1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. Kanserle Mücadelesini Çizgileriyle Umuda Dönüştürdü

Kanserle Mücadelesini Çizgileriyle Umuda Dönüştürdü

Tuna Ceylan: “Çizmek, Hayata Yeniden Tutunmamın Bir Yolu Oldu”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayat bazen insanın karşısına hiç beklemediği zorluklar çıkarıyor. Kimi zaman bu zorluklar insanı yolundan uzaklaştırırken, kimi zaman da yepyeni bir yolun kapısını aralıyor. Grafik tasarım alanında uzun yıllar çalışan Tuna Ceylan için de karikatür sanatına uzanan yol, yaşamının en zorlu dönemlerinden birinde başladı.

İki kez kanserle mücadele eden ve uzun tedavi süreçlerini sanatla aşmaya çalışan Ceylan, bugün ulusal ve uluslararası karikatür yarışmalarında aldığı ödüllerle adından söz ettiriyor. Çin’den İtalya’ya, Kosova’dan Türkiye’ye uzanan sanat yolculuğunda birçok başarıya imza atan Ceylan, yaşadıklarını birkaç çizgiyle evrensel mesajlara dönüştürüyor.

Tuna Ceylan ile çocukluk yıllarında başlayan sanat tutkusunu, kanserle mücadelesini, karikatürün hayatındaki yerini, aldığı uluslararası ödülleri ve yeni projelerini konuştuk.

TUNA CEYLAN KİMDİR?

1987 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Tuna Ceylan, ilk ve ortaöğrenimini Altunizade Hafize Özal Ortaokulu’nda, lise eğitimini Kazım İşmen Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Anadolu Üniversitesi mezunu olan Ceylan, 2004 yılında Bilge Adam Bilgi Teknolojileri Akademisi bünyesindeki Macromedia Yetkili Eğitim Merkezi’nde grafik tasarım, web tasarımı ve web yazılımı eğitimi aldı.

Henüz genç yaşlarda profesyonel çalışma hayatına atılan Ceylan, 2004 yılından itibaren grafik tasarım, web tasarımı ve uygulama tasarımı alanlarında çeşitli projeler geliştirdi.

Hayatının seyri ise geçirdiği ciddi sağlık sorunlarının ardından değişti. Kemik kanseri teşhisi sonrasında aktif tasarım çalışmalarına ara vermek zorunda kalan Ceylan’ın tedavi sürecinde sol humerusu ve omuz kemiği alınarak titanyum protez uygulandı. Kanseri yenmesinin ardından hastalık 2022 yılında sol kalça ve omurga bölgesinde yeniden nüksetti. Ceylan, ikinci kez verdiği zorlu mücadeleden de başarıyla çıktı.

Uzun tedavi dönemlerinde karikatür sanatına yoğunlaşan Ceylan’ın çizgileri kısa sürede ödüllerle buluştu. 2021 yılında ADAM-DER Karikatür Yarışması’nda ve İtalya’da düzenlenen 45. Le Piastre Uluslararası Yalanlar Şampiyonası Grafik Bölümü Yarışması’nda mansiyon aldı. 2022 yılında 2. ADAM-DER Ulusal Karikatür Yarışması’nda birinciliğe ulaştı.

2024 yılında Kosova’da düzenlenen 10. Uluslararası Karikatür Festivali’nde üçüncü olan Ceylan, 2026 yılında Çin Uluslararası “At” Mizahı Sanat Sergisi’nde Mark Twain portresiyle Bronz Panda Ödülü kazandı. Aynı yıl İtalya’da gerçekleştirilen “Umut” temalı 52. Marostica Uluslararası Grafik Mizah Yarışması’nda ilk kez verilen Elena Xausa Özel Ödülünün sahibi oldu.

