Gülçin ERŞEN
Türk İstiklal Hareketi Derneği Başkanı E. Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen, Derneğin Şanlıurfa Temsilcisi İbrahim Keleş Abdioğlu, Milas Temsilcisi Ali Haydar Karabulut ve Milas’tan dernek üyesi ve gönüllüsü kişilerden oluşan bir toplulukla Ramazan Bayramının üçünü günü İkizköy’ü ziyaret etti. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ı “Kurtuluş Savaşı’nda kahraman Mehmetçiğin yanında savaşan kadınlar gibi görüyorum” diyen Ergen, köy meydanında toplanan köylülere, 25 yıl önce yürüttüğü “Enerji Operasyonu” hakkında uzun ve ayrıntılı bilgiler verdi. Ergen, “25 yıl önce Jandarma Organize Suçlarlar Daire Başkanı iken bu mücadeleyi sizler için verdim. O zamanki Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’i, İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın makamında sorguladım… Siz de mücadeleden vazgeçmeyin. Burası bizim son savunma hattımız olsun. Düşman yenilecek” diye konuştu.
İkizköy meydanında Muhtar Nejla Işık ve köylüler tarafından karşılanan Aziz Ergen ve beraberindekiler köylülerle bayramlaştıktan sonra; Ergen, niye oraya geldiklerinin nedenini, kendisinin enerji şirketlerine ve sektördeki yolsuzluklara karşı verdiği mücadeleyle ilişkilendirerek açıkladı. Asker kökenli olduğunu ve önemli yerlerde görev yaptığını belirten Ergen, konuşmasına günümüze kadarki tarihsel süreç hakkında özet bilgi vererek başladı:
“ATATÜRK, BUNLARI ASTIRIRDI”
“Yüz yıldan beri emperyalizmle savaş halindeyiz. Mustafa Kemal’in ölümünden sonra leş kargaları her taraftan saldırmaya başladı. Tam bağımsızlığı götürüp, Amerikan mandacılığına bağladılar. Bizi dışarıdan yönetmeye başladılar. Bizi IMF’ye, Dünya Bankası’na, Thruman doktrinine, Marshall yardımına bağladılar… İkinci Dünya Savaşı döneminde İnönü biraz korkuyor ve Batı’ya yakınlaşıyor. NATO’ya girmek için Kore Savaşı’na katılmak gibi ağır bir bedel ödedik…. 12 Eylül döneminde teğmendim. O dönemde de Cunta ve kurulan Anavatan Partisi başındaki adam (Turgut Özal) Amerikancı. Bu termik santralleri 1987’de o kurdurdu. Oysa Türkiye’nin alternatif enerji kaynakları var. Atatürk döneminde olsaydı, bu güzelim doğayı mahvedenleri, köylüyü toprağından edenleri astırırdı. Onun Atatürk Orman Çiftliği gibi, yoktan bozkırda var ettiği yer var.”
Aziz Ergen, 25 yıl önce Jandarma Organize Suçlar Daire Başkanı olduğu dönemde, enerji yolsuzluklarını nasıl ortaya çıkardıklarını, neler yaşadığını da “Bunlar yaşanmış olaylar. Bundan sonraki yol haritası için, sizlerle paylaşmalıyım” diyerek, ayrıntısıyla anlattı:
“O dönemde Saadettin Tantan İçişleri Bakanı’ydı. Bana küçük bir sony kaset getirdiler. Kasetteki kayıt net anlaşılmıyordu. Sonra ben yurtdışı göreve gittim. O sırada kaset çözümlenmiş. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın karıştığı rüşveti ortaya koyuyordu. Bunların hepsini kağıda döktürdük, yeni delillerle olgunlaştırdık. Bakanlığın içindeki bütün üst düzey bürokratlar pisliğin içindeydi. Tantan, Emniyet Organize Suçlar Daire Başkanı ile beni DGM’ye yolladı… O dönemde havada milyarlar uçuşarak bu santraller pazarlanıyor. Yani ülkenin hayat damarlarını, savaş gücü sayılan enerji santralleri peşkeş çekiliyor! Devletten ucuza alıp, başkalarına satmak için santral kurduruyorlar… ‘Beyaz Enerji Operasyonu’nun düğmesine bastık. TEAŞ Genel Müdürü dahil, konsoloslar, iş adamları, hepsi çalıyordu. Birinci dalgadan itibaren, bunların mal varlıklarını, yurtdışı çıkışlarını dondurduk. O zaman askeriz diye bize müdahale edemediler. 38 iş adamının adını belirledik. Bugünkü ‘Beşli Çete’ye dahil işadamlarının adı da o fezlekede vardı. Siyasiler de var. Star TV ve Star Gazetesi, savcının özel kalemini satın almış; 38 ismi açıkladılar.
