1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal: “İNSAN HAKLARI YALNIZCA BİR HUKUK MESELESİ DEĞİL, BİR VİCDAN MESELESİDİR.”

İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal: “İNSAN HAKLARI YALNIZCA BİR HUKUK MESELESİ DEĞİL, BİR VİCDAN MESELESİDİR.”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

10 Aralık Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası nedeniyle Milas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce, İlçe Halk Eğitimi Merkezi Toplantı Salonu’nda bir etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinlikte konuşan İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal, “Tarihimiz, insan hakları açısından dünyaya örnek olmuş uygulamalarla doludur. Osmanlı’da mahkemelerde adalet, ırka veya dine göre değişmezdi. Ahilik teşkilatı, çalışma hayatında işçi ve işveren haklarını asırlar önce düzenlemişti. Bugün bizlere düşen, bu mirası güncel dünyada yaşatmaktır. Hak ararken de hak verirken de vicdanı elden bırakmamak; adaleti sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında yaşatmaktır” dedi.  

Düzenlenen etkinliğe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal’ın yanı sıra kurumun şube müdürleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Etkinliğin sonunda ise hafta nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Diğer yandan insan haklarına ilişkin öğrenciler tarafından okunan şiirler ve skeçler, etkinliğe renk kattı.

Günün anlam ve önemine ilişkin konuşan Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal;

“İnsanın yaratılışından gelen onurunu, şerefini ve dokunulmaz hakkını hatırlamak için bir araya geldik. İnsan Hakları Günü, sadece geçmişteki acıları anmak için değil; bugün yaşanan haksızlıkları görmek, yarının adil dünyasını kurmak için bir çağrıdır.

İnsan hakları dediğimiz kavram sadece kitaplarda yazan maddeler değildir. Günümüz dünyasında yaşanan gelişmeler, insan haklarının ne kadar güncel ve hayati bir mesele olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Bugün dünya, insan hakları bakımından ateş çemberinden geçmektedir.

Bir yanda savaşlar, bir yanda göç yollarında umut arayan mazlumlar…

Bir yanda can güvenliğini kaybetmiş çocuklar, bir yanda açlıkla, yoksullukla mücadele eden aileler…

Filistin’de, Gazze’de, Doğu Türkistan’da çocukların en temel hakkı olan yaşam hakkı dahi korunamamaktadır. Masum sivillerin hedef alınması, kutsal mekânların saldırıya uğraması, insanlığın vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bu, sadece bir insan hakları ihlali değil; insanlığın ortak acısıdır.

Dünyanın farklı coğrafyalarında, savaşlar nedeniyle evlerini terk eden milyonlarca insan, en temel hak olan barınma ve güvenlik hakkını bile elde edememektedir. Türkiye’nin yıllardır yürüttüğü insani yardım politikası, gönlü geniş bir millet oluşumuzun en güçlü göstergesidir. Biz, tarihimiz boyunca olduğu gibi bugün de mazluma kapı kapatmayan bir toplum olmayı sürdürmekteyiz.

Kadına yönelik şiddet, tüm dünyanın mücadele ettiği büyük bir insan hakkı sorunudur. Bizim inancımız kadını incitmeyi haram kılar, kültürümüz ise “Cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek kadının değerini açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla kadının onurunu korumak, yalnız hukuki değil; aynı zamanda dini ve ahlaki bir görevdir.

Dijital çağın yeni sorunları, kişisel verilerin korunması, mahremiyet, dijital zorbalık gibi alanlarda yeni insan hakları tartışmalarını gündeme getirmektedir. Gençlerimiz, sosyal medya ve dijital platformlarda saygı ve güven ortamı içinde var olmalıdır. Çünkü insan hakları yalnızca sokakta değil, ekranların arkasında da korunması gereken bir emanettir.

