Cinsiyet, bireylerin üreme hücrelerine (sperm/yumurta) ve kromozomal yapıya (XX dişi, XY erkek) dayalı biyolojik farklılıklarını ifade eden, döllenme anında belirlenen genetik bir özelliktir. Hayatımızda her tecrübe yeni beyin anlamına gelmektedir. Beynin ödül-ceza, hareket, sözel ve duygu hafızası var. Kaotik olarak çalışan bu organ kadın erkek cinsiyeti diye ayrılıyor ve bu da, biyolojik cinsiyetten bağımsızdır. Bu farklılıkların cinsel yönelim ve davranışlarla ilgisi yoktur. Erkek ve dişi beyninin farklılığının oluşmasındaki en önemli etken, bebeğin anne karnında iken maruz kaldığı testosteron hormonudur. Testosteron özellikle beynin sol yarı küresinin gelişimini geciktiriyor. Bu da sol yarı kürenin daha fazla dış etkene maruz kalmasına neden oluyor. Bu hormon daha çok erkek bebek kaynaklı olduğu için erkek beyninde sol yarı küre, sağ yarı küreye göre farklı bir gelişim gösteriyor. Yani ne kadar çok testosterona maruz kalırsa o kadar erkek beyinli olunuyor.
Dişi beynin özellikle işitme ve konuşma konusunda erkek beynine göre daha başarılı olduğunu belirlenmiştir. Bunun nedeni, bu merkezlerin sol yarı kürede daha baskın olmasıdır. Cisimleri üç boyutlu düşünebilme ve yer yön konumlandırma becerilerinde erkek beyni daha iyidir. Dişi beyni empati konusunda daha yetenekli ve daha geniş frekans aralığını işitebilme yeteneği ve yüz tanıma konusunda başarılıdır.
Dişi beyni özellikle işitme ve konuşma konusunda erkek beynine göre daha başarılıdır. Bunun nedeni, bu merkezlerin sol yarıkürede daha baskın olmasıdır. Cisimleri üç boyutlu düşünebilme ve yer yön konumlandırma becerilerinde erkek beyni daha iyi görülmektedir. Dişi beyni empati konusunda daha yetenekli ve daha geniş frekans aralığını işitebilme yeteneği ve yüz tanıma konusunda başarılıdır.
Beyinde duygusal hafızanın oluşmasında amigdala adlı bir yapının önemli rolü vardır. Erkek beyni sağ amigdalayı aktif biçimde kullanırken, dişi beyni solu kullanmaktadır. Bu fark nedeniyle dişi beyni duygusal olaylarla ile ilgili ayrıntıları daha kuvvetli hatırlayabiliyor. Dişi beyinde yarıküreler arasındaki iletişim daha kuvvetlidir.
Yapılan çalışmalar beynimizin de bir cinsiyeti olduğunu gösteriyor. Hayatımızda her tecrübe yeni beyin anlamına geliyor ve duygusal bağ kurmadığı hiçbir şeyi kalıcı olarak öğrenmiyor. Beynin ödül-ceza, hareket, sözel ve duygu hafızası var. Beyin cinsiyeti kapsamında ele alınan bulgular tümüyle öğrenme, hafıza, empati gibi bilişsel işlevlerin farklılığı ile ilgili. Bu farklılıkların cinsel yönelim ve davranışlarla ilgisi yok. Erkek ve dişi beyni farklılığının oluşmasındaki en önemli etken, bebeğin anne karnında iken maruz kaldığı testosteron hormonu. Testosteron özellikle beynin sol yarıküresinin gelişimini geciktiriyor. Bu da sol yarıkürenin daha fazla dış etkene maruz kalmasına neden oluyor. Bu hormon daha çok erkek bebek kaynaklı olduğu için erkek beyninde sol yarıküre, sağ yarıküreye göre farklı bir gelişim gösteriyor. Yani ne kadar çok testosterona maruz kalırsa o kadar erkek beyinli olunuyor. Özellikle annenin hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlıkları, iklim, stres durumu gibi koşullar testosteron üretimi üzerinde etkili. Bu nedenle biyolojik cinsiyetiniz ne olursa olsun, beynin gelişimi sırasında maruz kaldığınız testosteron beynin cinsiyetini belirliyor.
Dişilerin erkeklere göre hissedebilme yeteneği daha belirgindir. Bu sayede aynı anda birden fazla iş yapma konusunda da erkeklerden daha başarılı olmaktadırlar.
Dişi beyninin, böylece erkek beyninden daha üstün olduğu görülmektedir.

