Başkan tutuklandı, gözler valilikte ve belediye meclisinde… Peki, Milas’ı kim yönetecek?
Milas, siyasi ve idari tarihinin en dikkat çekici süreçlerinden birini yaşıyor.
Milas Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve oğlu Doruk Topuz’un da aralarında bulunduğu 18 kişinin tutuklanması, yalnızca adli bir gelişme olarak kalmadı. Yaşananlar, belediyenin bundan sonraki yönetiminden devam eden yatırımlara, belediye meclisindeki siyasi dengelerden kamu hizmetlerinin geleceğine kadar pek çok soruyu gündeme taşıdı.
35 şüpheli hakkında işlem yapılan soruşturmada 18 kişi tutuklanırken, 2 kişi hakkında ev hapsi, 15 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Soruşturmanın merkezinde ise sahte olduğu iddia edilen ihale evrakları, iş deneyim belgeleri ve milyarlarca lirayı bulan ihale işlemleri bulunuyor. İddialar son derece ciddi. Ancak burada altını özellikle çizmemiz gereken bir gerçek var: Tutuklama, mahkûmiyet değildir. Ortada bir soruşturma, yargı makamlarının verdiği tutuklama kararları ve henüz kesin hükme bağlanmamış suçlamalar bulunuyor. Dolayısıyla ne kimseyi peşinen suçlu ilan etmek ne de ortaya atılan iddiaları görmezden gelmek doğru olur. Hukuk, kişilere ve siyasi kimliklere göre değil, delillere göre işlemelidir.
BAŞKAN TUTUKLANDI, PEKİ BELEDİYE BAŞKANSIZ MI KALDI?
Milaslıların bugün en çok merak ettiği soru bu. Fevzi Topuz’un tutuklanması, belediye başkanlığı sıfatının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmiyor. Tutuklama ile görevden uzaklaştırma ve belediye başkanlığı makamının hukuken boşalması birbirinden farklı konular.
Anayasa’nın 127. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi, görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları ve üyelerinin İçişleri Bakanlığı tarafından geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmasına imkân tanıyor.
Dolayısıyla tutuklama kararının ardından İçişleri Bakanlığının görevden uzaklaştırma konusunda nasıl bir işlem tesis edeceği de önem taşıyor. Ancak belediye başkanının tutuklanması halinde başkan vekili seçimine ilişkin özel düzenleme, Belediye Kanunu’nun 45. maddesinde yer alıyor. Bu noktada gözler Muğla Valiliği’ne çevriliyor.
BAŞKAN VEKİLİNİ KİM BELİRLEYECEK?
Mevcut soruşturmanın hukuki niteliği dikkate alındığında, genel kural olarak belediye başkan vekilinin belediye meclisi üyeleri arasından seçilmesi öngörülüyor. Milas Belediyesi Meclisi de şuanda 10 CHP, 10 Yeni Parti, 5 AK Parti ve 5 MHP’li üyeden oluşuyor. Yani Milas Belediye Başkanı’nın yerine kimin geçeceği konusunda belirleyici adres, Milas Belediye Meclisi olacak.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesine göre valilik, belediye meclisinin 10 gün içerisinde toplanmasını sağlayacak.
Toplantıya öncelikle meclis birinci başkan vekili başkanlık edecek. Onun bulunmaması halinde ikinci başkan vekili, o da bulunmazsa en yaşlı üye toplantıyı yönetecek. Ardından gizli oylamayla başkan vekili seçimi gerçekleştirilecek. Seçim usulü de açık. İlk iki turda meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu aranacak. Üçüncü turda salt çoğunluk yeterli olacak. Üçüncü turda da sonuç alınamazsa en çok oy alan iki aday arasında dördüncü tur yapılacak. Bu turda en fazla oyu alan aday başkan vekili seçilecek. Oyların eşit çıkması durumunda ise kura yöntemine başvurulacak.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var. Belediye meclisinin olağan kararlarında geçerli olan, eşitlik halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluk sayılması kuralı, başkan vekilliği seçiminde bir adaya fazladan oy kazandırmıyor. Çünkü bu seçim için kanunda ayrı ve özel bir yöntem belirlenmiş durumda.
MECLİSTE SİYASİ DENGELER NASIL ŞEKİLLENECEK?
İşin hukuki boyutu kadar siyasi boyutu da önemli. Milas Belediye Meclisi’ndeki partilerin güncel sandalye sayıları, bağımsız üyelerin durumu ve olası adaylar, önümüzdeki günlerde tartışılacak başlıkların başında geliyor. Acaba Cumhuriyet Halk Partisi kendi içerisinde ortak bir isim üzerinde uzlaşabilecek mi? Muhalefet partileri aday çıkaracak mı? Meclis üyeleri siyasi gruplarının kararları doğrultusunda mı hareket edecek, yoksa gizli oylamada farklı tercihler mi ortaya çıkacak?
