29 Ekim Kadınları Derneği, Cumhuriyet’in 102. yıl dönümünde kadın haklarına yönelik tehditlere dikkat çekerek, kazanımlara sahip çıkma kararlılığını vurguladı. Dernek Başkanı Şenal Sarıhan, “Kadınların özgür olmadığı bir toplum, özgür olamaz” diyerek demokrasi ve laiklik mücadelesine destek çağrısında bulundu.
Cumhuriyetin ilanının 102. yıl dönümünde 29 Ekim Kadınları Derneği, kadın haklarına yönelik gerilemelere karşı güçlü bir çağrıda bulundu. Dernek Genel Başkanı Şenal Sarıhan, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı eşitlik ve özgürlük ilkelerinin tehdit altında olduğunu belirterek, “Kadınlar Cumhuriyet’in devrimci özüne ve kazanımlarına sahip çıkmaya devam edecek” dedi.
Kadınların son yıllarda kazanılmış haklarının tırpanlanmaya çalışıldığını vurgulayan Şenal Sarıhan, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve yeni yargı paketleriyle kadın haklarının geriye götürüldüğünü söyledi. Sarıhan, “Anayasa’ya ve yasalara dokunmayın. Eşitlik ilkesi, Cumhuriyet’in en temel dayanağıdır” ifadelerini kullandı.
Kadın dernekleri, özellikle şiddet mağduru kadınların korunması, sığınak ve kriz merkezlerinin artırılması, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirilmesi ve gerçek bir kadın bakanlığının kurulması yönünde taleplerini yineledi. Dernek ayrıca, “Kadınların eşit yurttaş olarak kabulü bir demokrasi sorunudur” vurgusuyla tüm siyasi partilere çağrıda bulundu.
Sarıhan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Laiklikten, demokrasiden ve özgürlükten yana olan herkes, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları savunmak zorundadır. Kadınların özgür olmadığı toplumlar, özgür olamaz.”
Açıklamadan satır başları şöyle:
“İçinde bulunduğumuz süreçte, her gün, en az dört kadın cinayetinin işlenmekte olduğu gerçeği karşısında en temel hak olan yaşam hakkımızın tehdit ve tehlike altında olduğu açıktır. Bu nedenle yaşam hakkının güvenceye alınması için her türlü önlemin alınması birincil görev olarak görülmelidir. Koruma isteyen kadınların istemleri ilgili kurumlarca ciddiye alınmalı, bu konuda ihmali görülen kamu görevlilerin de adli ve idari soruşturma açılması konusunda özen gösterilmelidir. Bu konuda alandaki görevlilerin eğitimi de ayrıca ve ciddi bir biçimde programlanmalıdır. Yasal korumanın yanı sıra 100.000 nüfusa en az bir sığınak, 200.000 nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılmalıdır. Şiddet mağdurlarının kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için barınma ve istihdam olanaklarının yaratılmalıdır.”
“Kadınların eşit yurttaş olarak kabulü, bir demokrasi sorunudur. Ancak, eşitliğin, yasalarda yer almasına karşın, yaşamın içinde yok olması, demokratik bir hukuk devleti olamayışımızın sonucudur. Demokrasi ve hukuk, yurttaşlar arasında, ırk, din, dil, etnik kökenlerine, cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, cinsiyet kimliklerine göre de ayırım yapmamayı emreder. Siyasi partiler, ayırımlara izin vermeyen bir politika izlemelidir.”
“Şiddet mağdurları, yalnız kadınlar değildir. Çocuklar da fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetle karşıkarşıyadır. Onlara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çocuğun üstün yararı gözetilerek, örselenmeden ve kaybedilmeden korunması için her türlü devlet koruması yaratılmalıdır. Aynı koruma olanakları, suç mağduru çocuklar kadar suça sürüklenen çocuklara için de gereklidir. TCK 103 ‘le ilgili olarak iktidar partisi tarafından hazırlanmakta olan değişikliğe kesinlikle izin verilmemelidir. Çocuk istismarcılarına af getirmeyi amaçlayan bu düzenleme, istismara göz yummanın yanında, 2005 yılı Ceza Yasası kazanımlarından geriye dönüş olacaktır.”
“Türkiye’de görmezden gelinen, aile içi sır gibi saklanan, çocukların ve kadınların bir insan olarak bedenleri ve onurlarını hiçe sayan, sözde aileyi korumak için üstü örtülen, “Ensest” vakalarının önlenmesinin bir insanlık görevi olduğu bilinciyle yasal düzenlemelerin yapılmasının bir gereksinim olduğu açıktır. Bu konuda atılacak her adım, özünde ailedeki dayanışma ve güveni artıracaktır..
Cinsel yönelimlerinin farklılığı nedeni ile şiddete maruz kalanların da yasa önünde eşit olma yurttaşlık hakkıdır. Bu farklılığıbir suç ya da ahlaksızlık olarak niteleyerek nefret suçu işlenmesinin önüne geçilmelidir. Onlara çifte standart uygulanmasına izin verilmemelidir”
“Toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirecek olan eğitim müfredatları, ancak insan haklarına ve bilime dayalı, ayırımcılıktan uzak bakış acısına sahip eğitim kadrolarının ürünü olabilir. Bu nedenle, eğitim müfredatları, bu kadrolarca yeniden düzenlenmelidir.”
