İki günde 12 şehit verdik öncelikle hepimizin başı sağ olsun toplum olarak.
Allah hepsinin mekanını cennet eylesin ailelerine ve hepimize sabır versin.
Ancak ne oldu şimdi durup dururken iki günde 12 şehit haberi peş peşe geldi biraz irdeleyelim.
Öncelikle şunu bilmek lazım operasyon bölgelerinde istihbarat önemlidir ve asker operasyon bölgesini çok iyi tanımalıdır. Bu noktada TSK gibi dünyanın özellikle harp kabiliyeti ve tecrübesi bakımından en güçlü ordulardan bir olduğunu biliyoruz. Yani bu noktada bir zafiyet göstermiş olması pek mümkün görünmüyor, eğer böyle bir zafiyet olursa bu içimize sızmış bir grup hainin yanlış istihbaratı sonucu olur ya da ordu içindeki kripto bir yapı ile olur. Peki böyle bir durum var mı olmadığını düşünmekle beraber varsa da acilen bu yapılara müdahale edilmiş olmasını umut ediyorum.
Şehit haberi her zaman gelebilir ancak burada esas olan konu şu neden, ne uğruna…
Bu terör eylemlerinin arkasında kim var ve biz nedense sadece şehitleri konuşuyoruz ordumuz 15 temmuzdan beri neredeyse her gün yeni bir operasyon yapıyor. Peki ya sonuçlar…
Bu konuda onlarca cevapsız soru var ama ben klişe bu soruları sormadan çözüme geçmek istiyorum
Öncelikle kurutamadığınız bataklıkta sinek öldürmekle havanda su dövmüş olursunuz.
Bizim terör politikamızın en belirgin sorunu biz sinek avlamakla uğraşıyoruz bataklığı kurutmakla değil ve bunu yaparken de sineklerin toplanmasını bekliyoruz. Bu durum bize hem zaman hem güç kaybı sağlarken hem de ekonomik bir külfete dönüyor.
Terörü gerçekten bitirmek istiyorsak öncelikle terörü ortaya çıkaran nedenleri çözmemiz yani bataklığı kurutmamız gerekiyor. Zira geçmiş tecrübelerimiz bize gösteriyor ki sinekleri avlamak zor değil eğer devlet isterse bir tane sinek bırakmaz.
Öyle bunun için aylara yıllara da ihtiyaç yok. Örneğin Sayın Yerlikaya göreve geldiği günden beri her gün bir çete çöküyor demek ki istenirse yapılabiliyor, günümüz teknolojisinde ve harp yetenekleri ile çözülemeyecek bir sorun değil.
Lakin bataklığı kurutmak için ne yapmalıyız. Burada madde madde gitmek sorunu çözmez eş zamanlı birkaç konuyu bir arada çözmemiz lazım…
Ne demek istiyorum?
Öncelikle eğitim insanların sorunlarına çözüm üretebilme yetisi oluşturacak cehaletini ortadan kaldıracak eğitim verilmeli bununla eş zamanlı asgari bir refah düzeyi toplumda oluşmalı.
Peki yeterli mi hayır adalet kesinlikle teşhis edilmeli insanlar devletin her vatandaşına aynı hakkı tanıdığını görmeli adalet saraylarında okullarda ve ekonomide devletin herkese eşit muamele ettiğini hissetmeli insanlar iliklerine kadar…
Yeter mi yetmez.
Bir de toplum algılara esir bırakılmamalı olgularla beslenmeli insanları bir değer üretmeye teşvik etmeli devlet.
Bunları daha da detaylandırmak mümkün tabi ama ben en temelden değinmeye çalıştım.
Tabi yeter mi yetmez birde bu terörü finanse eden dış dünya var genelde ülkemizde içerideki durumlar algılarla geçiştirilerek çok sıkışınca dış güçlere top atılır. Elbette dış güçler tarafına bakmadan olmaz ama bizde sorun dışarıdan çok içeride zira popülist politikalar sonucu ne içerideki sorunlara baş edilebiliyoruz nede o çok eleştirdiğimiz dış güçlere karşı önlem alabiliyoruz. Halbuki terör sorunu güzel ülkemizin gündeminde olmaması gereken bir konu ama öyle bir algı operasyonu var ki sanki yaşadığımız coğrafyada buna mecburuz.
Net bir şekilde söyleyelim.
HAYIR mecbur filan değiliz.
Bu işin eğer ülkemizde cehalet, adalet, ekonomi kısmını çözersek, dışarıda ise teröre finansman sağlayan bize karşı taşeron kullanan devletlere karşı diplomatik siyasi ve askeri ilişkilerimizi doğru şekilde kurabilirsek terör bataklığı biz istemesek kuruyacaktır.
Herkesin bildiği bir örnek üzerinden gidelim NATO müttefiklerimiz içinde başta Amerika olmak üzere bazı devletler terörü besliyor.
Peki biz ne yapıyoruz, geçmişi unutalım gelin bugün ne yapalım onu konuşalım.
PKK ve PYD gibi terör örgütleri lav olana kadar tüm finansman ve teçhizatlarına el konulana kadar, Türkiye’deki ABD ve NATO üstlerini kapatsak, bu ülkelerle ticari ilişkilerimizi mecburiyetlerle sınırlandırsak gerekirse diplomatlarını sınır dışı etsek ne gibi sonuçlar alırız hiç düşünen var mı?
Dünyanın en tehlikeli canlısı “Kaybedecek bir şeyi Kalmadığına inanmış insandır” veya böyle bir toplum…
Bakın biz zorluk görmemiş bir millet değiliz, hiçbir dönemde refah içinde yüzmedik bugün daha kötü bir ekonomik saldırı ne olabilir toplumun %70 i yoksullukla boğuşurken hangi yaptırım ya da hangi sorun bizi boğabilir zaten sosyal ekonomik kültürel olarak çökmüş bir toplumun kaybedecek neyi kaldı belki de top yekûn bir direniş bir baş kaldırış birçok sorununda çözümüne katkı sağlar ne dersiniz?
Sokakta Ahlak kalmamış küfürsüz cümle kuramayan her türlü hile ve hurdanın kitabı yazılmış, kredi kartı borcu olmayanın zengin sayıldığı, insanların yoksullukla bu kadar mücadele ettiği bir dönemde daha ne için bir araya geleceğiz.
Ruhen can çekişen bir toplum şimdi ayağa kalkmaz ise mezara girecek son bir umut var ise bu suskunluk niye.
Gelin devlet millet Kürt, Türk, Laz, Sünni, Alevi, sağcı, solcu, A Parti, B Parti demeden gönül birliği edelim bir sefer olsun kendimizi değil birbirimizi düşünen olalım.
Belki bu sefer 12 şehit bizi birbirimize bağlar bir toplumu yeniden uyanır ve kendine gelir ne dersiniz?