Tarihimiz, insan hakları açısından dünyaya örnek olmuş uygulamalarla doludur. Osmanlı’da mahkemelerde adalet, ırka veya dine göre değişmezdi. Ahilik teşkilatı, çalışma hayatında işçi ve işveren haklarını asırlar önce düzenlemişti. Bugün bizlere düşen, bu mirası güncel dünyada yaşatmaktır. Hak ararken de hak verirken de vicdanı elden bırakmamak; adaleti sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında yaşatmaktır. İnsanı Yaşatmak Devleti Yaşatır

İlçemizdeki tüm okullarımızda, her çocuğumuzun kendini değerli hissettiği, korkmadan düşündüğünü ifade edebildiği, eşit fırsatlara sahip olduğu bir eğitim ortamı oluşturmak en büyük sorumluluğumuzdur. Öğretmenlerimizle, idarecilerimizle, velilerimizle el ele vererek, hoşgörünün, adaletin ve empatinin hakim olduğu bir nesil yetiştirmek zorundayız. Çünkü yarının doktoru, öğretmeni, hakimi, siyasetçisi, bu salondaki gençlerdir. Onların vicdanına ektiğimiz tohumlar, yarının Türkiye’sinde yeşerecektir.

İnsan hakları yalnızca bir hukuk meselesi değil, bir vicdan meselesidir. Bizim kültürümüz komşusu açken tok yatmamayı, yetimin başını okşamayı, mazluma kol kanat germeyi emreder. Bu nedenle insan haklarını konuşmak “devletin görevi” olduğu kadar, aynı zamanda toplumun ve fertlerin ahlaki sorumluluğudur.

Haksızlık karşısında susmak, haksızlığı büyütür. Bir insanın hakkını savunmak ise insanlığı büyütür.”

MÜDÜRDEN GENÇLERE ÖNEMLİ NASİHAT…

“Sevgili gençler.

Dijital çağın getirdiği imkânlar kadar sorumluluklar da büyük. Bilginin hızla yayıldığı bir dönemde yanlış bilgi, nefret dili ve dezenformasyon da insan haklarını tehdit ediyor. Sizler, adaletin ve sorumluluk bilincinin taşıyıcıları olarak hem kendi haklarınıza sahip çıkacak hem de başkalarının haklarını koruyan bir duruş sergileyeceksiniz. Her paylaşımınızın, her sözünüzün bir insana dokunduğunu unutmayın.

Sizler, bu ülkenin vicdanını temsil eden nesilsiniz. Sosyal adaleti, merhameti, hakkaniyeti siz güçlendireceksiniz. Bulunduğunuz her ortamda; Bir arkadaşınız dışlandığında sessiz kalmamak, bir zayıfın hakkını savunmak, toplumun her kesimine saygıyla yaklaşmak, İnsan haklarının en güçlü savunucusu olmanın ilk adımıdır.

Unutmayın: Bir insanın yüreğine dokunmak, dünyayı değiştirmeye atılmış ilk adımdır.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabında, kitabın son bölümünde iyi ruh ve kötü ruhun tartışması vardır. İyi ruh sürekli etrafını aydınlatır, bir ışık yakar, aydınlık verir etrafa. Kötü ruh da her defasında onu söndürür üfleyerek iyi ruh yine yakar, kötü ruh yine söndürür.

Bu saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca devam eder. En son kötü ruh sinirlenir: ‘Ya ben sürekli söndürüyorum, sen niye yakıyorsun?’

İyi ruh da der ki: ‘Sen ne kadar söndürürsen söndür. Ben etrafımı aydınlatmaya devam edeceğim. Her defasında etrafa ışık olacağım.’

Her ne olursa olsun, hep beraber inşallah etrafı aydınlatıp güçlünün haklı olduğu değil hak edenin hakkını alması konusunda umut olacağız.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini bir kez daha hatırlatarak, insan haklarının evrensel olduğu kadar yerel bir sorumluluk olduğunu unutmayalım.

Hakların, adaletin ve eşitliğin daim olduğu güzel günler diliyorum.

Allah, bizleri hak ve adalet yolundan ayırmasın. 10 Aralık İnsan Hakları Günümüz kutlu olsun.”

İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal: “İNSAN HAKLARI YALNIZCA BİR HUKUK MESELESİ DEĞİL, BİR VİCDAN MESELESİDİR.”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481