1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. SESSİZ BİR KÜLTÜR NÖBETİ…

SESSİZ BİR KÜLTÜR NÖBETİ…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SESSİZ BİR KÜLTÜR NÖBETİ…

Bir Kültür Elçisinin Sessiz Mücadelesi

1. BÖLÜM

Bir ömre sığdırılan, içi kültürle dolu bir dünya…

Kimi insanlar yaşar, kimi insanlar yaşadıklarıyla iz bırakır. Ahmet Şenol, Anadolu’nun kültürel hafızasını bir ömre sığdıran, sessiz ama son derece güçlü bir iz bırakan isimlerden biri.

30 yılı aşkın bir süredir tek bir amaç için yaşayan; sahip olduğu en büyük zenginlik olan Türk kültürünü yaşatmayı, onu gelecek kuşaklara aktarmayı kendine görev edinen koca yürekli bir kültür adamı duruyor karşımızda.

Anadolu’da kültür, yalnızca geçmişten kalan bir miras değildir. Çünkü kültür yok olduğunda, geriye sadece coğrafya kalır. İnsanları bir arada tutan, onlara “biz” duygusunu veren şey; paylaşılan hafızadır. Halk oyunları bir figürden, türküler bir ezgiden, motifler bir süslemedenibaret değildir. Her biri, bu topraklarda yaşanmış sevinçlerin, acıların, göçlerin ve umutların sessiz tanıklarıdır. Ahmet Şenol’un yıllardır korumaya çalıştığı şey tam da bu tanıklıktır.

Halk oyunları konusunda Türkiye’de otorite kabul edilen Ahmet Şenol’un kültür yolculuğu, çeyrek yüzyıl önce İsviçre’de sembolik ama anlamı büyük bir adımla başlar. Öğrencileriyle birlikte gittiği İsviçre’de, Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerine ait halk oyunları müziklerinin yer aldığı 45’lik plakları, tanesini 5 Frank karşılığında yaşlı bir İsviçreli çifte satması, onun zihninde yeni bir düşüncenin filizlenmesine neden olur.

O gün Ahmet Şenol, Anadolu kültürünün yalnızca kendi içinde yaşatılmaması gerektiğini düşünür. Bu zenginliğin dünyaya da anlatılması, tanıtılması gerektiğine inanır. Ancak ona göre bu tanıtım, yalnızca kültürel bir faaliyet değil; ülkeye değer katan, kültürel birikim üzerinden ekonomik karşılık da üretebilen bir süreç olmalıdır. Kültür doğru anlatılırsa, Türkiye’nin uluslararası alanda güçlü bir kültür ekonomisi oluşturabileceğini savunur. Bunun için ilgili bakanlıkların, kamu kurumlarının ve özel sektörün ortak bir vizyonla hareket etmesi gerektiğini dile getirir.

İsviçre’de satılan o 45’lik plaklar, zamanla bir fikrin, bir inancın ve uzun soluklu bir mücadelenin ilk adımı olur. Bugün bu yolculuğun karşılığı, 3 bini aşkın folklorik objeden oluşan devasa bir kültür birikimidir.

Ancak Ahmet Şenol’un meselesi hiçbir zaman bu objelere sahip olmak olmaz. Onun derdi biriktirmek değil; emanet etmektir. Topladığı her obje, saklanan bir eşya değil; geleceğe bırakılmak istenen bir kültür mirasıdır. Çünkü ona göre Anadolu kültürü bireylere değil, topluma aittir.

Milas’a bağlı Boğaziçi Mahallesi’nde, mütevazı bir evin bir bölümünde Anadolu’nun kültürel zenginliğini temsil eden yüzlerce motif, obje ve belge yer alıyor. Yıllarca üst düzey bürokrat olarak görev yapmış, emekli olmuş, yaş almış olmasına rağmen Ahmet Şenol’un aklında ve yüreğinde tek bir düşünce var: Bu kültür kaybolmamalı

Türkiye’nin 81 ilini dolaşan Şenol, gittiği her yörenin kültürel varlıklarını sabırla derler. Bugün “Ahmet Şenol Kültür Evi ve Etnografya Galerisi” adını verdiği bu mekânda, buram buram Anadolu kokuyor. Burası bir evden çok, yaşayan bir kültür müzesini andırıyor.

Kapıdan içeri adım attığınızda bir konuta değil, sanki geçmişe doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Her biri bir yörenin yaşam biçimini anlatan bu koleksiyon, sabrın, emeğin ve inancın ürünü olarak karşınızda duruyor. Ahmet Şenol’un kültür evi, Anadolu’nun sandıktan çıkıp bugüne ulaşmış halidir.

(Devamı yarın…)

SESSİZ BİR KÜLTÜR NÖBETİ…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481