Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BEŞPARMAK DAĞLARI VE LATMOS

BEŞPARMAK DAĞLARI VE LATMOS

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Beşparmak Dağı, Bafa gölünün doğusunda, Batı Menteşe Dağları sisteminde yer alan dağ. Aydın ve Muğla topraklarına yayılan dağın en yüksek yeri 1375 m ile Tekerlekdağ’dır. Arkeolojik olarak çok önemli olan dağ, Neolitik dönemden Osmanlılara kadar izler taşır.

Bizans Dönemi’nde manastırlara çıkmak için kullanılan ve daha önceki çağlarda Beşparmak’ın zirvesindeki (Tekerlek Zirvesi 1.375 metre) hava ve yağmur tanrısının kutsal alanına yapılan ayin yürüyüşlerinde de yüzyıllardır kullanılan bir patika ile 45 dakikalık bir yürüyüşten sonra M.Ö. 7-8 bin yıllara tarihlenen prehistorik kaya resimlerinin bulunduğu bir mağaraya ulaşılır. 45 dakikalık ikinci bir yolculuktan sonra bölgenin birçok Bizans manastırları ve keşiş mağara ve barınaklarının içinde bulunan Yediler Manastırı’na varılır. Günümüzde köylüler zeytinliklerine ulaşmak, çevredeki diğer köylere gitmek için bu patikayı kullanmaktadır.

Günümüzde Milas-Söke Karayolu üzerinde yer alan Herakleia’nın yer aldığı, Antik Çağ’da Latmos Dağları olarak bilinen Beşparmak Dağları sarp ve ormanlarla kaplı olup Latmos Körfezi’ni çevirmektedir. Doğal güzelliği ile tanınan bu antik şehre aynı zamanda Latmos veya Latmia ismi de yakıştırılmıştır.

Latmos Herakleia’sı en parlak devrini Helenistik Dönem’de yaşamıştır. Özellikle deniz ticareti sayesinde çok zenginleşmiştir. Antik zamana tarihlenen kalıntıları Latmos Dağı’nın Bafa Gölü’ne uzantılarının bulunduğu yerdeki Kapıkırı Köyü ile iç içedir. Gerçekte, eski şehir bugünkü Herakleia’nın doğusunda dik bir yamaçta kurulmuştur. Şehrin sur duvarları MÖ 287’de Lysimachos tarafından genişletilmiş, uzunluğu 6,5 km’ye ulaşmıştır. Surlar 65 kule ile takviye edilmiştir.

Herakleia’nın tamamen terk edildiği yıllardan bir süre sonra MS 8. yy’ın ilk yarısında Sina Yarımadası’ndan ve Yemen’den gelen Hıristiyan papazları burada bir takım manastır ve kiliseler yapmışlardır. Bu manastır ve kiliseler Latmos Dağları’ndan başlayarak Latmos Körfezi’ne ve Bafa Gölü üzerindeki adacıklara yayılmıştır.

1971 yılından bu yana bölgede çalışan Alman Arkeolog Anneliese Peschlow’un Latmos Kaya Resimleri ile yolu 1994’te ziyaret ettiği bir köyde kesişmiştir. İnsanlığın gelişim tarihi açısından çok önemli olduğunu söyleyen uzmanlar bu resimlerin Anadolu’nun ilk aile tablosunu sembolik bir dille anlatıldığını ifade ederler.

Ayrıca resimlerde Avrupa’da bulunanlardan farklı olarak savaş figürlerinin bulunmadığı vurgulanmaktadır. Batı Anadolu’da benzerleri bulunmayan bu resimler, tarih öncesi resim sanatına olduğu kadar dönemin kadın-erkek ilişkilerine dair de bilgileri günümüze ulaştırmaktadır. Paleotik zamandan Neolitik zamana geçişi simgeleyen kaya resimlerinden 170 tane bulunmuştur.

