Haber / Fotoğraf: Gülçin ERŞEN –
Akbelen İkizköy direnişinin simge kişilerinden, Akbelen Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık’ın karar duruşması dünsabah 10.00’da Milas Adliyesi’ndeydi. Yaklaşık bir saat süren ve çok sayıda avukatın da katıldığı duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) dökümü bilirkişiden gelmediği için, 6 Temmuz 2026 tarihine, saat 14.00’e ertelendi.
Milas ve Muğla’nın çeşitli ilçelerinden ve köylerinden, İstanbul, Ordu gibi illerden kalabalık yurttaş topluluğunun, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin destek için geldiği duruşma öncesinde, Adliye yanındaki parkta sav sözler eşliğinde pankartlar açıldı, müzik yapıldı. Muğla milletvekilleri Cumhur Uzun, Gizem Özcan, Metin Ergun, CHP Milas İlçe Başkanı Zühra Dönmez, İYİ Parti Milas İlçe Başkanı Kasım Özkan duruşma başladıktan kısa süre sonra adliyeye geldiler.
IŞIK: “ONURUMUZU, MEMLEKETİMİZİ SAVUNUYORUZ”
Duruşma sonrasında adliye önündeki merdivenlerde toplanarak görüntü veren, “Toprak bizim namusumuzdur”, “Esra Işık yalnız değildir” sav sözlerini hep bir ağızdan söyleyen kalabalık topluluk önünde ilk söz alan Esra Işık, öncelikle kendilerini mücadelelerinde yalnız bırakmayan, kilometrelerce uzaktan gelen kişilere teşekkür ederek, şunları söyledi: “Biz bu dayanışmamızla bu haklılığımızla bu yolda önünde sonunda kazanacağız. Akbelen demek, memleket demek. Akbelen’e köylüler böyle canhıraş sarıldığı için, bütün bedelleri ödemeyi göze aldığı için, sonuna kadar mücadelelere gittiği için, kazansın istemiyorlar. Çünkü, Akbelen’in kazanması, başka ezilen köylere ve köylülere örnek olacak. Başkaları da umutlansın, bu memleket umutlansın istemiyorlar. Bizler umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bizler bu memleketin gerçek sahipleriyiz. Sadece İkizköylüler yok burada; başka köylerden gelen onlarca insanımız var. Biz defalarca şunu söyledik: Acele kamulaştırma kararı Akbelen’de uygulanırsa bunun devamı gelecek. Geçtiğimiz yaz şirketlerin yasası meclisten geçirilmeye çalışılırken de söylemiştik; eğer bu yasa geçerse, biz köylüler olarak toprağımızdan, memleketimizden, yerimizden yurdumuzdan olacağız, evsiz barksız kalacağız demiştik. Aradan daha bir sene geçmeden, evimiz barkımıza kamulaştırılarak el konulmaya çalışıldı. Sadece Akbelen ile sınırlı değil; Yatağan’da Turgut Köyü’nde araziler kamulaştırıldı. Başka yerlerde de köylülerin çığlıklarını duyuyoruz. Bizim çığlığımızı duyacaksınız. Bizler bu ülkenin topraklarını savunmak, memleketi savunmak, onurumuzu savunmaktır.”
Konuşmasının sonunda, geçtiğimiz günlerde kalp krizi nedeniyle yaşama veda eden İzmir eski Baro Başkanı Özkan Yücel’i de anan Işık, “Yaşasaydı, burada yanımızda olurdu.” dedi.
AV. CANGI: “ACELE KAMULAŞTIRMA, YURTSUZLAŞTIRMADIR”
Esra’nın açıklamasından sonra söz alan Av. Prof. Dr. Timur Demirbaş, şöyle konuştu: “Buradaki köylüler toprağını, zeytinliğini savunuyor. Dolayısıyla bu eylemin Ceza Hukuku’nda bir karşılığı yok; cezalandırılması mümkün değil. Zorunluluk hali dediğimiz, bir kimsenin bilerek neden olmadığı, kendisini ya da başkasını korumak amaçlı işlediği fiil, kusurlu kabul edilemez, bu kişiye ceza verilemez. Esra da toprağını, ağacını zeytinini savunuyor. Hukuken bunun cezalandırılmasının mümkün olmadığını ifade ettik.”
