Nefret, bir duygudur. Bazı insanlara veya fikirlere karşı kullanılabilecek kızgın veya küskün bir duygusal tepkiye neden olabilir. Nefret genellikle öfke, iğrenme ve düşmanlığın kaynağına yönelik bir eğilim ile ilişkilendirilir. Nefret bazen sevginin karşıtı olarak görülür.
Nefret üzerine bir dizi farklı tanım ve bakış açısı ortaya atılmıştır. Filozoflar nefretin özünü ve doğasını anlamakla ilgilenirken, bazı dinler nefrete olumlu bakmış ve belirli dış gruplara karşı nefreti teşvik etmiştir. Sosyal ve psikolojik teorisyenler nefreti faydacı bir anlamda anlamışlardır. Hoşgörüye değer veren çoğulcu kültürler bağlamında nefretin bazı kamusal gösterileri bazen yasal olarak yasaklanmıştır.
Nefret, çok çeşitli duygu derecelerini kapsayabilir ve kültürel bağlama ve duygusal veya entelektüel tepkiyi tetikleyen duruma bağlı olarak çok farklı ifadelere sahip olabilir. Nefretin ortaya çıktığı bağlama göre, farklı toplumlar tarafından olumlu, olumsuz veya nötr olarak görülebilir.
Her zaman derin bir incinmenin ya da kişinin kendi çabalarıyla değiştiremeyeceği için güçsüz bir şekilde yüzleştiği acı verici bir durumun sonucudur.
Nefret her zaman bir kişinin hayata, diğer insanlara ve ideallere karşı olumlu bir tutuma sahip olduğunu varsayar. Yaşamı güçlü bir şekilde onaylayan biri, yaşamı tehdit edildiğinde buna uygun bir tepki verecektir.
Bireyler ya kendilerinin ya da başkalarının fikirsel özgürlüğü için mücadele ederler. Bu tepki, hayata karşı duyulan, başkalarının sahip oldukları seviyelerin ve paylaşımın farklı bir kıskançlık şeklidir. Bu konuyu açıklayabilecek olan bir atasözümüz vardır. “Kedi, uzanamadığı ciğere, mundar der.”
Tepkisel nefretle aynı şekilde tetiklenmesine rağmen, nefret eden kişinin temelde farklı bir kişilik yapısına sahip olduğu varsayılmaktadır. Bu durumda nefret esasında var olan duruma tepkiden çok kişinin bir karakter özelliği halini almıştır, nefret tepkisi ise yalnızca içsel nefretin bir ifadesidir. “Tepkisel nefret” ile arasındaki temel fark, nefret etmeye yönelik genel bir isteklilik, nefret patlamalarında çıkışını bulan tanınabilir bir düşmanlıktır.
Böylece, nefret ilgili kişinin bir özelliği haline gelir, o artık düşmanca davranır…
Tepkisel nefret durumunda, nefreti yaratan durumdur. Karaktere dayalı nefret durumunda ise, aktif olmayan bir düşmanlık durum tarafından gerçekleştirilir. Böyle bir kişi nefret ettiğinde, tepkisel nefret durumunda olmayan özel bir tür tatmin ve zevk gösterir.
Diğer deyimle totaliter rejimlerdeki liderlerin ve siyasilerin, aktive etmeye çalıştığı kitlelerin de bunu oluşturup harekete geçirmeye çalıştığı görülebilir.
Hümanist ahlak anlayışına göre esas mücadele edilmesi gereken nefret, tepkisel yani akla uygun nefret değildir; akla uygun olmayan yani karakter temelli nefrettir. Bununla birlikte Ateist ama hümanist etik kökenli bir anlayışa da sahip olana göre sevgideki yaratma ve nefretteki yok etme, tahrip etme arzusu farklı güdüler değildir.
Nefret ağır bir meseledir. İnsanlar, önyargıyı, terörizmi veya soykırımı anlamaya çalışırken, nefretin bunların birincil sebeplerinden biri olduğunu düşünmeden edemezler.
Bazıları nefreti öfke, hor görme ve tiksinme gibi duyguların bir karışımı olarak tanımlıyor; bazıları da farklı ve benzersiz bir duygu olarak görüyor.
Sonuç olarak, şahısların duymuş veya duymakta oldukları nefret duygusunun esası, nefreti duyan insanın değerini gösterir.