“Son 20 yıldır iktidara hakim olan gerici anlayış, kadınların tüm kazanımlarını yok etme çabasındadır. TBMM önüne taşınan, kadınların mücadelesi ile kazanılmış olan yasal düzenlemelerin, esnek çalışma, evde yaşlı bakımı gibi sözde kadınlar yararına bir görüntü ile sunulmaları karşısında sosyal devletin görevlerini kadına yükleyen ve onu iş yaşamından koparan ve çalışma hakkını elinden alarak, eve hapseden zihniyetin yasa önerilerine direnilmelidir.”
“Aynı amaçla yasalar üzerinde yapılması planlanan değişikliklerle aile arabuluculuğu getirilmesine izin verilmemelidir. İmamlara verilen nikah yetkisini besleyecek olan arabuluculuk , şeri hukukun yeniden yasalarımıza girmesi ve çok hukuklu bir sistemin iç hukukumuza yerleştirilmesi tehlikesini taşımaktadır .Cumhuriyet hukukuna ve Medeni Yasa’ya sahip çıkmak, kadın kuruluşları kadar, muhalefetin de sorumluluğu içindedir.”
“Yoksulluğun giderek tırmandığı ülkemiz koşullarında yoksulluk nafakasına göz diken, boşanmış kadının evlenmesi ya da başka bir nedenle mali durumunda olumlu bir değişiklik olması halinde anılan nafakanın, mahkemeye başvurularak kaldırılabilecek olduğu yasa hükmü iken bir düzenleme yokmuş gibi propaganda yapan, çocuklara verilen iştirak nafakasını kadına verilen bir nafaka gibi göstermeye çalışan, kendi çocuğuna bakım katkısında bulunmak istemeyen erkeğin arkasında duran anlayışlar teşhir edilmelidir.”
“Yoksulluğun kadınlaştığı ülkemizde bugün, her iki kadından biri kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Kadınların, sosyal güvenceli, eşit işe eşit ücret almasını sağlayacak istihdam politikaları geliştirilmelidir.”
“Kadına yönelik hak ihlallerini çözebilmek için, sorunu bütüncül bir bakışla ele alan, kadını, “aile” kavramı içine sıkıştırmayan, Anayasa’nın 10. Maddesi ve uluslararası sözleşmeler ışığında, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde politika üretmekle görevli olan gerçek bir kadın bakanlığının kurulmasına gereksinim vardır. Kadın politikaları özünde tüm bakanlıkların alanını da ilgilendirmektedir. Bu nedenle, tüm ilgili bakanlıkların ve yerel yönetimlerin bütçe düzenlemelerinde kadına duyarlı bütçelerin hazırlanması için özel çaba gösterilmeleri gerekir.”
“Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsilinin kotalarla değil, %50-%50 eşit temsille çözümü esastır. Bu konu, hem kadın bakanlığının hem de muhalefet partilerinin programlarında yer almalı ve bu amaçla yasal düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır.”
“Kadının insan hakları, tüm insan hakları gibi, bireyin yalnızca insan olması nedeni ile sahip olduğu haklardır. Bu haklar, insanın değerini ve onurunu tüm yönleri ile (fiziksel, kişisel, kültürel, biyolojik vb.) korumayı ve geliştirmeyi emreder. Hak temelli politikalar, kadın haklarının çözümünü kolaylaştıracaktır. Tüm siyasi partilerin eylem ve işlemlerinin bu temel üzerine inşa edilmesi esas olmalıdır.”
“Bugün ülkemizde kadın haklarının gaspı yönündeki girişimlerin ortaya çıkardığı gerçek şudur; İktidarın, özellikle kültürel alana müdahalesi, otoriter rejimin giderek keskinleştiğinin işaretidir. Bilindiği gibi, insanların nasıl yaşaması, nasıl davranması, ne giyeceği ya da giymeyeceği, cinsiyetler arası ilişkilerin nasıl olması gerektiği gibi konularda topluma dayatmalarda bulunulan ülkelerde demokrasiden söz edilemez. Bugün özellikle laiklikten geri gidişin de örnekleri olan yasal düzenlemeler ya da fiili uygulamaların hedefinde kadınlar bulunmaktadır. Demokrasi, özgürlük ve laiklik birbirini besleyen kavramlardır. Laiklikten geri gidiş, özellikle biz kadınlar için özgürlüklerimizin elimizden alınacağının açık işaretidir. Demokrasi ve özgürlükten yana olan, Cumhuriyetin kazanımlarının, insanlık onurunun bir gereği olduğuna inanan tüm yurttaşların kadınların demokratik hak ve taleplerinin korunması mücadelesine destek olmaları gerekmektedir. Bu gereklilik, kadınların özgür olmadığı toplumların özgür olamayacağı gerçeğinden de kaynaklanmaktadır. Bu nedenle derneğimiz, sizleri, Cumhuriyet kazanımlarına, demokratik, laik, insan haklarına dayalı, sosyal hukuk devletinin inşası için dayanışmaya davet etmektedir.”

