Bir şehirde hastaneye gidenlerin sayısı nüfustan çok daha hızlı artıyorsa, ortada yalnızca bir hastane yoğunluğu yoktur. Bir şeyler değişiyordur.
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin verileri bu açıdan dikkat çekici. 2021’de 628.909 olan poliklinik başvurusu, 2024’te 1.561.000’e çıktı. Bu, yalnızca üç yılda %148’lik bir artış demek. 2022’de 803.134 olan poliklinik başvurusu da iki yıl içinde %94 arttı.
Acil başvurularını da eklediğimizde tablo daha da çarpıcı. 2022’de 967.973 olan poliklinik ve acil başvurularının toplamı, 2024’te 1.727.000’e ulaştı. Toplam başvuru hacmi %78 arttı. Aynı dönemde Muğla’nın nüfusu yalnızca %3,2 arttı. Başka bir ifadeyle hastane başvuru hacmi, nüfustan yaklaşık 24 kat daha hızlı büyüdü.
Burada asıl soruyu sormamız gerekiyor: Nüfus birkaç puan artarken hastane yükü nasıl oldu da bu kadar büyüdü?
Üstelik karşılaştırma yaptığımızda Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yükü daha da görünür hale geliyor. 2024 yılında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 1.561.000 poliklinik başvurusu gerçekleşti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde bu sayı 1.151.461, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde ise yaklaşık 1.056.000 düzeyindeydi.
Oysa 2024 nüfusu Muğla’da 1.081.867, Aydın’da 1.165.943, Manisa’da ise 1.475.353 idi. Yani nüfusu Aydın’dan daha küçük, Manisa’dan çok daha küçük olan Muğla’da tek bir hastanenin poliklinik başvuru hacmi her iki ilin üniversite hastanesinden de daha yüksek.
Nüfusa oranladığımızda fark daha da belirginleşiyor: Muğla’da her 1 kişiye yaklaşık 1,44 poliklinik başvurusu düşerken, bu oran Aydın’da 0,99, Manisa’da 0,72. Muğla’nın oranı Aydın’dan %45 daha yüksek, Manisa’nın ise yaklaşık iki katı.
Bu tabloyu yalnızca “Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi büyütülmeli mi?” sorusuyla okumak eksik kalır. Asıl mesele, sağlık hizmeti talebinin neden tek bir merkezin kapısında bu kadar yoğunlaştığıdır. İlçelerdeki hastaneler ve uzmanlık hizmetleri yeterli mi? Sevk sistemi doğru çalışıyor mu? Hastalar neden merkezdeki hastaneye yöneliyor?
Çözüm yalnızca daha büyük bir hastane, daha fazla yatak ya da daha fazla poliklinik odası yapmak olmamalı. Bunlar gerekli olabilir; fakat sorunun kaynağına dokunmadan yapılan her büyüme, bir süre sonra yeniden yetmez hale gelebilir.
İyi sağlık politikası, hastayı sürekli daha büyük hastanelere taşımak değil; nitelikli sağlık hizmetini hastaya mümkün olduğunca yaklaştırmaktır.
Bu nedenle Muğla’nın tartışması yalnızca merkezdeki hastaneyi büyütmek ya da yeni bir şehir hastanesi kurmak üzerinden yürütülmemeli. İlçe hastanelerini güçlendirmek, uzmanlık hizmetlerini yaygınlaştırmak ve sevk zincirini doğru kurmak da aynı ölçüde gündemde olmalı.
Hastaneye sığmayan Muğla’nın çözümü, yalnızca daha büyük hastaneler yapmak değil; sağlık hizmetini vatandaşına yaklaştıran, kaynaklarını doğru kullanan ve herkes için nitelikli sağlık hizmetini güvence altına alan sağlıklı bir sağlık sistemi kurmaktır.
Prof. Dr. Ahmet Tuncay Turgut
Hekim, Akademisyen, Sivil Toplum Gönüllüsü.