Bu soruların yanıtlarını bugünden kesin olarak vermek mümkün değil.
Üstelik seçim gizli oyla yapılacağı için siyasi partilerin kamuoyuna açıkladıkları tutumların sandığa nasıl yansıyacağını da önceden bilmek kolay değil. Bu nedenle Milas’ta önümüzdeki günlerde yalnızca adliye koridorları değil, belediye meclisindeki görüşmeler de yakından takip edilecek. Ancak unutulmamalı ki başkan vekilliği seçimi, sadece siyasi partilerin güç mücadelesine indirgenmemeli. Çünkü seçilecek kişi, önemli bir belirsizlik döneminde Milas’ın kamu hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu olacak.
KAYYIM MI, MECLİSTEN BAŞKAN VEKİLİ Mİ?
Kamuoyunda tartışılan bir başka konu da belediyeye kayyım atanıp atanmayacağı.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesinde, terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçlarıyla bağlantılı belirli durumlar için farklı bir görevlendirme usulü bulunuyor.
Ancak Milas Belediyesi’ne yönelik soruşturmada açıklanan suçlamalar arasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık iddiaları yer alıyor. Burada önemli bir hukuki ayrım var.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddiası, tek başına terör örgütü suçlaması anlamına gelmez. Bu nedenle açıklanan soruşturma kapsamı esas alındığında, terör suçlarına özgü görevlendirme usulü yerine belediye meclisinin başkan vekili seçmesi bekleniyor.
Elbette uygulanacak resmi süreç, yetkili makamların işlemleriyle netleşecek.
MİLYARLIK İDDİALARIN BELEDİYEYE ETKİSİ NE OLACAK?
Soruşturmanın en dikkat çekici boyutlarından biri de ihale ve iş deneyim belgelerine ilişkin iddialar. Dosyada, 34 farklı şirkete ait 35 sahte ihale evrakıyla başvuru yapıldığı ve 32 şirkete ait 33 iş deneyim belgesinin belediye tarafından onaylandığı ileri sürülüyor.
Gerçekte yapılmadığı iddia edilen işlere ait ihale bedellerinin toplamı 2 milyar 579 milyon lirayı aşarken, söz konusu belgeleri kullandığı belirtilen 8 şirketin katıldığı 25 ihalenin toplam bedelinin 3 milyar 714 milyon lirayı geçtiği ifade ediliyor.
Bunlar küçümsenecek rakamlar değil. Fakat burada da önemli bir ayrıntıyı birbirinden ayırmak gerekiyor. İhale bedellerinin toplamı, doğrudan belediyenin uğradığı kamu zararı anlamına gelmez. Gerçek bir kamu zararı bulunup bulunmadığı, varsa bunun ne kadar olduğu ve hangi kişi veya kurumların sorumluluğunda bulunduğu ancak ilgili mali incelemeler ve hukuki değerlendirmeler sonucunda belirlenebilir. Aynı şekilde soruşturma konusu iş deneyim belgelerinin kullanıldığı ihalelerin tamamının kendiliğinden iptal edildiğini söylemek de doğru olmaz. Her ihale ve sözleşmenin hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Usulsüzlüklerin kesinleşmesi halinde ilgili mevzuat kapsamında belge iptali, sözleşmenin feshi, ihalelerden yasaklama, teminat işlemleri veya kamu zararının tahsili gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Asıl mesele, iddiaların bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasıdır.
BELEDİYEDE YENİ BİR DENETİM SÜRECİ BAŞLAR MI?
Bu büyüklükteki iddiaların yalnızca adli soruşturma boyutuyla sınırlı kalmayabileceği de ortada. Belediyenin ihale dosyaları, iş deneyim belgesi düzenleme süreçleri, onay mekanizmaları ve ilgili mali işlemleri idari denetimlerin konusu olabilir.
İçişleri Bakanlığı tarafından mülkiye müfettişi görevlendirilmesi veya ilgili kurumların kendi yetkileri çerçevesinde inceleme yapması ihtimaller arasında. Ancak henüz açıklanmamış bir denetim kararını alınmış gibi değerlendirmemek gerekiyor. Böyle bir süreç işletilirse yalnızca belgelerin kimler tarafından düzenlendiği değil, hangi aşamalardan geçtiği ve kimler tarafından onaylandığı da önem kazanacaktır. Bu noktada kişisel sorumlulukların somut delillerle ortaya konulması gerekir. Çünkü kamu yönetiminde hesap verebilirlik ne kadar önemliyse, suçla ilgisi bulunmayan çalışanların haklarının korunması da o kadar önemlidir.
