Milas’ta kadınlar ve onlara destek veren yurttaşlar, 25 Kasım kapsamında yürüyüş ve basın açıklaması düzenleyerek şiddetsiz bir toplum talebini dile getirdi. Açıklamada, kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekilerek kazanılmış hakların korunması ve eşitlik mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.
Milas Kent Konseyi, Milas Yurttaş İnisiyatifi ve 29 Ekim Kadınları Derneği Milas Şubesi öncülüğünde kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhuriyet Caddesi’ndeki yürüyüşte kadınlara erkekler de destek verdi.
Atapark’ta, Milas Yurttaş Birlikteliği adına konuşan 29 Ekim Kadınları Derneği Milas Şube Başkanı Ayşe Güzide Çereren, kadınların şiddetsiz bir toplum için kazanımlarını korumakta kararlı olduğunu vurguladı. Çereen, 25 Kasım’ın, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’ya karşı duruşlarıyla bilinen Mirabal Kardeşler’in katledildiği gün olduğunun altını çizerek, bugün hâlâ kadınların aile içinde, iş ortamında ve toplumsal yaşamın pek çok alanında şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
Konuşmada yer alan son yıllara ait kadın cinayeti verileri dikkat çekti. Çereren, 2021’in ilk 6 ayında 131, 2022’nin ilk 6 ayında 164, 2023’ün ilk 6 ayında 147, 2024’ün ilk 6 ayında 205, 2025’in ilk 6 ayında ise 136 kadının öldürüldüğünü; 145 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini belirtti.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sürdüğünü ifade eden Çereren, kadınların eğitim, istihdam, kamusal katılım ve eşit ücret gibi temel hak taleplerinin devam ettiğini dile getirdi. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesini eleştiren Çereren, bu yaklaşımın kadını geleneksel aile rolleri içine hapsetme eğilimi taşıdığını savundu.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesinden bu yana, kadınların ve LGBTİQ+’ların yaşamına doğrudan müdahale eden birçok düzenleme yapılmaya çalışıldı. Kadınların nasıl doğum yapacağına ilişkin yönetmeliklerle hazırlandı. “Toplumsal cinsiyet” kavramının kullanımı yasaklandı. LGBTİQ+’ları kamusal alandan biraz daha dışlandı. Ayrımcı söylemler arttıkça, şiddet de arttı. Şimdi ise aynı anlayışın yeni bir adımı karşımızda: 11. Yargı Paketi.“Torba yasa” adı altında sunulan bu kanunlar, birbirinden farklı konularda birçok düzenleme içeriyor: Kadınların, LGBTİQ+’ların ve çocukların yaşamını koruması gereken yasalar, artık onları baskı altına almanın aracına dönüşüyor. 15-18 yaş arasındaki çocukların ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezası gerektiren suçları işlemesi durumunda alacakları cezanın miktarı artırılıyor. Kasten öldürme suçunun faili 15-18 yaş arasındaki çocukların cezalarına indirim uygulanması konusunda yasal güvence reddedilip, takdir hakkı, yargıca bırakılıyor. Çocukluk, eğitimin süreleri ve içerikleri ile oynanarak, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden ucuz işgücü kaynağı yapılarak fiilen ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Biz kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, bir kez daha, kadınların; Cumhuriyetimiz, Anayasamız, yasalarımız ve Uluslararası sözleşmelerle elde ettiğimiz hakları ihlal edecek veya ortadan kaldıracak her düzenlemeye “hayır” diyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ de dahil olmak üzere kazanılmış olan haklarımızı korumakta kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”


