Milas’ta CHP İlçe Başkanlığı ve Emek-Demokrasi Güçleri, Akbelen mücadelesinin öncülerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Basın açıklamasında, kararın hukuki dayanaklardan yoksun olduğu ve halkın yaşam alanlarını savunma hakkını hedef aldığı vurgulandı.
Milas Emek ve Demokrasi Güçleri ile CHP Milas İlçe Başkanlığı, Akbelen mücadelesinin sembol isimlerinden 25 yaşındaki İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanmasına karşı Salı Pazarı girişinde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Ortak açıklamada, tutuklama kararının hukuki dayanaklardan yoksun olduğu ve mülkiyet haklarını savunan halkı sindirmeyi amaçladığı vurgulandı.
AKBELEN SÜRECİ VE ESRA IŞIK’IN MÜCADELESİ
Milas 78’liler adına açıklama yapan Nevzat Çağlar Tüfekçi, Muğla’daki linyit madeni ruhsat alanlarının 26 tanesinin Milas sınırları içerisinde kaldığını ve bugüne kadar 8 köyün tamamen haritadan silindiğini hatırlattı. Şimdi ise İkizköy ile birlikte 6 mahallenin daha acele kamulaştırma ve zeytinliklerin sökülmesi tehdidi altında olduğunu belirten Tüfekçi, 25 yaşındaki Esra Işık’ın bu sürecin tam merkezinde yetiştiğini ifade etti. Akbelen mücadelesinde tazyikli suya ve biber gazına rağmen geri adım atmayan Işık’ın, sadece kendi topraklarını değil tüm yaşam alanlarını savunduğu için hedef seçildiğini ve halkın direncini kırmak adına tutuklandığını dile getirdi.
MİLAS’IN GELECEĞİ TEHDİT ALTINDA
Eylemde, Milas’ın yüzde 70’inin maden arama ve işletme ruhsatlı alanlar haline getirildiğine dikkat çekildi. Ormanların kesilmesi ve su kaynaklarının kurutulması sonucunda Milas’ın 20 yıl içinde büyük bir kuraklık ve tarımsal çöküşle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuldu. Bu mücadelenin sadece bir avuç çevrecinin değil, tüm Milas halkının ortak davası olduğu vurgulanırken, doğayı korumanın hiçbir ideolojik ayrım gözetmeksizin herkesin asli görevi olduğu hatırlatıldı.
CHP MİLAS: “BU BİR YARGISAL TACİZDİR”
Cumhuriyet Halk Partisi Milas İlçe Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise hukuk devleti ilkelerine vurgu yapıldı. Esra Işık’ın ikametgahının sabit olduğu ve kaçma şüphesi bulunmadığı belirtilerek, tutuklama kararının istisnai bir tedbir olmaktan çıkıp bir “gözdağı” aracına dönüştüğü ifade edildi. Anayasa’nın 56. maddesinin çevreyi koruma ödevini hem devlete hem de vatandaşa yüklediğini hatırlatan partililer, bilirkişi keşfi sırasında gösterilen insani tepkinin “kamu görevlisine mukavemet” gibi ağır suçlarla ilişkilendirilerek tutuklamaya gerekçe yapılmasının kabul edilemez olduğunu savundu.
TAHLİYE VE DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Yargı gücünün sermaye gruplarının çıkarlarını korumak adına toplumsal tepkiyi bastırmak için kullanılmasının adalete olan güveni sarstığı belirtilen açıklamanın sonunda, Esra Işık’ın üzerindeki tutuklama tedbirinin derhal kaldırılması talep edildi. Milas Emek ve Demokrasi Güçleri, acele kamulaştırma kararlarına son verilmesi ve Esra Işık’ın serbest bırakılması için hukuksal ve siyasal zeminde mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini beyan ederek eylemi sonlandırdı.

