Milas Çizgi Gazetesi için hazırlanan bu yazıda, Güllük Yat Limanı projesine ilişkin Güllük Çevre Platformu üyelerinin endişeleri ve halkın ortak kaygıları üzerinde durulacaktır. Bu proje, Güllük halkının günlük yaşamına, çevresine ve denizle olan ilişkisine ciddi zararlar verme potansiyeli taşımaktadır. Ancak burada, “biz istemiyoruz” demek yerine, somut gerekçelerle halkın sesini duyurmak ve yetkililere doğru mesajı iletmek öncelikli hedefimizdir.
Güllük Halkının Ortak Endişeleri
Projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu incelendiğinde, çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediği ve bölgenin ekolojik yapısına zarar vereceği belirtilmektedir. Güllük’te zaten mevcut altyapı sorunları yaşanırken, bu projeyle bölgedeki yük daha da artacaktır. Özellikle deniz kenarındaki kamusal alanların marina için özelleştirilmesi, halkın kıyıya erişimini engelleyecek ve anayasal hak ihlali anlamına gelecektir. Güllük halkı denizle olan bağının koparılmasını istemiyor.
Proje kapsamında, 500 metre uzunluğunda bir dalgakıran inşa edilmesi ve denize tonlarca dolgu yapılması planlanmaktadır. Bu durum, deniz ekosistemine büyük zarar verecek, kumul yapıları ve deniz yaşamı geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip olacaktır. Bölgenin doğal yapısı ve kıyı ekosistemi göz önünde bulundurulduğunda, bu projenin Güllük’ün geleceği için bir felaket olacağı açıktır.
Liman Yerinin Yanlış Seçilmesi
Türkiye’nin denizcilik altyapısını geliştirmesi gerektiği bir gerçektir. Ancak, liman projelerinin yer seçimi ve uygulama süreçlerinin bilimsel ve çevresel kriterlere uygun olması gerekmektedir. Güllük Yat Limanı için seçilen bölge, zaten hassas bir çevreye sahiptir ve bu büyüklükte bir projenin kaldırabileceği bir yapıda değildir. Türkiye’nin daha önceki hatalı projelerden çıkarımlar yaparak, bu tür büyük yatırımları planlama süreçlerinde halkın ve çevrecilerin sesine kulak vermesi gerekmektedir.
Halkın İtirazlarına Duyarlılık Göstermek Gerekir
Güllük halkı ve çevreciler, bu projenin sosyal, ekonomik ve çevresel sonuçlarından kaygı duymaktadır. Halkın demokratik hakkı olan kıyıya erişim hakkının ihlal edilmesi, anayasal bir sorundur ve bu konuda yetkililerin halkın sesine kulak vermesi elzemdir. Projeler, halkın yaşam kalitesini artırmak için yapılmalıdır; ancak bu proje tam tersine, Güllük’ü turizm açısından cazibesiz, çevresel açıdan sorunlu bir bölgeye dönüştürme riski taşımaktadır.
Sürdürülebilir Çözümler ve Katılımcı Yaklaşım Şart
Güllük gibi değerli kıyı bölgelerinde, projelerin hem ekonomik hem de çevresel etkileri bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır. Halkın kaygılarını giderecek şeffaf bir süreç izlenmeli ve alternatif çözümler masaya yatırılmalıdır. Liman projeleri, yer seçiminden uygulama süreçlerine kadar bilimsel temellere dayandırılmalı ve halkın onayını almalıdır. Aksi halde, bu tür projeler yalnızca çevreye değil, toplumsal yapıya da büyük zararlar verir.
Sonuç olarak, Güllük Yat Limanı projesi, halkın ortak kaygılarını yok sayarak hayata geçirilmemelidir. Güllük Çevre Platformu’nun ve bölge halkının dile getirdiği bu haklı itirazlar, yalnızca bir kesimin değil, hepimizin geleceği için önemlidir. Bu projede doğru adımlar atılmazsa, Güllük yalnızca ekolojik değil, tarihsel ve sosyal anlamda da geri dönüşü olmayan zararlar görecektir. Yetkililerin bu çağrıyı dikkate alması ve Güllük halkının sesine kulak vermesi gerekir.
“Doğayı korumak, geleceği kurtarmaktır.”