Neolitik dönemde yağmur ve hava tanrısının mekanı olan dağ, Yunan mitolojisinde yerini gök tanrısı Zeus’a bırakmıştır. Bizans döneminde yöre yağmur duası merkezi olmuş, manastır yapılmıştır. Menderes masifine dahil olan alanda metamorfik kayaçlardan granit, gnays, gözlü gnays yaygındır. Gnaysın aşınmaya uğramasıyla ilginç şekiller (insan suretleri, cinler, hayvan ve canavar silüetleri) ortaya çıkmıştır. Arkeolojik ve tarihi özellikleri olan arazi feldspat madeni çıkarımı ile tehdit altındadır.

Alanda Akdeniz iklimi hakimdir ve dar alanlarda görülen Fıstık çamı ile diğer maki türleri yaygındır. Beşparmak dağlarının GB yönünde yer alan Bafa gölü çevresinde endemik Sığla ağaçları yer alır. Dağlar nesli tükenen Anadolu parsının yaşam alanıdır. Çevrede tilki, ayı, çakal, kirpi, yaban domuzu, tavşan, akkuyruklu kartal, kızıl şahin ve atmaca yaşamaktadır. Dağ üzerinde yer alan Latmos antik kenti MÖ 300 yıllarında kurulmuş, MS 4. yüzyılın sonlarında terkedilmiştir.

Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir, Türkiye’nin en çekici doğal manzaralarından biri olan bu bölgede kültürel ve tarihi kalıntıların yok edilmesini önlemek amacıyla Beşparmak Dağları’nın bir kısmının milli park ilan edilmesi için çabalar devam süregelmektedir.

Dağların ekolojisini tehdit eden öncelikli unsur, madencilik endüstrisinin seramik endüstrisi için hammadde çıkarma faaliyetleridir. 1990’ların ortalarında bilim insanları Latmos’un arkeolojik buluntularını ve doğal güzelliklerini koruma altına almak için UNESCO’ya başvurmuşlar fakat kısıtlı bir başarıya ulaşmışlardır. 1994 yılında 60 km²’lik Bafa Gölü çevresindeki 12.281 hektarlık kıyı şeridi ve komşu menderes deltası “Aydın Tabiat Parkı “nın bir parçası olarak Bafa Gölü Tabiat Parkı ilan edilmiştir.

1984 yılında Latmos’ta feldspat, kuvarsit ve mermer madenciliği başlamış ve 2004’ten 2014’e kadar madencilik önemli ölçüde hızlanmıştır. 1984’ten 2018’e kadar, Latmos’taki madencilik faaliyetleri, feldspat-kuvarsit ocakları tarafından 1500 hektar, mermer ocakları tarafından 1390 hektar ve linyit madenciliği tarafından 900 hektar olmak üzere toplam 3800 hektar araziyi tahrip etmiştir. Madencilik teşvikleri ve vergi indirimleri nedeniyle madenciliğin hızla arttığı son yıllarda, 2012 yılına kadar bu bölgede cam, seramik, kaynak elektrodu ve boya sektörlerine hammadde sağlayan yedi yeni feldspat ocağı açılmıştır.

Latmos’un doğal ve kültürel varlıklarına yönelik madencilik faaliyetlerine karşı ilk kitlesel gösteriler Kasım 2012’de “Latmos’u Kurtarın” sloganı altında başladı. Halkın, çevre derneklerinin, ulu-sal ve uluslararası bilim temsilcilerinin ve Türk sağlık sektörünün güçlü protestolarına rağmen,UNESCO’ya ve Türk devlet kurumlarına defalarca yapılan başvurulara rağmen ve madencilik faaliyetleriyle çevre tahribatının hızla ilerlediğini ortaya koyan bilimsel araştırmalara rağ-men, Latmos bölgesinde süren madencilik faaliyetlerine karşı durdurma ile sonuçlanan bir başarıya ulaşılamamıştır.  Bununla birlikte madencilik faaliyetlerinin önüne açacak yeni izinler alınmakta ve gelecekte tahribatın daha da artmasının önü açılmaktadır.

Latmos’u kurtarmak, geleceğimizi kurtarmaktır.

BEŞPARMAK DAĞLARI VE LATMOS
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481