Ceylan ayrıca 2026 yılında Muğla Büyükşehir Belediyesi 6. Uluslararası Karikatür Yarışması’nda Behiç Ak Özel Ödülü, Çaycuma Belediyesi 3. Ulusal Karikatür Yarışması’nda ise Mansiyon Ödülü kazandı. Eserleri birçok ülkedeki uluslararası sergilerde sanatseverlerle buluştu.

— Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?

Sanatla bağım aslında çok küçük yaşlarda başladı. Anaokulu ve ilkokul yıllarında katıldığım resim yarışmalarında ödüller almam, sanata olan ilgimi ve özgüvenimi artırdı. Çizim yapmak çocukluğumdan beri kendimi ifade etmenin en doğal yollarından biri oldu.

 

— Grafik tasarımdan karikatüre uzanan yolculuğunuz nasıl başladı? Hayatınızda bir kırılma noktası oldu mu?

Hayatımda iki önemli kırılma noktası olduğunu söyleyebilirim. İlki lise eğitimimin ardından yaşandı. Üniversiteyi kazanmama rağmen ailemin o dönemki maddi imkânları nedeniyle eğitimime devam edemedim. Bunun yerine grafik tasarım eğitimi aldım ve henüz 17 yaşımdayken çalışma hayatına başladım. Kısa sürede kendimi geliştirdim ve uzun yıllar grafik tasarım sektöründe başarılı projelerde yer aldım.

İkinci ve hayatımdaki en büyük kırılma noktası ise kemik kanserine yakalanmam oldu. Hastalık nedeniyle çok sevdiğim işimi bırakmak zorunda kaldım. Yaklaşık iki yıl süren zorlu tedavinin ardından sağlığıma kavuştuğumu düşünürken, kanser iki yıl sonra sol kalça ve omurga bölgemde yeniden nüksetti. Bir kez daha uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçtim.

— Karikatür tam da bu zorlu günlerde mi hayatınızda daha fazla yer almaya başladı?

Evet. Evde geçirdiğim uzun zaman beni karikatür sanatına yönlendirdi. Çizmek benim için yalnızca zaman geçirmek değildi. Moral bulmanın, yaşadığım zorluklarla mücadele etmenin ve hayata yeniden tutunmanın bir yolu haline geldi.

Karikatürün birkaç çizgiyle çok güçlü mesajlar verebilen evrensel bir sanat dalı olması beni çok etkiledi. İlk katıldığım yarışmalarda aldığım ödüller de doğru yolda olduğumu gösterdi. Bundan sonra üretmeye çok daha büyük bir tutkuyla devam ettim.

Bugün geriye baktığımda, yaşadığım o zorlu süreçlerin beni bambaşka bir sanat yolculuğuna taşıdığını görüyorum. Belki de yaşadığım tüm bu zorluklar olmasaydı kendimi karikatür sanatında bu kadar derin ifade etme fırsatı bulamayacaktım.

— Bugüne kadar çizdiğiniz karikatürler arasında “Beni en iyi bu eserler anlatıyor” dedikleriniz hangileri?

Beni en fazla yansıtan eserlerin, toplumsal konuları evrensel bir dille anlatan yazısız karikatürlerim olduğunu düşünüyorum. Çevre, savaş, barış, iklim krizi, teknoloji ve insanın doğayla ilişkisi gibi konuları mizahla bir araya getirerek insanları düşündürmeyi seviyorum.

Bir karikatürün, dili ne olursa olsun dünyanın farklı ülkelerindeki insanlara aynı mesajı verebilmesi benim için çok değerli.

 

— Aldığınız çok sayıda ödül var. Peki sizin için yeri farklı olan bir ödül var mı?

Benim için en özel eser ve ödül, ADAM-DER Karikatür Yarışması’nda mansiyon kazandığım çalışmadır. Çünkü o dönemde kemoterapi tedavisi görüyordum.

Dolayısıyla o ödül benim için sadece sanatsal bir başarı değildi. Bana yeniden umut veren ve hayata daha güçlü tutunmamı sağlayan çok anlamlı bir dönüm noktasıydı.

