Milas’ın kalbi Ahmet Çavuş Hayıtlı ve Hacıilyas mahallelerinde asırlık yapılar bakımsızlıktan dökülüyor. Yoğun yağışlar, kerpiç ve ahşap yapıları ağırlaştırırken, dar sokaklarda her an bir facianın yaşanabileceği endişesi hakim. Demir bariyerler vicdanları rahatlatmıyor.
Milas’ın simgesi cumbalı evler, son günlerde bölgeyi etkisi altına alan yoğun yağışların ardından alarm veriyor. Nemle ağırlaşan sıvalar, yumuşayan ahşap kirişler ve mukavemetini kaybeden duvarlar, her gün yüzlerce vatandaşın geçtiği sokaklara parça bırakıyor. Özellikle Ahmet Çavuş Hayıtlı ve Hacıilyas mahallelerindeki tescilli ve tescilsiz yapılardan kopan taş ve molozlar, bölgedeki tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Belediye veya ilgili birimlerce sokaklara konulan demir bariyerler, mahalleliye göre çözümden çok engel teşkil ediyor. Sokakların dar olması nedeniyle hem yaya geçişini zorlaştıran hem de araç trafiğini aksatan bu bariyerlerin, tonlarca ağırlıktaki bir duvarın çökme anında hiçbir koruyuculuğu bulunmuyor. Birçok binada yıpranma oranı, kurulan barikatların sınırlarını çoktan aşmış durumda.
Sokak aralarında korkuyla yürüdüklerini dile getiren vatandaşlar, durumu şu sözlerle özetliyor: “Her sabah çocuklarımızı bu binaların altından okula gönderiyoruz. Yağmur yağdığında binalardan sesler geliyor. Sadece bariyer koyup gitmek, ‘biz görevimizi yaptık’ demek değildir. Bir tuğla birinin kafasına düştüğünde mi sorumlular ortaya çıkacak?”
Haber merkezimize ulaşan yoğun şikayetler ışığında, Milas halkı yetkililerden acil adımlar atılmasını talep ediyor. Mahalle sakinleri, tescilli ve Koruma İmar Planına takılan binaların durumunun Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile acilen görüşülerek çözüme kavuşturulmasını istiyor. Sadece sokakları kapatarak güvenlik sağlanamayacağını belirten vatandaşlar, tehlike arz eden yapı bölümlerinin profesyonel askılama sistemleriyle sabitlenmesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, sahipleri tarafından kaderine terk edilen harabe yapılar için kamulaştırma işlemlerinin hızlandırılması veya “tehlike giderme” tebligatlarının ivedilikle yapılması talep ediliyor.
TARİH KORUNURKEN İNSAN ÖLMESİN!
Milas bir açık hava müzesidir, buna şüphe yok. Ancak bu müzenin her bir parçası bugün vatandaşın can güvenliğini tehdit eder hale gelmişse, burada bir “koruma” değil “ihmal” söz konusudur. Tarihi korumak, sadece binayı yerinde tutmak değil, o binayı çevresiyle birlikte güvenli ve yaşanabilir kılmaktır.
MİLAS’TA “KORUMA” TARTIŞMASI: 6 YIL BARİYERLE BEKLEYEN TARİH YIKIMLA SONUÇLANDI
Tabakhane Caddesi’nde yıllarca “koruma” adı altında kaderine terk edilen yapı, yıkılarak ortadan kalktı. Bölge halkı rahat nefes alsa da, bir tarihi değer daha sessizce yok oldu.
Milas’ın köklü geçmişine tanıklık eden yapılardan biri daha, uzun süren belirsizlik ve ihmaller zincirinin ardından tarihe karıştı. Tabakhane Caddesi üzerinde bulunan ve yıllardır riskli olduğu gerekçesiyle çevresi bariyerlerle kapatılan eski yapı, yaklaşık 6 yıl boyunca ne restore edildi ne de sağlıklı bir şekilde korunabildi. Sürecin sonunda ise çözüm, yapının tamamen yıkılması oldu.
6 YIL SÜREN BELİRSİZLİK
Söz konusu yapı, ilk olarak tehlike arz ettiği gerekçesiyle bariyerlerle çevrilerek hem yaya hem de araç trafiğine kapatıldı. Ancak bu geçici önlem, kalıcı bir çözüme dönüştürülemedi. Yıllar boyunca atıl durumda bekleyen bina, zamanla daha da riskli hale gelirken, cadde üzerindeki yaşamı da olumsuz etkiledi.
Bölgede yaşayan vatandaşlar, kapatılan yol nedeniyle günlük hayatlarının zorlaştığını, esnafın ise müşteri kaybı yaşadığını ifade etti. Özellikle dar sokak yapısına sahip Tabakhane Caddesi’nde bu durum hem ulaşımı hem de ticari hareketliliği ciddi şekilde sekteye uğrattı.
“KORUMA MI, GECİKMİŞ YIKIM MI?”
Yaşanan süreç, “tarihi yapıları koruma” anlayışının nasıl uygulandığına dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlara göre, yalnızca bariyerlerle çevrelemek koruma anlamına gelmiyor. Aksine, müdahale edilmeyen yapılar zamanla daha büyük riskler oluşturuyor ve sonunda geri dönüşü olmayan kayıplara yol açıyor.
Tabakhane Caddesi’ndeki örnekte de benzer bir tablo yaşandı. Yapının restore edilerek kente kazandırılması mümkünken, uzun süreli ihmal ve plansızlık sonucu yıkım kaçınılmaz hale geldi.
MAHALLELİ RAHATLADI, AMA…
Binanın yıkılmasıyla birlikte çevrede yaşayan vatandaşlar ve mülk sahipleri derin bir nefes aldı. Olası bir çökme tehlikesinin ortadan kalkması, özellikle can güvenliği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Ancak bu rahatlama, beraberinde buruk bir tabloyu da getirdi. Çünkü Milas’ın tarihsel dokusunun bir parçası daha, göz göre göre kaybedildi.
BARİYER ÇÖZÜM DEĞİL, RİSK UNSURU
Benzer durumda olan birçok yapı için uygulanan “bariyerle çevreleme” yöntemi de yeniden tartışmaya açıldı. Uzun vadeli planlama yapılmadan alınan bu tür önlemlerin, sorunu çözmek yerine ertelediği ve daha büyük riskler doğurduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar ve vatandaşlar, tarihi yapıların ya hızlı bir şekilde restore edilmesi ya da bilimsel yöntemlerle güvenli şekilde müdahale edilmesi gerektiğini vurguluyor.
MİLAS İÇİN DERS NİTELİĞİNDE
Yaşanan bu olay, Milas’taki diğer tarihi yapılar için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Zengin tarihi mirasıyla bilinen ilçede, benzer durumdaki yapıların akıbeti merak konusu olurken, yetkililerin nasıl bir yol haritası izleyeceği yakından takip ediliyor.
Tarihi korumak yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, aynı zamanda geleceğe bırakılacak en önemli mirası da korumak anlamına geliyor. Tabakhane Caddesi’nde yaşananlar ise, bu mirasın ihmale gelmeyeceğini bir kez daha gözler önüne serdi.


