1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. ÇEVRECİLER NEREDE? TUZLA’NIN KALBİNE SAPLANAN YOLU KİM GÖRECEK?

ÇEVRECİLER NEREDE? TUZLA’NIN KALBİNE SAPLANAN YOLU KİM GÖRECEK?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas’ın önemli doğal değerlerinden Metruk Tuzlası Sulak Alanı’nda dolgu yapılarak yol oluşturulduğu yönündeki iddialar çevre ve koruma tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” statüsündeki bölgede gerçekleştirilen çalışmaya Milas Belediyesi’nin müdahale ederek çalışmayı durdurduğu belirtilirken, gözler ilgili kamu kurumlarına çevrildi.

Milas’ın Boğaziçi bölgesinde bulunan ve başta flamingolar olmak üzere çok sayıda canlı türüne yaşam alanı sağlayan Metruk Tuzlası Sulak Alanı, bu kez bölgede gerçekleştirildiği belirtilen dolgu ve yol çalışmasıyla gündeme geldi.

Sulak alanın bir bölümünde toprak ve taş dolguyla yol oluşturulduğunu gösteren görüntüler kamuoyunda tartışmaya neden olurken, çalışmanın hangi izin ve mevzuat kapsamında gerçekleştirildiğine ilişkin sorular gündeme taşındı.

Haber: Kemal Sürgün

Akbelen’de bir zeytin ağacının dalı kırılsa ortalığı ayağa kaldıranlar nerede?

Kameralar karşısında çevre mücadelesi verenler, sosyal medyada ardı ardına açıklamalar yapanlar, “doğa katlediliyor” diyerek Milas’a gelenler nerede?

Bugün Milas’ın yanı başında, yalnızca ilçemizin değil Muğla’nın en önemli doğal değerlerinden biri olan Tuzla Sulak Alanı gündemde.

Hem de öyle sıradan bir alan değil.

Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarına göre Metruk Tuzlası Sulak Alanı, 31 Temmuz 2019 tarihinde “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescil edilmiş durumda. Tescilli alan 3 bin 376 hektarı kapsıyor; bunun 283 hektarı Hassas Koruma Bölgesi, 190 hektarı Kontrollü Kullanım Bölgesi, 280 hektarı ise Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi olarak belirlenmiş. Alanın yönetim planı ve koruma bölgeleri de 22 Eylül 2021 tarihinde onaylanmış.

Yani burası sahipsiz bir tarla değil.

Burası üzerinde herkesin istediği gibi tasarrufta bulunabileceği boş bir arazi hiç değil.

Burası korunması gereken bir sulak alan.

Ve bugün tartışılması gereken soru çok açık:

Bu alanın içine dolgu yaparak yol açılması iddiası doğruysa, buna kim izin verdi? Hangi kurum denetledi? Hangi mevzuata dayanıldı?

TUZLA SADECE FLAMİNGOLARDAN İBARET DEĞİL

Tuzla denildiğinde insanların aklına ilk olarak flamingolar geliyor.

Haklılar da…

Ama Tuzla’nın değeri flamingolarla sınırlı değil.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre bölgede yılın farklı dönemlerinde 178 bitki, 14 balık, 10 sürüngen ve amfibi, 126 kuş ve 9 memeli türü gözlemlenebiliyor. Flamingonun yanı sıra tepeli pelikan, balıkçıllar, sumrular, patkalar, uzunbacak ve çok sayıda başka kuş türü bu ekosistemin parçası.

Milas Kaymakamlığı da Tuzla’nın kış aylarında göçmen kuşlara ev sahipliği yaptığını; pelikan, flamingo, boz ördek, yeşilbaş, sakarca, Macar ördeği, sakarmeke ve balıkçıl gibi birçok türün burada beslendiğini belirtiyor.

Üstelik Tuzla yalnızca doğal yaşam açısından değil, Milas’ın turizm değeri, doğal kimliği ve gelecek kuşaklara bırakacağı miras açısından da önem taşıyor.

Biz bugün burayı koruyamazsak yarın çocuklarımıza ne anlatacağız?

“Bir zamanlar burada flamingolar vardı” mı diyeceğiz?

BİR SULAK ALANIN KALBİNE YOL SAPLAMAK…

İşte benim asıl itirazım burada.

Bir inşaat firmasının sulak alan içerisinde dolgu yaparak yol oluşturduğu yönündeki iddialar kamuoyuna yansıyorsa, bu konu birkaç kamyon toprağın dökülmesi olarak görülemez.

Çünkü sulak alanlar bir bütün olarak yaşar.

Suyun hareketi, kuşların beslenme bölgeleri, çamur düzlükleri, sazlıklar, kıyı geçişleri ve doğal drenaj birbirine bağlıdır.