Av. Arif Ali Cangı, “Değerli Esra yoldaşları” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Esra’nın suçlu olmadığı aslında dava dosyasında da belli. Ancak, her nedense sayın savcılık iddianameyi tekrar etmeyi sürdürüyor. Bugün karar duruşmasına geldik. Geçen celse alınan SEGBİS kaydının çözümlemesi yapılmamış. O yüzden 6 Temmuz Pazartesi saat 14.00’e ertelendi. 6 Temmuz’da Esra’ya beraat kararı aldırmak için burada olacağız… Danıştay’daki dosyamız beklensin diyen bir insan, mahkemeye hakaret eder mi, mahkemeye direnir mi? Nitekim Danıştay da 2 gün sonra yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu, acele kamulaştırma kararının hukuka aykırı olduğunun açıkça göstergesidir. Birinci koşul bu. İkinci koşul da ‘Telafisi olanaksız zararlar doğurur bunun uygulanması’ demektir. Daha neyin kavgasını veriyoruz? O keşiflerin hepsi geçersiz. Dava açmayanların taşınmazlarına el konulması girişimi var. O yüzden uyanık olmak gerekiyor. Bu herkese dokunabilecek bir mesele. Acele kamulaştırma denilen şey, yurtsuzlaştırmadır, yerinden etmedir, tüm hakların şirkete feda edilmesidir.”
UZUN: “HUKUK YURTTAŞLARIN GÜVENCESİDİR”
Çizgi Gazetesi için özel demeç aldığımız; bir hukukçu ve siyasetçi olarak duruşmayı izleyen CHP Muğla Milletvekili ve Muğla eski Baro Başkanı Av. Cumhur Uzun, şu açıklamada bulundu: “Esra Işık’ın burada bu davada yargılanıyor olması bizim hukuk sistemimiz açısından kötü bir sınav. Tüm olan bitene rağmen, Hukuk’a güvenin bu kadar azaldığı ülkemizde, yine hukukun tecelli etmesini, hukukun üstün olmasını istiyoruz. Çünkü, bütün yurttaşların gerçek güvencesi hukuktur. Hukukun üstün olduğu ülkelerde ancak yurttaşlar kendilerini güvende hissederler. Bu nedenle her platformda hukuk aramaya devam ediyoruz… Suç unsurlarının maddi, manevi oluşmadığını çok iyi bildiğimiz bu dosyada yine de mevcut yargılamayı saygıyla ve fakat hukuku bekleyerek takip ediyoruz. Duruşma daha önceki ifadelerin SEGBİS kayıtlarının çözümlemelerinin henüz yapılamamış olması nedeniyle, kısa bir süre sonraya ertelendi. Biz bu davada Türkiye’de örnek olabilecek şekilde; hak aramanın bir suç olmadığını; haksız ve hukuksuz yapılan işlemlerin hukuken karşısında herkesin durma hakkı olduğunun bir kez daha ortaya çıkacağına hem inanıyoruz, hem de bunu bekliyoruz. Çünkü, eğer Türkiye yücelecekse, yurttaşlarımız güvenle bu canım ülkemde yaşayabileceklerse, bunun bir tek yolu var; o da Türkiye’nin hukuk devleti olmasıdır.”
Uzun’a, duruşmaya çok kalabalık bir yurttaş topluluğunun katılmasına karşın az sayıda siyasetçinin, milletvekilinin destek için gelmesini nasıl yorumladığını da sorduk. Şöyle yanıtladı: “Aslında meselenin yalnızca Esra’nın yargılanması olmadığını, burada toplananlara baktığınızda, hakları ellerinden alındığı için mağduriyet yaşayanlarla, toplumsal olaylara karşı duyarlılığı son derece yüksek olan ve hak aramanın dayanışmayla daha da güçleneceğine inanan topluluklar. O nedenle, siyasetçilerden ziyade halkın hakkına sahip çıkıyor olması çok daha değerli. Siyasetçileri de bu çerçevede suçlayamayız. Bütün siyasi partiler, iktidar ve iktidar yandaşları hariç, Akbelen’deki haklı mücadeleyi biliyor, destekliyorlar farklı platformlarda. Bir de takdir edersiniz ki; bugün Pazartesi, haftanın başı. Siyaseten ülkemizde çok şey yaşanıyor. Oralardaki görevleri var; görevler bölüşülüyor. Görevler çerçevesinde siyasi parti temsilcisi olan arkadaşlarımız da burada mevcudiyetleriyle güç kattılar.”
Köyülerin topluca fotoğraf çektirmelerinin ardından, gelenler adliyeden ayrılmaya başladı. Köylülerin fotoğraf ve video çekimi sırasında Işık’ın ninesinin sözünü hep bir ağızdan yinelemesi direnişin başlıca sav sözü gibiydi: “Kırılırız, ama eğilmeyiz.”