Hastalık nedeniyle üretmenin zorlaştığı bir dönemde sanat aracılığıyla insanlara ulaşabildiğimi ve sanata katkı sunabildiğimi görmek bana büyük mutluluk ve motivasyon verdi.

 

— Bir karikatürü sizin gözünüzde başarılı yapan nedir?

Az çizgiyle çok şey anlatması… İzleyiciyi önce gülümsetmesi, ardından düşündürmesi benim için önemli. Çünkü bana göre en başarılı karikatür yalnızca güldüren değil, insanların hafızasında iz bırakan ve onlara farklı bir bakış açısı kazandıran karikatürdür.

Ben de her çalışmamda bunu yakalamaya çalışıyorum.

 

— Eserlerinizde Türkiye’den, yaşadığınız toplumdan izler bulunuyor mu?

Karikatürlerimde doğrudan Türkiye’ye özgü simgeler kullanmasam bile bu topraklarda yaşayan bir sanatçı olarak toplumun izleri doğal biçimde eserlerime yansıyor.

Çevre sorunları, savaş, adalet, tüketim alışkanlıkları, insan ilişkileri ve toplumsal duyarlılık gibi konular aslında hem Türkiye’nin hem dünyanın ortak meseleleri.

Ben mümkün olduğunca yazısız ve evrensel bir anlatım dili kullanmaya özen gösteriyorum. Böylece Türkiye’de çizdiğim bir karikatürün dünyanın başka bir ülkesindeki izleyici tarafından da anlaşılmasını amaçlıyorum.

 

— Türk karikatürünün önemli isimlerinden Turhan Selçuk ve onun adına düzenlenen uluslararası yarışma sizin için ne ifade ediyor?

Turhan Selçuk, Türk karikatür sanatının en önemli ustalarından biridir. Çizgi dili, yalın anlatımı ve evrensel bakış açısıyla pek çok çizer için ilham kaynağı olmuştur.

Onun adına düzenlenen Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’nın hem ustanın sanat anlayışını yaşatması hem de Türkiye’nin uluslararası karikatür dünyasındaki yerini güçlendirmesi açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Bu tür köklü yarışmalar farklı ülkelerden sanatçıları aynı platformda buluşturuyor ve kültürel etkileşime önemli katkı sağlıyor.

— Günümüzde sanatçı olmak sizce daha mı kolay, daha mı zor?

Aslında ikisi de… Günümüzde sanatla uğraşmak geçmişe göre bazı açılardan daha kolay, bazı açılardan ise daha zor.

Teknolojinin ve internetin gelişmesi sayesinde eserlerinizi dünyanın her yerine ulaştırabiliyor, uluslararası yarışmalara kolaylıkla katılabiliyor ve farklı ülkelerdeki sanatçılarla iletişim kurabiliyorsunuz. Bu, özellikle benim gibi uluslararası alanda üretim yapan sanatçılar açısından çok önemli bir avantaj.

Ancak sanatçı sayısının artması ve dijital ortamda üretilen içeriklerin yoğunluğu nedeniyle görünür olmak da her zamankinden daha zor. Sanatın hak ettiği değeri görmesi için yalnızca üretmek yetmiyor. Sabırla üretmeye devam etmek, kendinizi sürekli geliştirmek ve özgün kalabilmek gerekiyor.

 

— Türkiye’de karikatür ve sanata gösterilen ilgiyi yeterli buluyor musunuz?

Türkiye’de sanatın her geçen gün daha fazla ilgi gördüğünü düşünüyorum. Özellikle belediyelerin, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği ulusal ve uluslararası yarışmalar sanatçılar açısından önemli motivasyon kaynakları oluşturuyor.

Bu organizasyonlar yeni yeteneklerin ortaya çıkmasına ve sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasına önemli katkılar sağlıyor.

