Ekonomik sıkıntıların içerisinde bunaldığımız bu günlerde, yaşam zorluklarımız tepe noktasını göstermektedir. Bu kötü günlerde inançları ne olursa olsun hep birlikte huzur içinde yaşamak zorundayız. Hangi siyasi partiden olursak olalım, hangi siyasi şahsı desteklersek destekleyelim, öncelikle “Vatan” diyebilmemiz gerekir.
Yapılan her türlü eleştirilerin arkasına sığınılarak, sadece gösteriş içerisinde birtakım fikirler üretmek, hatta birilerini suçlamamız gerektiğinde de bu suçlamayı gerekli kanuni mercilere aktarmamız şarttır. Hiçbir birey ne olursa olsun, milletvekili dahi olsa, suçlamalarını bireysel olarak yapmamalıdır.
Bütün bu görgüsüzlüklerin ana sebebi maalesef eğitimsizliğimiz ve okuma özürlü olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Yurdumuz da eğitim seviyemizin düşüklüğünün ana sebebi, ne yazıktır ki, başımızda olan iktidarın beceriksizliğidir. Kendi politikalarının devam edebilmesi için, halkımızın bilgisizleşmesini sağlamaktadırlar. İktidarlarının devam ederek, arzu ettikleri rantlara ulaşabilme açısından, ülkemizin menfaatlerine ters olan anlaşmalar yapılmaktadır. Bu anlaşmalar, yurdumuzun topraklarını, rantları karşılığı ya satmak ya da onların istekleri doğrultusunda hareket etmekle olmaktadır.
Okumak, insanın fikir yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana informasyon ve birikim kazandırır. Okumak, kişiyi öğrenmeye götürmüş olan en başlı informasyon deposudur. İnsan için en kolay ve en etkili öğrenme yolu kitap okumaktır.
Gelişmiş ülke toplumları, haiz oldukları bilgilerin %55’ini kitap okuma kanalıyla kazanmıştır. Gelişmemiş ülkelerin çoğunun karşılaştıkları sorunların temelinde ise eğitimsizlik ve kitap okumamak yatar. Gelişmemiş ülkelerde yaşam devam eden kişiler, kitap okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğu zaman kendilerine yarar sağlamayan işlerle harcamaktadırlar. Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi bir geleceğe doğru koşan insanoğlu olacaktır. Kendisini yetiştirmiş, okuyan fertlerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın imtihan hazırlığına da katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını oldukça iyi değerlendirebilen öğrenciler öteki öğrencilere göre oldukça daha başarıya ulaşmış olmaktadırlar.
Kitaplar yardımıyla kimi zaman uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara seyahat ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, kimi zaman hüzünlerimizi kimi zaman neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, asla tanımadığımız evlere konuk oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici vakalarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.
Bunların hepsini yapmak kitaplarla, okumayla olur. Ancak Türk milleti olarak nedense okumuyoruz. Yapılan araştırmalar bu gerçeği fazlaca çarpıcı bir halde ortaya koyuyor. Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, bir İsveçli yılda 10 kitap okuyor, bir Fransız yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor.
Hâlbuki informasyon çağı içerisindeyken, eğer Türk toplumu dünya üstünde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bu tarz şeyleri gerçekleştirdiği süre gelişecek, çağdaşlaşacak ve yeryüzünde yine ecdadına lâyık olduğu yeri alacaktır.
Bu okumanın dışında günlük gazetelerin okunmasında da ne yazıktır ki çok geride kalmaktayız. Günlük gazete okuma alışkanlığı, kişide bilgi, vizyon ve genel kültür zenginliği sağlamakla birlikte bizim demokrat çıtamızın dolayısı ile de toplumumuzun da demokratlık çıtasının yükselmesine neden olmaktadır. Okumaktan zarar gelmez, Her türlü -iktidar yanlısı veya muhalif- gazeteyi ve değişik -iktidar yanlısı veya muhalif- köşe yazarlarını takip edip okumalıyız.
Okumaktan, bilgiden zarar gelmez. Okumadan fikir yürütmek ise gaflettir. İhanettir.

