Kürtler, doğuda Zagros Dağları’ndan batıda Toros Dağları’na ve güneyde Hemrin Dağları’ndan kuzeyde Kars–Erzurum platolarına kadar uzanan coğrafi bölgede yoğun yaşayan, 2017 yılı tahminlerine göre dünyada yaklaşık 36–45 milyon nüfusa sahip olan İranî bir halktır.
Türkiye sınırları içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan en büyük ikinci etnik ve kültürel gruptur. Çeşitli tahminlere göre Kürtler, Türkiye nüfusunun %15 ila %20’sini oluşturmaktadırlar ve toplam sayıları 12,5 milyon ila 15 milyon arasındadır. Yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde olmakla birlikte, ülkenin çeşitli illerinde Kürtler yaşamaktadır. Bazı Kürtler tarafından bu bölgeler Kuzey Kürdistan olarak adlandırılsa da bu adlandırma çeşitli tartışmalara sebep olmakta ve resmî olarak kabul edilmemektedir.
1980’lerden bu yana Kürt hareketleri, Türkiye’deki Kürtlerin temel sivil hakları için siyasi faaliyetlerin yanı sıra, önce ayrı bir Kürt devleti, daha sonra da Kürtler için kendi kaderlerini tayin hakkı talep eden ve çoğunlukla Türk askeri üslerini hedef alan askeri saldırılar da dahil olmak üzere silahlı isyan ve gerilla savaşını da içermektedir. Devlet destekli bir kamuoyu araştırmasına göre, Türkiye’de kendini Kürt olarak tanımlayanların %59’u, kendini Türk olarak tanımlayanların %71,3’ü Türkiye’deki Kürtlerin ayrı bir devlet istemediğini düşünmektedir.
Bütün bunlara karşın, günümüz de doğu ve güney Anadolu’da yerleşen Kürt toplumumuzun da yaşam şartlarının incelenmesi gerekmektedir. Öncelikle, bu bölgelerde yaşam şartları oldukça zordur. İş sahalarının olmadığı, fabrikaların ve üretkenliğin olmadığı bu bölgelerimiz de yaşamak ve geçinebilmek, hatta okuyabilmek, eğitilmek çok zordur.
Olağan üstü hal (OHAL) uygulaması devam etmektedir. Bu devam etmekte olan uygulamaya göre, yöre halkının iş sahasının da daralmasına karşın, günün her saatinde emniyet güçleri tarafından gerek evlerinde gerekse dışarıda kontrol edilmek için rahatsız edilmektedirler.
Hayvancılığın daha çok yaygın olduğu bölgelerde, hayvanları yaylalara çıkarabilmek, emniyet güçlerinin verecekleri izine bağlıdır. Önce izin alınabilmek için müracaat edilip, sıraya girilir. Emniyet güçlerinden birkaç kişi ile birlikte, izin verilen zamanda hayvanlar yaylalara çıkar.
Diğer taraftan, yöre halkının, yeni bir devlet ve özerklik isteyen PKK terör örgütü ile de sıkıntıları vardır. Bu örgüt üyeleri yöre halkının evlerini basarak, onlardan yetiştirmekte oldukları hayvanlarından almaktadırlar. Sadece bunla kalmayıp, gittikleri evlerde yaşayan gençlerimizi de beraberlerinde götürmektedirler.
Devletimiz bütün bu sıkıntılar için “kolcu” görevi çıkartmıştır. Bu şekilde yöre halkının yeni bir gelir kaynağı yaratılmaktadır. Emniyet güçlerinin yanında onlar gibi çarpışan bu insanlarımızın da içlerinde bulundukları sıkıntıların mutlak anlaşılması gerekmektedir. Dağlarda çarpıştıkları PKK üyelerinin içlerinde kendi yakınlarının da bulunabileceği korkusu içindedirler.
Bir oğlunun Türk silahlı kuvvetlerde asker olan, diğer bir oğlunun ya da kızının PKK terör örgütü tarafından kaçırılan bir anne ve babanın yaşamakta olduğu durumu anlatılamaz.
PKK terör örgütünün yok edilerek, Kürt kardeşlerimize yeni iş imkanları ve yerleri, fabrikaların açılması şarttır.
Bütün bunların yanı sıra bölgede meslek okullarının, fen liselerinin ve yüksek okulların açılması şarttır. Eğitim düzeyinin yükseltilmesi zorunludur.

