Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 2

ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 2

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine “Ya istiklâl ya ölüm” parolasıyla başkaldıran Atatürk’e ilk düşmanlık besleyenler İngilizler ve onların yerli işbirlikçileridir.

İngilizler, Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ü ortadan kaldırmak için birçok yol denemiştir. Bu yollar;

TBMM’DE Atatürk’ün silah arkadaşlarından (Kazım Karabekir gibi) satın almaya çalışıp Atatürk’e karşı Meclis içinde bir darbe yaptırma planından tutun da, Müslüman din adamı kılığına sokulmuş İngiliz ajanlarına Atatürk’ü öldürtme planına kadar uzanmıştır.

Çok sayıda İngiliz ajanı ve casusu Anadolu’da Atatürk’ü öldürmek için fırsat kollamıştır. Bunlar arasında Sivas Kongresi’ni basıp Atatürk’ü ortadan kaldırmakla görevlendirilen İngiliz Binbaşısı casus Covbertin Noel ve Hint Müslümanı kılığında Ankara’ya gidip Atatürk’ü öldürmeye kalkan Mustafa Sagir ilk akla gelenlerdir.

Ayrıca İngiliz gizli servisi, Atatürk’ü adım adım izlemiştir. Atatürk, İngiliz emperyalizminin ve taşeronlarının kendisine kurduğu tuzakların farkında olduğundan Cumhuriyet döneminde bunların tümünü boşa çıkarmıştır.

1945’ten sonraki soğuk savaş döneminde, bilindiği gibi İngiliz sömürgeciliğinin yerini Amerikan emperyalizmi almıştır. Bu nedenle 1945’ten itibaren Amerikan ajanları, casusları, gizli servis elemanları ve onların yerli işbirlikçileri O’nun ölümünden sonra da “Atatürk düşmanlığına” ara vermemişlerdir. Yani bir anlamda bayrak el değiştirmiştir.

1950’lerden itibaren ABD emperyalizminin taşeronluğunu yapan karşı devrimciler, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla tarihi gerçekleri eğip bükerek kelimenin tam anlamıyla “yalan tarih” yazmışlar, üstelik bunu yaparken hiç utanıp sıkılmadan yazdıkları kitaplara “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” gibi adlar vermişlerdir.

SSCB’NİN yıkılıp iki kutuplu dünyanın, tek kutuplu dünyaya dönüştüğü 1990’ların başında ABD, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye yönelik BOP’u (yani Büyük İsrail Projesini) hayata geçirmek için Türkiye ile stratejik ortaklığı güçlendirmeye başlamıştır.

1993’teıı itibaren BOP’A uygun yeni bir Türkiye yaratmayı amaçlayan Amerika, önce “Hilafet devleti”, sonra “Yeni Osmanlıcılık” tartışmalarını başlatmıştır.

Amerika Türkiye’yi yeniden Osmanlılaşmaya teşvik ederken, öncelikle Osmanlı’nın yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ü yaygın ve sürekli eleştirmeye başlamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, 1920’li ve 1930’lu yıllarda gerçekleştirdiği bir dizi dikkatlice hesaplanmış devrim yoluyla halkını Osmanlı ve Müslüman geçmişinden uzaklaştırma girişiminde bulundu. Kemalizm’in temel ilkeleri ya da ‘altı ok’ halkçılık, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve devrimcilikti. Çokuluslu bir imparatorlar fikrini reddeden Kemal, homojen bir ulus devlet meydana getirmeyi amaçlamış, bu süreçte Ermeniler ve Yunanlılar ülkeden zorla kovulmuş ve öldürülmüştü.

Dinsel otoritenin asli kaynağı olan halifeliği kaldırdı. Geleneksel eğitime ve din işleri bakanlıklarına son verdi. Bağımsız din okullarını kapattı. İslam hukukunu uygulayan dinsel mahkemeleri lağvetti. Onun yerine İsviçre Medeni Yasası’na dayanan yeni bir hukuk sistemi kurdu. Ayrıca geleneksel takvimin yerine Gregoryen takvimi geçirdi ve İslam’ın devlet dini olmasına resmen son verdi. Büyük Petro’ya öykünerek dinsel gelenekçiliğin bir simgesi olduğu gerekçesiyle fesi yasakladı, halkı şapka giymesi için teşvik etti ve Türkçenin Arap harfleriyle değil Latin harfleriyle yazılmasını kararlaştırdı.

Bu son reformun büyük bir önemi vardı: Bu reform, Latin harfleriyle okuma yazma öğrenen yeni kuşakların engin bir geleneksel literatüre erişmesini imkânsızlaştırdı.

ATATÜRK DÜŞMANLIĞI – 2
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481