(Bölüm 2)
Kürtçülüğün ve bağımsız Kürt devleti kurma emellerinin tarihi, Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Kürdistan İşçi Partisi-Partiya Karkeren Kürdistan’nın (PKK) kuruluşu ise bahsi geçen Kürt hareketinin dönüm noktalarından birini teşkil etmektedir. Bu çerçevede Soğuk Savaş’ın yaşandığı ve dünyanın iki kutba ayrıldığı konjonktürde PKK, Marksist-Leninist ideolojide Kürtçü bir terör örgütü olarak ortaya çıkmıştır.
Kuruluş faaliyetleri, Abdullah Öcalan ve arkadaşlarının Ankara Çubuk Barajı’ndaki 1973 tarihli toplantısına dayanmakta olup; resmi olarak kuruluşu, 28 Kasım 1978’deki 1. Kongre neticesinde gerçekleşmiştir. Kuruluşundan sonra şiddet eylemleri ile ismini duyuran örgüt, kurulduğu günden bu yana şiddeti en temel araç olarak kullanıp; yıldırma ve korkutma amaçlarıyla şiddet propagandası yapmakta ve uzun vadede sözde bağımsız Kürdistan’ı kurmayı amaçlamaktadır.
Türkiye, paralel devlet yapılanması FETÖ’den etnik bölücü PKK’ya, aşırı solcu terör örgütü DHKP-C’ye, El Kaide ve DEAŞ gibi dini istismar eden terör gruplarından “17 Kasım” ve ASALA gibi terör örgütlerine kadar, terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir.
Türkiye’yi hedef alan terör grupları ülkemizin sınırlarının dışında teröristler için eğitim kampları kurabilmekte, fon toplayabilmekte ve sosyal ve geleneksel medya organları yoluyla propaganda yapabilmektedirler. Terör örgütlerinin liderleri, terör suçlarının failleri, hamileri ve finansörleri Türkiye dışında serbest biçimde dolaşabilmektedirler. Bu tehdide karşı uzun yıllardır verdiğimiz mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri, uluslararası düzeyde somut işbirliği tesis edilmeden, terörizmle mücadelede başarılı olunamayacağıdır. Kürtçülük de örgüt ideolojisinde Marksizm ve Leninizm ile harmanlanmıştır.
Bu çerçevede PKK, Kürtleri kendi gayeleri ekseninde yönlendirmeye ve Türk devletinden bağımsızlıklarını kazanarak yeni bir devlet kurma fikrine inandırmaya çalışmaktadır. Sürekli bir şekilde Kürtlerin Türklerle ayrı ırklardan olduğunu vurgulamakta ve dolayısıyla farklı bir devlet olma ve sözde Kürdistan’ı kurma fikrini aşılamaktadır.
Türkiye, bu çabalarında terörün her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele ilkesinden hareketle aşağıdaki hususları vurgulamaktadır:
– Terör, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik büyük bir tehdit teşkil etmektedir ve motivasyonu ne olursa olsun; nerede, ne zaman ve kim tarafından işlenirse işlensin hiçbir terör faaliyeti meşru görülemez.
– Teröristlerin barınmasının önlenmesi için “iade et veya yargıla” prensibi temelinde devletler arasındaki işbirliği artırılmalıdır.
– Uluslararası toplum, terör örgütleri arasında ayrım gözetmemelidir ve terör gruplarının, üyelerinin ve eylemlerinin önlenmesinde, sindirilmesinde, takibinde ve yargılanmasında aynı kararlılıkla hareket edilmelidir.
– Terörü herhangi bir din ya da etnik grupla ilişkilendirmek tamamen yanlıştır ve teröristlerin amaçlarına hizmet etmektedir.
Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesinde ki insanlarımızın yokluk ve sefalet içerisinde yaşamaları ve eğitim den başlayarak, iş sahalarının, fabrikalar ve benzeri kuruluşların olmaması veya az olması ile, yaşam şartlarının, yurdumuzun diğer bölgelerinde ki geçim ve yaşam şartlarına özen göstermelerinden PKK ve benzeri terör örgütlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Geçinmek için, ailesine bakabilmek için, yurdumuzun batı bölgelerinde, amelelik, hammallık ve ırgatlık yapan bu insanlarımızın huzur ve bereket içerisinde yaşamaları en büyük isteğimizdir.
Bu terör örgütlerini yok edebilmenin tek şartı ülkemizin bu bölgelerine yatırım yapılması, iş sahalarının açılması ve eğitim düzeylerini yükseltebilecek okulların açılmasıdır. Bu bölgelerimizde yaşamlarını sürdürmeye çalışan bu insanlarımızın kesinlikle herhangi bir terör örgütü mensubu olmaları düşünülemez, düşünülmemelidir. Doğu ve güneydoğu bölgelerimizin yaşam standartları düzeldiğinde, halkımızın, sözünü ettiğimiz tüm terör örgütlerinin karşılarında olacağı da gün gibi aşikardır.
Bunun en kesin göstergesi, kurtuluş savaşında canlarını bu topraklar için düşünmeden veren Kürt kökenli, doğulu ve güney doğulu vatandaşlarımızdır.
Yurdumuzda ekonomik standartların iyileştirilerek sağlanması ile terör yok olacaktır.