Dolayısıyla böyle bir ekosistemin ortasına yapılan her müdahalenin bilimsel ve hukuki karşılığı sorgulanmalıdır.

Bir yolu sulak alanın içinden geçirmek, eğer doğal su dolaşımını ve habitat bütünlüğünü etkiliyorsa, bana göre Tuzla’nın kalbine hançer saplamaktan farksızdır.

BAKANLIK VE MÜDÜRLÜKLER NEREDE?

Şimdi gelelim işin kamu tarafına…

Bu alan “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ise ilgili bakanlık ve bağlı müdürlükler neden vardır?

Koruma sınırları neden çizilmiştir?

Yönetim planları neden hazırlanmıştır?

Mevzuat neden vardır?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi tanıtım sayfasında dahi Metruk Tuzlası Sulak Alanı için “her türlü izinsiz faaliyet yasaktır” uyarısı bulunuyor.

O halde kamuoyunun bilmeye hakkı var:

Buradaki dolgu ve yol çalışmasının izni var mıydı?

Varsa kim verdi?

Hangi kurumdan görüş alındı?

Çalışmanın sulak alan üzerindeki etkisi araştırıldı mı?

Koruma sınırları dikkate alındı mı?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili müdürlükler çalışma başladığında ne yaptı?

Bunlar suçlama değil, cevap bekleyen kamu yararı sorularıdır.

MİLAS BELEDİYESİ’NİN MÜDAHALESİ ÖNEMLİ

Edindiğimiz bilgilere göre Milas Belediyesi’nin olaya müdahale ederek çalışmanın durdurulmasını sağlaması önemli bir adımdır.

Kim yaparsa yapsın, hangi şirket olursa olsun, söz konusu Milas’ın doğal değerleri olduğunda kamu kurumlarının görevi seyretmek değil, yetkileri çerçevesinde müdahale etmektir.

Ancak çalışmanın durdurulması tek başına yeterli değildir.

Bundan sonra dökülen dolgunun akıbetinin ne olacağı, alanın eski haline getirilip getirilmeyeceği, ekolojik zarar oluşup oluşmadığı ve sorumlular hakkında hangi işlemlerin yapılacağı da kamuoyuna açıklanmalıdır.

Çünkü Tuzla’yı korumak yalnızca iş makinelerini durdurmak değildir.

Varsa verilen zararın giderilmesini sağlamak da korumanın parçasıdır.

PEKİ ÇEVRECİLER NEREDE?

Gelelim başlıktaki soruya…

Çevreciler nerede?

Akbelen’de zeytin ağaçları üzerinden günlerce eylemler yapıldı, Türkiye’nin farklı noktalarından bölgeye gelindi, açıklamalar gerçekleştirildi ve konu ülke gündemine taşındı.

Ancak burada bir gerçeğin de hakkını teslim etmek gerekiyor.

Akbelen’de zeytinlerin taşınması konusunda ortaya konulan çalışmanın, Türkiye’de zeytin ağacı taşıma uygulamalarının belki de en güçlü örneklerinden biri haline geldiğini görmezden gelemeyiz. Akademik ve teknik imkânların yanında ekonomik şartlar da zorlanarak, ağaçların yeni yaşam alanlarında yeniden tutunabilmesi için ciddi bir emek ortaya konuldu. Taşınan zeytinlerin yeni alanlarında yeniden can bulması için yürütülen bu çalışmaların ve verilen emeğin de unutulmaması gerekiyor.

Buna rağmen Akbelen’de zeytin ağaçları üzerinden güçlü bir çevre mücadelesi ortaya koyan, eylemler düzenleyen ve günlerce kamuoyunun karşısına çıkan çevrecilerin, bugün Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan statüsündeki Tuzla’nın ortasına dolgu yapılarak yol açılması karşısındaki sessizliği doğal olarak sorgulanmalıdır.

Çünkü mesele gerçekten doğayı korumaksa hassasiyet yere, zamana, şirkete veya gündemin büyüklüğüne göre değişmemelidir.

Akbelen’de bir zeytin ağacının geleceğini sorgulayan çevrecilerin, Tuzla’da yüzlerce bitki ve hayvan türünün yaşam alanını oluşturan bir ekosistemin geleceğini de aynı yüksek sesle sorgulamasını beklemek yanlış değildir.

Zeytin ağacına gösterilen hassasiyet ne kadar değerliyse, Tuzla Sulak Alanı’na gösterilecek hassasiyet de o kadar değerlidir.

Çevre mücadelesinin inandırıcılığı da tam olarak burada ortaya çıkar.

Akbelen’de sesini yükseltip Tuzla’da susmak, kamuoyunda ister istemez şu soruyu doğurur:

Çevre hassasiyeti neden Tuzla söz konusu olduğunda aynı ölçüde gösterilmiyor?

