılmaktadır.

Ani, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Kars şehrine 42 km uzaklıkta, Ermenistan ile doğal sınırı oluşturan bir vadiye bakan, gözlerden uzak üçgen bir plato üzerinde yer almaktadır. Ani’deki yerleşimin yaklaşık 2500 yıl boyunca devam etmesi, İpek Yolları’nın Anadolu’ya açılan önemli bir kapısı olan, verimli nehir vadileriyle çevrili, kolay savunulabilir bir plato üzerindeki coğrafi konumu sayesinde olmuştur.

Bir zamanlar İpek Yolları üzerindeki kültürel ve ticari merkezlerden biri olan bu orta çağ şehri, çeşitli konut, dini ve askeri yapıları bir araya getiren mimarisiyle öne çıkar ve yüzyıllar boyunca birbirini izleyen Hristiyan ve Müslüman hanedanlar tarafından inşa edilen bir orta çağ şehirciliği panoraması yaratır. Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olan Ani, MS 10. ve 11. yüzyıllarda, Bagratidler’in orta çağ Ermeni krallığının başkenti haline geldiğinde ve İpek Yolları’nın bir kolu üzerindeki kontrolünden faydalandığında gelişmiştir.

Daha sonra Bizans, Selçuklu ve Gürcü egemenliği altında, Bizans, Pers, Suriye ve Orta Asya arasındaki ticaret yollarını kontrol ederek, tüccar kervanları için önemli bir kavşak noktası olma özelliğini korudu. Moğol istilası, 1319’daki yıkıcı deprem ve ticaret yollarındaki değişiklik, şehrin gerilemesinin başlangıcı oldu. 18. yüzyılda şehir neredeyse tamamen terk edildi.

Mülkün ana alanı, üç bölgede bulunan mimari kalıntılardan oluşmaktadır: Kamsaragan Sarayı, Saray Kilisesi, Midjnaberd Kilisesi, Sushan Pahlavuni Kilisesi, Karamadin Kilisesi ve Altı Apsisli Kilise kalıntılarını içeren kale; Ateş Tapınağı, Katedral, II. Smbat Surları, Emir Ebu’l Muammeran Külliyesi, Selçuklu Sarayı, konut mimarisi, pazar ve İpek Yolu Köprüsü gibi yapıları içeren dış kale veya surlarla çevrili şehir ve şehir surlarının dışındaki alan. Şehri çevreleyen vadilerden biri olan Bostanlar Deresi’nin yamaçlarındaki kaya oyma yapılar da mülkün bir parçasıdır.

Ani’deki Zerdüşt, Hristiyan ve Müslüman etkisindeki dini anıtlar ile kamusal ve konut yapıları, Kafkasya, İran, Türkistan ve Horasan’da gelişen ve taşa aktarılan farklı mimari geleneklerin aktarımını ve kaynaşmasını kanıtlayan, özgün bir Orta Çağ kentinin canlı ve kapsamlı bir resmini sunmaktadır. Bu Orta Çağ yerleşimi, Orta Çağ Ermeni, Bizans, Selçuklu ve Gürcü şehirciliğinin, mimarisinin ve sanat gelişiminin tüm zenginliğini ve çeşitliliğini barındıran çok kültürlü bir merkezin kalıntılarından oluşmaktadır.

Ani, anıtların mimari tasarımına, malzemelerine ve süsleme detaylarına yansıyan Ermeni, Gürcü ve çeşitli İslam kültür geleneklerinin buluşma noktasıydı. Kültürlerarası etkileşimler sonucunda ortaya çıkan yeni stiller, Ani’ye özgü yeni bir mimari dile dönüşmüştür. Ani’nin tasarımında, işçiliğinde ve süslemelerinde ifadesini bulan bu yeni dilin yaratımı, Anadolu ve Kafkasya’nın daha geniş coğrafyasında da etkili olmuştur.

Ani, Ermeni kültürel, sanatsal, mimari ve kentsel tasarım gelişiminin olağanüstü bir kanıtıdır ve “Ani okulu” olarak bilinen Ermeni dini mimarisinin tekniklerini, tarzını ve malzeme özelliklerini yansıtan olağanüstü bir temsilidir.

Askeri, dini ve sivil yapılarıyla Ani, MS 7. ve 13. yüzyıllar arasındaki altı yüzyıl boyunca bölgede ortaya çıkan neredeyse tüm mimari tiplerin burada bulunması sayesinde geniş bir Orta Çağ mimari gelişimi panoraması sunmaktadır. Ayrıca, MS 4. ve 8. yüzyıllar arasında Ermeni Kilise mimarisinde gelişen neredeyse tüm plan tiplerinin bir arada görülebildiği nadir bir yerleşim yeri olarak kabul edilmektedir.

Ani’nin kentsel çevresi, anıtsallığı, tasarımı ve kalitesiyle Orta Çağ mimari topluluğunun önemli bir örneğidir. Ani platosunun altındaki tüneller ve mağaralar, çevredeki derin nehir vadilerinden oluşan volkanik tüf ortamına bağlanmaktadır.

Uzun yıllar Rus egemenliğinde kalan bu antik kent,1917 Rus savaşından sonra sınırlarımız içerisinde kalmıştır. Rusya, bu bölgeden çekildiğinde, kendi öz topraklarında “noviani” (yeni Ani) adını bir yerleşkesine vermiştir.

Anadolu’muz böylesine fırtınalı bir tarihe sahiptir. Büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün sayesinde dünya tarihinde de, bu şekilde yerini almıştır.

BİTTİ…

DÜNYA TARİHİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481