“VATAN TOPRAĞI PARAYLA SATILMAZ!”
Ucu isterse Cumhurbaşkanı’na dayansın, hepsini alacağız dedik. TEAŞ, TEDAŞ yetkililerini tutukladık. BOTAŞ’a gireceğiz; ‘Mavi Akım’ ile boynumuza kement geçirdiler. Türkmenistan yerine, Rusya ile 18 Milyar metreküp doğalgaza imza attılar. (Hatta Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov, konuğu olan Enerji Bakanımız Cumhur Ersümer’i Aşkabat’ta bir tören sırasında gazetecilerin önünde azarladı; ‘Siz ve Mesut Yılmaz, Türkmen doğalgazına karşı çıkıyorsunuz’ dedi.) Bu Türkiye’nin ihtiyacının çok üzerindeydi. Doğalgaz fazlasıyla, şirketlere enerji santralleri kurdurdular. Doğalgaz ile elektrik üretilir mi? Aşırı maliyetli…
Başbakanın (Mesut Yılmaz’ın) kardeşini (Turgut Yılmaz) almak üzeriyken, dönenim Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na gidip ‘Koalisyon dağılır, kaos olur’ diyorlar. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü arayıp, operasyon ertelensin istiyorlar. O gece beni Askeri Ateşe olarak Bakü’ye tayin ettiler… O operasyonun önü kesilmeseydi, bugün bu durumda olmayacaktık. Türkiye’de beyaz bir devrim sayfası açılacaktı.
Böyle 20 – 25 sene bu santraller çeşitli yollarla peşkeş çekildi. Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Erdoğan, köylüleri düşünmediler. 2014’de İÇTAŞ ve LİMAK’a emperyalizmin işbirlikçileri tarafından verildi.
Mücadeleyi bırakmayacağız, sürdüreceğiz. Türk İstiklal Hareketi Derneği olarak yanınızdayız. 25 yıl önce bu mücadeleyi sizler için verdim. Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’i, İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın makamında sorguladım. Benin en fazla generalliğimi yediler. Benim için önemli olan, omuza çapraz kılıç takmak değil, halkın gönlünde yer edinmektir. Güç onların elinde olabilir; toprak bizimdir. Vatan toprağı parayla satılmaz! Bu güzelim coğrafyayı, Türkiye’nin her yerini köstebek yuvası gibi yaptılar.
Ben burada Nejla Hanım’ın yaptığı mücadeleyi kutsal görüyorum. Kurtuluş Savaşı’nda kahraman Mehmetçiğin yanında savaşan kadınlar gibi görüyorum onu. Sizler Akbelen konusunu tarihe mal ettiniz. Burası bizim son savunma hattımız olsun. Düşman yenilecek.”
“BAYRAMI BİZE ZEHİR ETTİLER”
İkizköy Muhtarı Nejla Işık, “Bayramı bize zehir ettiler. Bayram bayram gibi geçmiyor. Bayramdan sonra da şirketin bize açtığı dava nedeniyle bilirkişi heyeti gelecek… Her gün dinamit patlatmayı sürdürüyorlar. Kaza kaza köyün dibine kadar geldiler. Bunların yaptığını düşman yapmaz. Diğer muhtarların çoğu şirketlerle işbirliği içinde, bizleri yalnız bıraktılar. ” Diye konuştu.
Daha sonra ziyarete gelenler, muhtar ve köyden birkaç kişi ile, köylülerin “Cehennem Çukuru” dedikleri maden kazı alanını yakından görmeye gittiler. Yolda arkeolojik kazı çalışmalarının sürdürüldüğü birkaç yeri de gösteren Nejla Işık, “Buradan çıkarılan tarihi eserlerin kaydı tutulmadı. Nereye götürüldüğünü bilmiyoruz. Arkeolojik kazı alanında maden çıkarmak için dinamit patlatılır mı?” diye yaşanan olumsuzlukları dile getirdi.
Diğer yandan; şirket tarafından 1 metreyi bile bulmayan kömür tabakası için binlerce ağaç kesildikten sonra, alanda şirket tarafından hiçbir ıslah çalışması yapılmadığının altını çizen köylülerin başka bir endişesi de, alınan son kamulaştırma kararına karşı açtıkları dava kendi lehlerine sonuçlanacak olsa bile, geçen süre içinde, kalan arazilerini ve evlerini de yitirmek.