Akbelen’de zeytin ağacını gerekçe göstererek günlerce eylem yapan, Türkiye’nin dört bir yanından Milas’a gelen, açıklamalar yapan, kameraların karşısına geçen çevre örgütlerini Tuzla konusunda da aynı kararlılıkla görmek istiyoruz.

Çünkü çevrecilik seçici olmamalı.

Bir yerde zeytin ağacı için mücadele ediyorsanız, başka bir yerde flamingonun yaşam alanı için de ses çıkarmalısınız.

Orman için ayağa kalkıyorsanız sulak alan için de kalkmalısınız.

Bir şirketin faaliyetini eleştiriyorsanız başka bir şirket söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti göstermelisiniz.

Çevre mücadelesinin şirketi, siyasi partisi, belediyesi, iktidarı veya muhalefeti olmaz.

Doğa herkese karşı aynı ölçüde korunmalıdır.

Üstelik Tuzla üzerindeki yapılaşma baskısı yeni değil. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin de müdahil olduğu, bölgede planlanan “Turizm Kenti Projesi”ne ilişkin davada daha önce verilen ÇED olumlu kararının iptal edildiği 2023 yılında kamuoyuna açıklanmıştı.

Daha yakın tarihte, Mayıs 2025’te çeşitli çevre örgütleri de Bargilya’da bir araya gelerek Boğaziçi-Bargilya Metruk-Tuzla Sulak Alanı’nın tehdit altında olduğuna ilişkin ortak açıklama yapmıştı.

O nedenle bugün sorduğumuz soru daha da anlam kazanıyor:

O gün Tuzla için konuşanlar, bugün nerede?

TUZLA BİZE MİRAS DEĞİL, EMANET

Tuzla Sulak Alanı Milas’ın tapulu malı değildir.

Bugün yaşayan insanların istediği gibi kullanabileceği bir alan da değildir.

Biz burayı gelecek nesillerden ödünç aldık.

Flamingoların gökyüzünü pembeye boyadığı, pelikanların konakladığı, yüzlerce bitki ve hayvan türünün yaşam döngüsünün devam ettiği böyle bir alanın ekonomik çıkarların gölgesinde kalmasına izin verilmemelidir.

Kaldı ki Tuzla’nın sorunları yalnızca bugünkü dolgu iddiasıyla başlamadı. 2024 yılında bölgede köpük, kirlilik ve kötü koku gündeme gelirken bilim insanları ekosistemin korunmasının riske girebileceğine dikkat çekmişti. 2025 sonunda ise kıyıya yakın bölgelerde deniz marulu yayılımı ve evsel atık kirliliği yeniden haber olmuştu.

Demek ki Tuzla zaten alarm veriyor.

Bir de insan eliyle yeni baskılar oluşturmanın hiçbir açıklaması olamaz.

ŞİMDİ HERKESİN TARAFINI BELLİ ETME ZAMANI

Milas Belediyesi müdahale etmişse teşekkür ederiz.

Ama süreç takip edilmelidir.

İlgili bakanlıklar ve müdürlükler kamuoyuna açıklama yapmalıdır.

Çalışmayı yapan firma, hangi izinlere dayanarak bu müdahaleyi gerçekleştirdiğini açıklamalıdır.

Çevre örgütleri de Tuzla’ya gelmeli, inceleme yapmalı ve kamuoyunun karşısına çıkmalıdır.

Akbelen’de gösterilen hassasiyetin Tuzla’da da gösterilmesini beklemek Milaslıların en doğal hakkıdır.

Çünkü çevrecilik kameranın olduğu yerde yapılan bir gösteri değil, kameranın olmadığı yerde de doğanın yanında durabilmektir.

Bugün Tuzla’nın sesi çıkmıyor olabilir.

Flamingolar basın açıklaması yapamaz.

Pelikanlar mahkemeye başvuramaz.

Sulak alan kendisini savunamaz.

Onun için biz soracağız:

Tuzla’nın kalbine dolgu yapılırken kim neredeydi?

Ve daha önemlisi:

Akbelen’de zeytin ağacının arkasında saf tutanlar, Tuzla’nın ortasına yol açılırken neden aynı safta değiller?

Çevreyi gerçekten savunuyorsak cevap basit olmalı:

Akbelen de bizim, Tuzla da.

Zeytin ağacı da bizim, flamingo da.

Orman da bizim, sulak alan da.

Doğa, işimize geldiği zaman savunacağımız bir değer değildir.

Ya her yerde çevreciyiz ya da hiçbir yerde.

ÇEVRECİLER NEREDE? TUZLA’NIN KALBİNE SAPLANAN YOLU KİM GÖRECEK?
KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.