Sivas Madımak Oteli’ndeki katliamda yanarak can veren 35 şehit, Güllük Alevi Kültür Derneği’nin düzenlediği etkinlikte şiirlerle, deyişlerle, ağıtlarla anıldı. Anma etkinliği sonrasında, muharrem lokması yenildi, sohbetler edildi.
Etkinliği sunan Gülçin Erşen, açış konuşmasına; “Madımak, henüz küçücük bir çocukken öğrendiğim bir türkünün ve halk oyunun adı olarak kalsaydı keşke belleğimde…” diyerek başladı konuşmasına ve şöyle sürdürdü: “32 yıl önce Sivas’ta yaşanan katliam bir insanlık suçudur. ‘İnsanım’ diyen kimse, kayıtsız kalamaz. Madımak Oteli’nde onlarca insanın ölümlerin en korkuncu sayılabilecek biçimde diri diri yakılarak, dumanda boğularak can vermesine neden olanların yanında; onları teşvik eden, buna göz yuman, sanıkları yargılamayan, yargılansa da cezalandırmayan herkes, bu insanlık suçunun ortağıdır… Bilginin cehaletten; sevginin nefretten; dostluğun düşmanlıktan; barışın savaştan; birlik ve beraberliğin bölünmekten, ayrışmaktan; iyiliğin, kötülükten daha üstün olduğunu göstereceğiz!… Bu vesileyle, tüm şehitlerimizi saygıyla, rahmetle anıyorum. Onlar yolumuzu aydınlatan birer meşale idiler. Bu uğurda yandılar. Yürekleri de yaktılar.”
Erşen, ayrıca İstanbul’daki üyelerden Nurten Demircan’ın ilettiği, Çengelköy Cemevi’nin 2 Temmuz’a ilişkin yazılı açıklamasını da istek üzerine okudu:
2 Temmuz’un Külünde Saklı Acı: Sivas’ta Yitirdiğimiz Canlar
“Her Temmuz yaklaştığında Alevi yüreği bir başka sızlar. Güneş daha sıcak, hava daha ağır, zaman daha yavaş akar gibi olur. Çünkü 2 Temmuz, Aleviler için sadece bir tarih değil; tarifsiz bir acının, inkârın, ötekileştirmenin ve insanlık dışı bir vahşetin kara lekesidir.
1993 yılının o kara gününde, Sivas’ta Madımak Oteli’nin duvarları arasında 33 aydın, sanatçı, düşünür ve iki otel çalışanı diri diri yakılarak katledildi. O canlar, bir festival için, barış için, kültür için, insanlık için oradaydılar. Ama karşılarına kinle yoğrulmuş bir kalabalık çıktı. İtfaiyeye engel olundu, telefonlar sustu, gözler kapandı, kulaklar tıkandı. Devlet sustu. Vicdan sustu.
Bu katliam, Alevilerin Türkiye’de ne denli yalnız ve korunmasız bırakıldığını bir kez daha yüzümüze çarptı. Yüzyıllardır süren ayrımcılığın, dışlanmanın, hor görülmenin en çıplak, en yakıcı haliydi bu. 2 Temmuz, yalnızca canların bedeni değil; Alevi toplumunun hafızası, inancı, umudu da bir ateşin içinde sınandı.
O günden bu yana geçen her yılda Alevi toplumu yas tutmayı bırakmadı. Çünkü bu bir yas değil sadece; bu, yüzleşilmemiş bir geçmişin, hâlâ kapanmamış bir yaranın, adaletle buluşmamış bir hakikatin ağırlığıdır. Sivas’ta yitirdiğimiz canların hesabı sorulmadıkça, bu acı dinecek gibi değildir.
Bugün hâlâ Madımak Oteli’nin bir utanç müzesine dönüştürülmemiş olması, o karanlık günün izlerini silmiyor. Her Alevi evinde, her cem erkânında, her dilden dökülen duada Madımak’ta yakılan canların adı var. Onlar bizim hafızamızda, kalbimizde, mücadelemizde yaşıyor.
Unutmadık. Unutmayacağız.”
2 Temmuz şehitleri, bir dakikalık saygı duruşu yapılmasının ardından, adları tek tek okunarak, katılan herkesçe “Burada!” denilerek, anıldılar.
“Karanlığı aşacağız, aydınlıkta buluşacağız”
Daha sonra Dernek Başkanı Ekrem Zorlu bir konuşma yaparak şunları söyledi:
“Değerli Canlar, Kıymetli Dostlar,
Bugün burada 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılarak katledilen 33 canımızı anmak, onların hatırasını yaşatmak ve unutmamak için bir araya geldik. Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılan şairlerimizi, yazarlarımızı, ozanlarımızı, öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi.. İnsanlığa, barışa, kardeşliğe inanan insanlarımızı..
2 Temmuz yalnızca bir katliam tarihi değildir. Alnı zamanda bir vicdan muhasebesidir. 2 Temmuz; ‘Bir daha asla’ dememiz, karanlığa karşı aydınlığı savunmamız gereken bir gündür. Bugün onları anarken, sadece yas yerine, sevgi ve hoşgörüyü büyüteceğiz.
Madımak’ta yitirdiğimiz canlar, sadece Alevilerin değil, tüm insanlığın vicdanında bir yaradır. Bu yara, adalet yerini bulmadan kapanmayacak. Bizler adalet istemekten, gerçeği anlatmaktan, unutturmamaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Bugün burada bir kez daha hepsini saygıyla, sevgiyle, rahmetle anıyoruz. Işıklar içinde uyusunlar. Türkülerimiz, şiirlerimiz, mücadelemiz onları yaşatacak.
Unutmayacağız, unutturmayacağız. 2 Temmuz karanlığını aşacağız. Aydınlık günlerde buluşacağız. “
Konuşmalar sonrasında, Güllük Alevi Kültür Derneği Türk Halk Müziği korosu ve solistlerinden bazıları, günün anlamına uygun türkü ve deyişler söyledi.
Müzik dinletisi Ekrem Zorlu ile koro eğitmeni Pınar Küçük’ün seslendirdiği eserlerle sürdü.
Müzik dinletisine baştan sona eşlik eden, Milas Türk Halk Müziği Derneği Başkanı Turgut Taş ve solist Selcan Menekşe de, seslendirdikleri eserlerle dinleyenleri hüzünlendirdiler.
Son olarak, Güllük Alevi Kültür Derneği’nden Mehmet Çölekoğlu, mersiye ve deyişler söyledi.
Gün batımı ile konuklar, muharrem orucu için içeride hazırlanan sofraya buyur edildiler.
Gülçin ERŞEN


