İran ile İsrail arasında bir ayı aşkın süren savaşta yurdumuzun takip etmekte ki yolu çok önemlidir. Yurdumuza yapılacak her türlü saldırıları karşılayabilecek güçlere sahip olan yurdumuzun, önemlidir. Yurdumuza önemlidir. Yurdumuza iştirak etmemesi şarttır.
İran savaşı Türkiye’yi nasıl etkiler? Savaş Türkiye’ye sıçrar mı, enerji krizi derinleşir mi, ekonomik kriz büyür mü?
Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hava, kara ve deniz sahası ile askeri tesisleri tamamen kendi egemenliği ve kontrolü altındadır.
Ülkemize yönelik herhangi bir saldırı söz konusu olmadığı gibi Türkiye’yi bölgesel çatışmaların tarafıymış gibi göstermeye yönelik paylaşımlar açık bir dezenformasyon girişimidir
İran ve Tahran’a bağlı milis güçleri şimdiye dek Amerikan üslerine ev sahipliği yapan Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman, Bahreyn, Katar, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak’taki askeri üsler ve sivil altyapı ile Kıbrıs’taki İngiliz üslerinden birini hedef aldı. Sınır komşularından Arap Yarımadası’na kadar birçok noktanın hedef alındığı savaşta Türkiye, hava saldırısı sirenlerinin çalmadığı ender ülkelerdendir.
Türkiye, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hava sahasının ve ülkede ABD güçlerinin de bulunduğu hava üslerinin kullanılmadığını açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından 28 Şubat’ta yapılan açıklamada Türkiye’nin “tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta” hava sahasını ve ilgili unsurlarını “operasyonel amaçla kullandırmadığı” vurgulandı.
Türkiye’de herhangi bir ülkeye ait askeri üs bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hava, kara ve deniz sahası ile askeri tesisleri tamamen kendi egemenliği ve kontrolü altındadır. Ülkemize yönelik herhangi bir saldırı söz konusu olmadığı gibi Türkiye’yi bölgesel çatışmaların tarafıymış gibi göstermeye yönelik paylaşımlar açık bir dezenformasyon girişimidir.
ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı hava saldırıları ve İran’ın Körfez’deki ABD üsleri ile İsrail’e yönelik misilleme saldırıları Ortadoğu’yu yangın yerine çevirdi.
Pek çok uzmana göre, ABD ve İsrail saldırılarında doğrudan İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey İranlı yetkilileri hedef alması operasyonun bir “rejim değişikliği” savaşına dönüştüğünü gösteriyor.
Ankara, saldırıların başlamasının ardından diplomasi odaklı bir tutum takip etti. Hem İran’ın egemenlik ihlalini hem de Tahran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kabul edilemez bulduğunu açıkladı. Türkiye aynı zamanda tarafları ateşkese çağırarak arabuluculuk teklif etti.
Türkiye’yi etkileyecek iki temel unsur, birincisi, ekonomik açıdan petrol fiyatlarıdır. Bunun ardından ise turizm gelirleri gelmektedir. Diğer en önemli etken, ise, yurdumuza yapılacak göç ihtimalidir.
Şu an için İran’dan Türkiye’ye önemli bir göç dalgası başlamış değil ama gelişmelerin seyri bu durumu değiştirebilir. İran’ı tanıyan uzmanlara göre yaklaşık 2 milyon Afgan mülteci iç savaş ya da istikrarsızlık durumunda yönünü Türkiye’ye çevirmek isteyebilir.
Türkiye-İran sınırındaki duruma ilişkin bir açıklama yapan Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat da sınırlarda olağanüstü bir durum olmadığını duyurdu. Bolat, “Türkiye – İran sınırında bulunan Ağrı – Gürbulak, Van – Kapıköy ve Hakkari – Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum söz konusu değildir. Her üç gümrük kapılarımız ile İran tarafı arasında ticari yük geçişleri kontrollü olarak devam etmektedir. Bununla beraber, her üç gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri karşılıklı olarak durdurulmuş bulunmaktadır” dedi.
Bütün bu şartlarda yurdumuz, şimdiki stratejisini değiştirmeden, hiçbir şekilde diğer İslam ülkeleri ile herhangi bir gruplaşma yapmadan, sabırla bu savaşa iştirak etmeden, sadece kendi çıkarlarının korunması yolunda davranması şarttır.