PEKİ, MİLAS’IN HİZMETLERİ NE OLACAK?
Milas halkını doğrudan ilgilendiren asıl meselelerden biri de belediyenin günlük işleyişi. Kentte zaten uzun süredir altyapı, yol, ulaşım, temizlik ve çeşitli belediye hizmetleri konusunda vatandaşların beklentileri bulunuyor. Bunlara devam eden yatırımlar, planlanan projeler, sosyal hizmetler ve belediyenin mali yükümlülükleri de ekleniyor.
Belediye başkanının tutuklanması, bu hizmetlerin durması anlamına gelmez. Belediye bir kamu kurumudur. Başkanlık makamında yaşanan hukuki veya idari değişiklikler, kurumun vatandaşlara karşı yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle başkan vekilliği sürecinin mümkün olduğunca sağlıklı yürütülmesi, belediye çalışanlarının görevlerini sürdürebilmesi ve kamu hizmetlerinde aksama yaşanmaması büyük önem taşıyor. Milas’ın bugün ihtiyacı olan şey, siyasi tartışmaların belediye hizmetlerini gölgede bırakmamasıdır.
FEVZİ TOPUZ GÖREVİNE GERİ DÖNEBİLİR Mİ?
Kamuoyunda en fazla sorulan sorulardan biri de bu. Fevzi Topuz’un tutuklanması, seçilmiş belediye başkanlığı sıfatını kendiliğinden sona erdirmiyor. Tutukluluk durumunun değişmesi, varsa görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ve ilgili hukuki şartların oluşması halinde görevine dönmesi mümkün olabilir. Ancak bu süreçte verilecek kararların ne olacağını bugünden söylemek mümkün değil. Başkan vekili seçilmesi de tek başına yeni bir belediye başkanı seçildiği anlamına gelmez. Başkan vekilliği ile belediye başkanlığı makamının hukuken boşalması halinde yapılacak başkan seçimi farklı süreçlerdir. Bu ayrımın kamuoyuna doğru anlatılması gerekiyor.
MİLAS’IN KAYBEDECEK ZAMANI YOK
Bugün Milas’ta farklı siyasi görüşlerden vatandaşların aynı gelişmelere farklı pencerelerden baktığını görüyoruz.
Kimi yaşananları siyasi açıdan değerlendiriyor, kimi ortaya atılan iddiaların ağırlığına dikkat çekiyor, kimi ise yargı sürecinin sonucunun beklenmesini istiyor. Bu farklılıklar demokratik yaşamın doğal bir parçası. Ancak hepimizin ortak bir noktada buluşması gerekiyor. Milas’ın geleceği, herhangi bir kişinin veya siyasi partinin geleceğinden daha büyük. Adaletin sağlanması, suç varsa sorumluların hukuk önünde hesap vermesi, suçsuz olanların ise haklarının korunması gerekiyor. Aynı zamanda belediyenin kurumsal yapısının zarar görmemesi, çalışanların ve vatandaşların belirsizlik içerisinde bırakılmaması da önemli.
Milas Belediye Meclisi’nde yapılması beklenen başkan vekilliği seçimi bu nedenle yalnızca siyasi bir oylama olmayacak. Aynı zamanda seçilmiş meclis üyelerinin Milas’a karşı taşıdıkları sorumluluğun da önemli bir sınavı olacak.
SON SÖZ: SANDIKTAN ÇIKACAK İSİMDEN DAHA ÖNEMLİSİ…
Önümüzdeki günlerde valilikten gelecek açıklamalar, İçişleri Bakanlığının olası idari kararları ve belediye meclisindeki gelişmeler Milas’ın gündemini belirleyecek. Elbette herkes başkan vekilinin kim olacağını merak ediyor. Ama bundan daha önemli sorular var:
Belediyede kurumsal güven nasıl korunacak?
Devam eden yatırımlar ve hizmetler nasıl sürdürülecek?
Soruşturma konusu iddiaların aydınlatılması için gerekli idari iş birliği sağlanacak mı?
Meclis üyeleri siyasi hesapları bir kenara bırakarak ortak sorumluluk üstlenebilecek mi?
Ve en önemlisi, Milas halkı bu süreçten daha fazla zarar görmeden çıkabilecek mi?
Bugün Milas’ın ihtiyacı olan şey ne peşin mahkûmiyet ne de peşin aklama. İhtiyacımız olan, bağımsız yargı, şeffaf yönetim, hesap verebilirlik ve kesintisiz kamu hizmetidir.
Çünkü belediye başkanları gelir, görev yapar ve gider. Siyasi dönemler değişir, meclis dengeleri yeniden şekillenir. Ama Milas kalır. Önemli olan da bu süreçte Milas’ı, Milas’ın kurumlarını ve Milas halkının geleceğini koruyabilmektir.

