İktidar, MHP ve DEM Parti desteğiyle 400 milletvekiline ulaşarak anayasa değişikliği yapma hesabı içinde. Bu sayı aşıldığında anayasa değişiklikleri referanduma bile sunulmadan Meclis’ten geçebilir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinde hâlâ bu oyunu bozacak güçlü, yasal ve halk temelli bir yöntem var: Bölgesel ara seçim yolunu açmak.
Anayasa’nın 78. maddesi çok açık. Bir ilin milletvekili sayısının beşte ikisinden fazlası boşalırsa, üç ay içinde o ilde ara seçim yapılması zorunlu hale gelir. Bu seçim Türkiye genelinde değil, sadece boşalmanın olduğu şehirlerde yapılır. CHP, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Mersin gibi birinci olduğu illerde toplam 22 milletvekilini istifa ettirirse Yüksek Seçim Kurulu bu şehirlerde sandığı halkın önüne koymak zorunda kalır.
Bu strateji üç büyük etki yaratır: Birincisi, halk yeniden söz sahibi olur. İktidarın halktan kaçırdığı anayasa meselesi doğrudan halka taşınır. İkincisi, Meclis’teki aritmetik değişir. CHP’nin milletvekili sayısı artarsa iktidarın 400’ü bulması imkânsız hale gelir. Üçüncüsü, ülke gündemi değişir. Muhalefet yeniden sahaya döner, halkla buluşur, moral üstünlüğü elde eder.
Peki bu yöntem açıkça ortadayken CHP yönetimi neden bu adımı atmıyor? Bunun cevabı henüz kamuoyuna açık şekilde verilmedi. Bazı parti yöneticileri erken seçim havası doğurmak istemediklerini söylüyor. Kimileri ise koltuk kaygısıyla istifaya yanaşmıyor. Oysa bu mesele artık koltuk değil, rejim meselesidir. Söz konusu olan Türkiye’nin anayasal düzenidir.
CHP, milletvekillerinin halk için istifa edebileceğini gösterebilir. 22 milletvekilinin istifası, iktidarın anayasa barajını aşmasını engeller. Aynı zamanda bu ülkenin vicdanında iz bırakır. Taban bunu bekliyor. Muhalefetin cesareti varsa, anayasa masasını halk kurar, saray değil.