Benim için sanat sadece bir meslek ya da hobi değil. İnsanlara düşüncelerimi anlatabildiğim, toplumla bağ kurabildiğim ve yaşadığım zorlukları anlamlı bir üretime dönüştürebildiğim bir yaşam biçimi. Şartlar ne olursa olsun üretmeye devam eden sanatçının mutlaka kendi yolunu bulacağına inanıyorum.

 

— Sizce sanatçının toplum karşısında bir sorumluluğu var mı?

Kesinlikle var. Bence sanatçı toplumdan kopuk değil, toplumun içinde yaşayan ve onu gözlemleyen bir insan olmalı. Yaşadığı dönemin sorunlarını, sevinçlerini, değişimlerini ve çelişkilerini fark etmeli ve bunları kendi bakış açısıyla eserlerine yansıtabilmeli.

Çünkü sanat sadece estetik bir üretim değildir. Aynı zamanda düşündürmek, sorgulatmak ve bazen farkındalık oluşturmaktır.

 

— Karikatürün bu anlamda ayrı bir gücü olduğunu düşünüyor musunuz?

Karikatür, topluma ayna tutan en güçlü sanat dallarından biri. Bazen tek bir çizgi veya tek bir fikir, uzun bir yazının anlatabileceğinden çok daha etkili bir mesaj verebiliyor.

Bu nedenle sanatçının toplumsal duyarlılığını kaybetmeden bağımsız ve özgün kalması gerektiğine inanıyorum.

Sanatçı insanlara tepeden bakan değil, onları anlamaya çalışan biri olmalı. Toplumdan beslenen sanatın yine topluma umut, düşünce ve yeni bakış açıları kazandırması gerektiğini düşünüyorum.

Ben de çizdiğim her karikatürde insanları önce gülümsetmeyi, ardından birkaç saniye durup düşünmelerini sağlamayı amaçlıyorum.

— Bundan sonraki hedefleriniz neler? Yeni projeleriniz var mı?

Karikatür üretmeye, ulusal ve uluslararası yarışmalara düzenli olarak katılmaya devam ediyorum.

Bunun yanında yıllardır edindiğim grafik tasarım ve uygulama tasarımı tecrübemi farklı alanlara taşımak amacıyla mobil oyun geliştirme üzerine de çalışmalar yapıyorum. Şu anda çeşitli oyun fikirleri üzerinde denemeler yapıyor, hem tasarım hem de kullanıcı deneyimi açısından farklı yaklaşımlar geliştiriyorum.

Sanatın tek bir alanla sınırlı olmadığına inanıyorum. Karikatür, grafik tasarım ve mobil oyunlar benim için yaratıcılığı besleyen farklı ifade biçimleri.

Önümüzdeki dönemde hem karikatür alanında yeni uluslararası başarılara imza atmayı hem de üzerinde çalıştığım mobil oyun projelerini hayata geçirmeyi hedefliyorum.

“ZORLUKLAR BENİ BAMBAŞKA BİR SANAT YOLCULUĞUNA TAŞIDI”

Tuna Ceylan’ın hikâyesinde çizgi yalnızca sanatın değil, mücadelenin de dili olmuş. Hastane odalarından uluslararası yarışmalara uzanan bu yolculukta alınan her ödülün ardında sabır, direnç ve üretme isteği var.

İki kez kanserle mücadele eden Ceylan’ın, yaşadığı zorlu günleri karamsarlığa değil sanatsal üretime dönüştürmesi onun çizgilerine ayrı bir anlam kazandırıyor.

Ceylan’ın söylediği gibi bazen birkaç çizgi, sayfalar dolusu yazıdan daha fazlasını anlatabiliyor. Onun çizgileri ise bugün yalnızca insanları gülümsetip düşündürmüyor; aynı zamanda zorlukların ardından yeniden ayağa kalkmanın ve üretmeye devam etmenin de hikâyesini anlatıyor.

Kanserle Mücadelesini Çizgileriyle Umuda Dönüştürdü
KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.