Değerli okurlar yazının başlığını okuduğunuzda her birinizin gözlerinde şimşekler çaktığını hissediyorum çünkü herkes güzel bir şehirde yaşamayı hak eder. Her ferdin arzu ettiği ve yaşadığı şehrin öncelikle güzel binaları geniş caddeleri yürünebilir. Kaldırımlar engellilerin kolaylık hareket ettiği uygun yolları olan herkesin gezebileceği ve oturacak yemyeşil parkları bulunan düzgün akan trafiği ve tamamına cevap vermese de oto parkları olan kulanım ve içme suyunu temin etmiş, çöpleri zamanında toplanmış, toplu taşıma problemlerini çözmüş kültürel aktiveleri yerine getirecek tiyatro, kütüphane sinema gibi vs. imkanlara sahip olan bir şehirde yaşamayı arzu eder.
Yaşadığımız şehirlerin kalitesini artırılmasını öncelikli olarak yerel yönetimlerin sorumluluğundadır ve olmalıdır yerel yönetimlerin kentin yaşam kalitesini yükseltmek için görevleri vardır. Bunların başında güvenlikten sağlığa fiziksel çevreyi iyileştirmekten kişisel gelişimin sağlanmasına kadar uzayan geniş bir yelpazede hizmet etmek görevleri arasındadır.
Kentsel yaşam kalitesinin artırılması belediyelerin görevi olduğu gibi kentli için sağlıklı planlama yapmayı yerel yönetimlerin tasarrufundadır ve olmalıdır merkezi hükümet hiçbir zaman karışmaması gerekir. Yerel yöneticiler kentsel alanlara yönelik tasarrufları hakkında tutarlı olmalıdır. Kentin yapısal ve çevresel bakımında ödün vermemeli kişi, kurum ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda kentin yapısını bozacak ve insanına zarar verecek kararlar almamalı her yönü ile tutarlı olmaları ve tutarlı olduğu zaman kentler yaşanabilir hale gelirler. Aksi durumda içinde çıkılmaz sorunlarla boğuşan kentte dönüşür. Ve herkes zarar görür.
Başka bir açıdan değerlendirildiğinde kentlerde yer alan toplumsal mekanların sayısını artırmalı bu mekanlar aynı zamanda sosyalleşmeyi getirir kentte yaşayan insanları ve topluluklar bu tür mekanlarda bir arada bulunmaları halinde ortak kültür ve kimlikler bulur ve şekillenir ve sosyalleşmeyi artırır aktif hale getirir o halde Belediyeler bu tür tesisleri inşa etmeleri temel görevleri arasında olmalıdır.
Bu anlamda yerel yönetimler yaptıkları planlamalar yetersiz ve planlama hataları oluşmuşsa sosyalleşme sorunlarına ve olumsuzluklara yol açar. Kentleşmenin sağlıksız yapılaşması halinde yapılan sağlıksız mekanların tip ve yapısına göre suç oranı ortaya çıkar, kentin yapılaşmasına göre suç işleme şekli oluşur bu durumda o kente yaşayan insan ve topluluklar etkilenir ve iyi bir sonuç doğurmaz.
Yerel yönetimlerin gözlem ve yöntemleri ile kentlerde yaşayan insanların yaşam kalitesi artırılması bağlamında yerel yönetimin yaklaşımları esas olmalı başka kurum ve kişiler karışmamalı
Ancak yerel yönetimler de kentin tarihi dokusunu korunması ve hiçbir kişi veya kuruma imtiyaz tanınmaması hakkında tam yetkili olmalılar çeşitli nedenlerle bazı uygulamalar ve bazı yetkileri yerel yönetimlerden alınarak merkezi yönetim tarafından kullanılması halinde yerelde yaşayan toplumun güvenliğin sağlanmasının yanı sıra fiziksel çevrenin iyileştirmesine kadar uzayan birçok uygulamalarda zorluklar doğar. Yaşayan halk zarar gördüğü gibi yapılan yatırımları da hiçbir işe yaramaz, doğayı ve insana zarar verir hale gelir.
Önümüzdeki günlerde yani 31 Mart 2024 tarihinde yerel seçimler var ülkenin tamamında olduğu gibi Milas seçmeni de beş yılığına belediye başkanını seçecek ve belediye başkanı değişecek buraya kadar bir sorun yok çünkü bu bir yarıştır ve bu yarışta yapacaklarını en iyi anlatan Milas seçmenini ikna eden kazansın. Ancak benim anlatmak istediğim kazanan veya kayıp eden değil Belediye Başkanlığı kazanan kişi Belediye Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra seçim döneminde verdiği sözleri yerine getirip getirmediğidir. Belediye Başkan adayları hangi sözleri vereceklerini henüz bilmiyoruz onu da ileri günlerde yazacağız.
Ancak benim söylemek istediğim şimdiye kadar söz verip on yılardır çözülmemiş ve kronikleşmişi Milas’ın temel meseleleridir. Bu meseleleri burada tek tek sıralayacak isterdim ancak Milas yönetmek için seçilecek yeni Başkana da haksızlık etmeyelim bekleyelim görelim…
Saygılarımla…

