Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. TOPRAK REFORMU

TOPRAK REFORMU

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(1. Bölüm)

Reform ya da inkılap, yanlış, yozlaşmış, tatmin edici olmayan, vb. şeylerin iyileştirilmesi veya köklü değiştirilmesidir.

Reform genellikle devrime aykırı olarak görülüyor ve devrime kıyasla bir şeyleri, daha yumuşak girişimler yaparak düzeltiyor veya iyileştiriyor. Toplumda gerekli değişikliklerin aniden değil, reformlar yoluyla olması gerektiğini savunan görüşe reformizm (inkılapçılık) denir. Gelişmekte olan ülkeler, genellikle uluslararası finans kurumları ve yardım kuruluşlarının desteğiyle yaşam standartlarını iyileştirmek için çok çeşitli reformlar gerçekleştirebilirler.

Türkiye’nin yapısını değiştirecek reform önerileri sunarak; ülkeyi daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir geleceğe taşımak için ve Türkiye’de hukukun üstünlüğünün tesisi için önemli adımlar atıldı. Bu amaçla güçlü kaynaklar oluşturuldu.

Türkiye’de cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk döneminde topraksız halka toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan kanundur. Böylelikle ülke toprakları verimli hale getirilecek ve topraksız vatandaş kalmayacaktı. Ancak çeşitli sebeplerle uygulaması yapılamamıştır. Öte yandan Türkiye’de II. Dünya Savaşından sonra ve 1970’lerde tekrar gündem olsa da kayda değer bir ilerleme olmamıştır.

Osmanlı Devletinden miras kalan topraklarda yeni bir Türk devleti kurulduğunda nüfusun çoğunluğunu köylü kesimi oluşturuyordu. Tarımla uğraşan bu nüfusun çoğunluğunu da yine topraksız veya az topraklı köylü oluşturmaktaydı. Savaş yılları dolayısıyla erkek nüfus oranında büyük bir azalma gerçekleşmiş ve halk elinde olanları devlete vermişti. Devletin vatandaşlarını rejime kazandırabilmesi ve ekonomide kalkınmayı sağlayabilmesi için toprak reformunun yapılması zaruriydi. Devlet toprak reformu kapsamında topraksız köylüye toprak dağıtırken aynı zamanda büyük toprak sahibi toprak ağalarının feodal benzeri ilişkilerini kırmaya çalışacaktı. Ama, 1945 yılında yürürlüğe giren Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, hedeflenen toprak reformunu başarılı kılabilecek mahiyette olamamıştır ve Türkiye’de hâlâ toprak reformunun başarılı olamamasından kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda nüfusun çoğunluğunu köylü oluşturmaktaydı. Büyük araziler az sayıda kişinin mülkiyeti altındaydı ve bu nedenle bir toprak reformunun yapılması zaruriydi. Nüfusun çoğunluğunu yeni kurulan rejime bağlayabilmek için de toprak reformu bir araçtı. Yalnız, toprak reformu ile köylü kesim kalkındırılmak istenirken büyük toprak sahiplerinin varlığı da milli burjuvazi olarak bir güç gibi görülmekteydi. Yani hem feodal yapı kırılmak isteniyor, az topraklı veya topraksız çiftçi topraklandırılmak isteniyor; hem de büyük toprak sahibi kimseler yeni devletin milli burjuvazisinin bir parçası olarak görülüyordu. Devlet bu ikilemde toprak reformunu gerçekleştirmek istemiştir.

Kelime anlamı ile reform; daha iyi hale getirme, mevcut yapısal düzen içerisinde kalarak siyasal/ekonomik/toplumsal değişiklikler yapma anlamına gelir.

Toprak reformu da toprak mülkiyeti dağılımının yeniden düzenlenmesi amacıyla büyük toprak mülkiyetinin sınırlandırılması ve topraksız, az topraklı çiftçilere dağıtım yapılmasıdır. Toprak reformu süreci, en iyi olan toprak düzenine dönüşü sağlama ve çiftçilerin kurtuluşunu gerçekleştirme süreci olarak düşünülmektedir. 19. asırda başlayan toprak reformu hareketleri özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birçok ülkenin kalkınmasında önemli bir unsur olarak kabul edilmiştir. Bu konu Birleşmiş Milletler’de dahi ele alınmış, 20. asrın son yıllarında ülkelerin birçoğu ister evrim ister devrim yoluyla olsun toprak reformunu ülkelerinde uygulamaya koymuşlardır.

Ne var ki, Türkiye’de feodal benzeri üretim ilişkilerinin söz konusu olduğu büyük arazi mülkleri sadece Doğu’da ve Doğu’daki toprak ağaları ile sınırlanmış değildi. Ülkenin diğer bölgelerinde de geniş arazilerini yarıcılara, ortakçılara, marabalara işlettiren binlerce toprak ağası bulunmaktaydı. Kırsal kesimde feodal benzeri üretim ve toplum ilişkilerini tasfiye etmeyi amaçlayan bir programı, uygulamasını sadece belli bazı illerle sınırlayarak yürütmek neredeyse olanaksız bir işti.

Demokratik yolla çiftçi iki şekilde topraklandırılabilir:

  1. a) Büyük toprak sahiplerinin arazilerinin bir kısmının kamulaştırılması,
  2. b) Hazine arazilerinin çiftçiye dağıtılması. Arazi kamulaştırılması suretiyle çiftçiye toprak dağıtılması masraflı bir yoldur.

Zaten 1924 Anayasası’nın 74. maddesi özel mülklerin kamulaştırılması ile ilgili hüküm ifade etmekteydi. Buna göre: ‘‘Kamu menfaatinin gerekli kıldığı resmen saptanmadıkça ve ilgili yasalara göre uygun fiyat verilmedikçe hiç kimsenin mülkü gasp edilemez ve malları ya da toprakları müsadere edilemez.’’ şeklinde idi.

TOPRAK REFORMU
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481