Şafak Turgut’un köşesinden merhaba. “Güven”
Bu dünyada doğuyoruz, yaşıyoruz, ölüyoruz. Peki, zamanımızı kendi hikayemizde, yaşamımızda bize sunulan şartlarda nasıl değerlendiriyoruz? İnsan ilişkilerimiz, aile ilişkilerimiz, huyumuz, karakterimiz; doğuştan bizlere verilen özellikler. Yaşadığımız dünyada, yetiştiğimiz ailede, şehirde ne görüyor ve biliyorsak, aldığımız eğitim ile beraber kendimizi yetiştirmemizi de katarsak, yaşıyoruz dünyayı. Peki, insanlara güven nasıl? İnanıyoruz, güveniyoruz, iyi niyetli yaşıyoruz. Tersini de düşünürsek, kötü niyetli, olumsuz ve yanlış düşünenler de var. Dünyada kötü niyetli insanlar, ruh sağlığı bozuk olanlar, hastalık mücadelesi verenler, engel ve özürlü olanlar da var. İyi niyetli ve kötü niyetli, sahte gülücükler ile gerçek gülenler; bunları nasıl ayırt edeceğiz? İnsanları anlamak mümkün mü?
Dini boyutunu düşünelim! Allah, bize bu dünyada sabır edin, dünya bir sınav ve hepsi sonsuzluk için diyor. Ne olursa olsun, hikayemizde ve şartlarımızda isyan etmeden, sabırla kaderimize razı mı olalım? Cinayetler olmasa, doğa felaketleri yaşanmasa, ekonomik sıkıntılar son bulsa gibi; iyi düşünürsek iyi, kötü düşünürsek kötü. Güven çok önemli. Kandırmak, yalan söylemek; söyleyen kişiyi, yani kendini kandırmasıdır. Karşı tarafı iyi niyetli inanan kişiyi inandırdığını zannedenler aslında kendilerini kandırıyor. Alay etmek, dalga geçmek, insanların gururu ile oynamak; kişinin arkasından konuşup, arkadan konuştuğunu yüzüne karşı söyleyememek mi doğru, yoksa yüzüne karşı söylediğini arkasından söylemek mi? Biz böyle miyiz? Herkes menfaatçi mi? Kendi işine geldiği gibi mi oluyor?

