Bir toplum düşünün her türlü cefayı yaşamış tarih boyunca bunca zulme direnmiş özgürlüğün ve inanmışlığın sembolü olmuş.
Kıtlık, açlık, yokluk görmüş ancak bir şekilde hiçbir sıkıntıya boyun eğmemiş, önce Allah’a sonra kendine güvenip her zorluğun altından kalkmış…
Fakat gün gelmiş bu toplum kendisine eziyet edenlere direnmek yerine ayakta alkışlamaya başlamış, celladına biat etmeyen kardeşiyle düşman olmuş ve yeni cellatlar türemesine vesile olmuştur.
Böyle bir toplumda hiçbirimiz sanıyorum yaşamak istemeyiz öyle değil mi?
Bu hikâye size tanıdık geldi mi peki?
Ne demek istiyorum gelin biraz açayım anlamayan anlamak istemeyenler için.
Ne diyor Albert CAMUS; “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın”.
Ya da ne diyor Hz. Ömer “Bir ülkenin en fakiri ne yiyorsa bana da ondan getirin”
Yani eğer bir ülkede insanlar asgari düzeyde besin kaynağına ulaşamazken devleti yönetenler kuş sütü, ejder meyvesi ile besleniyorsa ve hala halktan bir tepki yok ise o yöneticiler zalim birer cellat, o ülkenin halkıda celladına aşık demektir.
Tabi böyle olunca halkın içindeki ayrışmada iyiye güzele dair değil, senin celladın benim celladım kavgasına dönüyor…
Bu kimin ya da kimlerin işine gelir diye de sormadan geçemeyeceğim.
Memlekette toplum faydasına insanlık adına tek bir haber gelişme olmazken hakaret, cinayet ve 3. Sayfa haberleri v.s peki nereye gidiyoruz böyle…
Hala ekonomik bir gelişmeye dair umut yok, cehalet hat safhada eğitim sistemi bitmiş, içi boş bir nesil türetilmiş, hukuk desen garabetler dünyasına dönmüş , eczanelerde hayati önemi olan ilaçlar bulunamıyor, hastanelerde kuyruk yok ama sistemden randevu almakta 2 ay sürüyor, kiracı ev sahibi sorunları, toplumsal olayların ve intihar vakalarının hızla artması toplum psikolojisinin, sosyolojinin bozulması v.s çok ciddi sorunların baş gösterdiği bir dönemde hala iktidara alternatif olamamış bir muhalefetle baş başayız bu bile başlı başına büyük bir sorun zira muhalefette bir kesimin aşık olduğu celladı modunda…
Yeniden Refah’tan tutun Memleket Partisi’ne kadar bu küçük ama etkili siyasi partilerde koltuk ve çıkar savaşları var liyakat şimdiden teğet geçmiş buraları.
Gelelim CHP’ye malum ana muhalefet partisi olarak elindeki belediyelerde hizmet yarışı olması gerekirken orada da bir rant yarışıdır gidiyor…
Bunu nerden biliyoruz mesela 6’lı masa vardı değil mi? 6 siyasi parti çıkar için çatışmadı mı?
Örneğin Muğla AK Parti’yi konuşmuyorum bile gençlerine değer vermeyen bir siyasi hareketten topluma fayda gelmez muhalefetin kapıya koyduklarıyla yol yürümeyi seviyorlar artı aday adayı olmadığı halde aday yapılma serüvenine Muğla’da iktidar gibi muhalefette katıldı.
Yalnız mesela CHP’li başkanlar hizmet yarışı yerine biri cumhurbaşkanı nasıl olurum derdinde diğeri nasıl ihale alırım derdinde…
Şu Milas’ta koltuk derdinde olmayacak, halka hizmet için gelecek bir siyasi figür ortaya koyamayan bu siyasi partilere oy vermek celladına oy vermektir.
O sebeple şunu çok iyi bilin ki ne yerelde ne genelde AK Parti’ye oy vermekle CHP’ye oy vermek aynı şey oy kullanırken muhakeme edip dikkatli kullanmak lazım bizden olan olmayan değil doğruyu yapan ya da yapmayan diye bakmak lazım.
Bu arada inşallah Milas için hayırlısı olur ben açıkçası oy vermeyi düşünmüyorum hiç bir adaya ancak yine de sandığa gidecek olanlara tavsiyem bağımsız adaylara oy vermeleri Sayın Durmuş ÖZDEMİR’den yana tercih yapabilirsiniz en azından bu iktidar ve bu muhalefetin işlediği günahların vebaline ortak olmamış olursunuz.

