Milas’ta Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen basın açıklamasında gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve linç kampanyalarına tepki gösterildi. Milas Şehir Parkı’nda gerçekleştirilen eylemde “Özgür basın susturulamaz” ve “Gazetecilik suç değildir” sloganları atılırken, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması ve basın üzerindeki baskıların son bulması çağrısı yapıldı.
Emek ve Demokrasi Güçleri, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve çeşitli baskı uygulamalarına tepki göstermek amacıyla Milas Şehir Parkı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi. “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı eylemde, basın özgürlüğünün demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanarak tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.
Basın açıklamasında Milas 78’liler adına konuşan gazeteci Nevzat Çağlar Tüfekçi, Türkiye’de gerçek gazetecilik yapmaya çalışan basın emekçilerinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirterek, tarih boyunca gerçeklerin ortaya çıkmasını istemeyen güçlerin gazetecileri hedef aldığını ifade etti. Tüfekçi, gazetecilerin kimi zaman öldürüldüğünü, kimi zaman ise cezaevine konulduğunu belirterek, gazetecilik mesleğinin kriminalize edilmemesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasında geçmişte gazetecilik yaptıkları için hayatını kaybeden Metin Göktepe, Uğur Mumcu ve Hakan Tosun’u hatırlatan Tüfekçi, günümüzde de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı ve Bilal Özcan gibi isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Gazetecilerin susturulmaya çalışılmasının halkın haber alma özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğunu vurgulayan Tüfekçi, “Gazetecilik mesleği kriminalize edilmemeli. Halkın doğru haberi alma hakkı doğrultusunda gerçek ve güvenilir bilgiyi paylaşan gazetecilere saygı duyulmalıdır. Gazetecilerin susturulma girişimleri, toplumun haber alma özgürlüğünü engelleyen uygulamalardır” dedi.
Tüfekçi konuşmasında yerel ölçekte de gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle hedef haline getirilebildiğini belirterek, kendisinin de Milas Ovası’nın Tiny House ve karavan gibi mobil yerleşimlere açılmasına yönelik yaptığı haberler nedeniyle hakarete uğradığını ve tehdit edildiğini söyledi. Bu konunun şu anda yargıya taşındığını ifade eden Tüfekçi, gazetecinin görevlerinden birinin de doğayı, ovayı, ormanları, toprağı, havayı ve suyu korumak olduğunu vurguladı.
Gazetecinin yalnızca siyasi ve toplumsal konularda değil, doğal yaşamın korunması için de haber yapma sorumluluğu bulunduğunu belirten Tüfekçi, yaptığı bazı haberlerin de çeşitli kesimlerin tepkisine neden olduğunu dile getirdi. DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık’ın Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda yaptığı konuşmayı haberleştirmesi nedeniyle eleştirildiğini, ayrıca DEM Parti tarafından Milas’ta düzenlenen Newroz etkinliğini haber yaptığı için de haksız suçlamalarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Gazeteciliğin temel ilkesinin objektif gerçeği yansıtmak olduğunu vurgulayan Tüfekçi, “Biz haberlerimizi birilerinin hoşuna gitmesi ya da onlara şirin görünmek için yapmıyoruz. Eğer gazetecilik yapıyorsak, var olan gerçeği aktarmak zorundayız. Gazeteciler düşman değildir. Bu düşman hukukundan vazgeçilmeli, habere ve haberciye saygı gösterilmelidir” ifadelerini kullandı. Konuşmasını “Gazetecilik suç değildir, yaşasın özgür basın” sözleriyle tamamladı.
Eylemde ayrıca Sol Parti Milas İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz, DEM Parti Milas İlçe Başkanı Mehmet Hanefi Yılmaz, Tüm Emeklilerin Sendikası Milas Şube Başkanı Haldun Yaşar Şimşek, Eğitim Sen adına Hüdaverdi Günay ile CHP İlçe Yönetim Kurulu Üyesi ve Avukat Ali Bakbak da birer konuşma yaptı. Hüseyin Yorulmaz konuşmasında cezaevinde bulunan gazeteci İsmail Arı’nın mektubunu okudu. Yapılan konuşmalarda basının yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen “dördüncü güç” olduğu hatırlatılarak halkın gerçekleri öğrenme hakkının engellenemeyeceği vurgulandı.
Basın açıklamasında ayrıca Tele1 Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Merdan Yanardağ’ın 27 Ekim 2025 tarihinde “casusluk” suçlamasıyla tutuklanmasının ve ardından Tele1 televizyonuna kayyum atanmasının basın özgürlüğü açısından kaygı verici bir gelişme olduğu ifade edildi. Bir yayın kuruluşuna kayyum atanmasının editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırdığı ve haberciliği fiilen durma noktasına getirdiği belirtilerek bunun diğer medya kuruluşları üzerinde de açık bir baskı ve yıldırma etkisi yarattığı dile getirildi.
BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın 23 Mart 2025 tarihinde Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alındıktan sonra Ankara’ya götürülerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandığı hatırlatılan açıklamada, Arı’nın ailesinin yaşananlara tepki gösterdiği ifade edildi. Arı’nın annesi Nurhayat Arı’nın “Benim oğlumun suçu ne?” sözleri ve babası Veli Arı’nın “Doğruları yazdığı için mi?” şeklindeki tepkisi basın açıklamasında aktarıldı.
Ayrıca DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın da 20 Şubat’ta tutuklandığı ve aradan geçen süreye rağmen hakkında iddianame hazırlanmadığı belirtilerek, bu durumun hukuki süreçler üzerinde siyasi baskı olduğu yönündeki kaygıları artırdığı dile getirildi. Her iki gazetecinin de yargı ve yolsuzluk haberleriyle tanındığına dikkat çekilen açıklamada, gazetecilik faaliyetinin suç gibi gösterilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Basın açıklamasında gazetecilere yönelik sosyal medya üzerinden yürütülen linç kampanyalarının da ciddi bir sorun haline geldiği vurgulanarak, bir gazetecinin yaptığı haber nedeniyle hedef gösterilmesinin yalnızca o gazeteciye değil toplumun gerçekleri öğrenme hakkına yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.
Açıklamanın sonunda gazeteciliğin kamuoyunu bilgilendirme, kurumları denetleme ve gerçeği ortaya çıkarma işleviyle demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Tutuklu bulunan Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Alican Uludağ ve diğer gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunularak, gazetecilere yönelik baskıların ve linç kültürünün son bulması gerektiği ifade edildi.
Basın açıklaması “Basın özgürlüğü demokrasinin güvencesidir” vurgusuyla sona erdi.

