Milas ve Yatağan, yıllardır enerji üretimiyle Ege Bölgesi’ne ve ülke ekonomisine katkı sağlayan önemli merkezler oldu. 1984 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal’ın Ören’de bir vatandaşla yaptığı konuşmada söylediği gibi, “Medeniyet için önce elektrik gerek.” O günden bugüne, termik santraller sadece ışıkları değil, aynı zamanda ekonomiyi, istihdamı ve gelişimi de besledi. Ancak bugün, santrallerin kapanma riskiyle karşı karşıya olması, işsizlikten enerji arz güvenliğine kadar geniş bir sorun yelpazesini beraberinde getiriyor.
Madencilik ve Zeytin Yasası Arasında Sıkışan Enerji
Bölgedeki termik santraller, uzun yıllar boyunca kömür madenciliğiyle beslenerek çalıştı. Yatağan’ın büyümesini sağlayan santral, Milas’ın ekonomik döngüsüne de önemli katkılar sundu. Ancak son yıllarda Zeytin Yasası’nın getirdiği kısıtlamalar, kömür sahalarının genişlemesini ve yeni maden alanlarının açılmasını engelliyor. Doğayı ve tarımı koruma amacı taşıyan bu yasa, bölgedeki zeytinliklerin zarar görmemesi için hayati bir önem taşıyor. Ancak işin diğer boyutu, enerji üretiminin kesintiye uğraması ve binlerce insanın işsiz kalma riskiyle karşı karşıya olması.
Ekonomi, Enerji ve Tarım Dengesi
TES-İŞ Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik’in de ifade ettiği gibi, sorun sadece iktidarın veya muhalefetin meselesi değil. Madencilik, enerji üretimi, zeytinliklerin korunması ve işsizlik gibi konular iç içe geçmiş durumda. Çözüm, tüm tarafların ortak bir noktada buluşarak dengeyi sağlamasından geçiyor.
Madenciliği tamamen durdurmak, santralleri kapatmak ve yalnızca zeytinlikleri korumak bir çözüm olabilir mi? Hayır. Ancak zeytinlikleri feda etmek de kabul edilebilir bir seçenek değil. Bugün ihtiyaç duyulan şey, hem enerji üretimini sürdürebilecek hem de çevreyi ve tarımı koruyabilecek akılcı bir çözüm üretmek. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, teknolojiyi kullanarak çevreye duyarlı madencilik ve enerji üretimi sistemleri geliştirilmeli.
İşsizlik Kâbusu ve Bölgesel Kriz Riski
Santrallerin kapanması, sadece 2 bin işçinin değil, dolaylı olarak bölgedeki 9 bine yakın insanın geçim sıkıntısı yaşamasına neden olacak. Üstelik bu sadece Milas ve Yatağan için değil, İzmir, Denizli, Aydın, Muğla ve Uşak illerinin enerji ihtiyacı için de büyük bir kriz demek. Kış aylarında enerji talebi nispeten düşük olabilir, ancak yaz aylarında turizm sezonunun da etkisiyle çok daha büyük bir sıkıntı yaşanabilir.
Sonuç: Çözüm İçin Ortak Akıl Şart
Maden, enerji, tarım ve istihdam arasında bir denge kurmak, yalnızca yasaklarla veya sert müdahalelerle mümkün değil. Devletin, enerji şirketlerinin, sendikaların ve çevre örgütlerinin ortak akılla hareket ederek hem enerji üretimini sürdürülebilir hale getirecek hem de tarımı ve doğayı koruyacak bir model geliştirmesi gerekiyor.
Bölgede madencilik faaliyetlerinin çevreye duyarlı hale getirilmesi, yeni teknolojilerle zeytinliklere zarar vermeden kömür üretiminin devam etmesi sağlanmalı. Aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımları artırılarak, fosil yakıtlara bağımlılık zamanla azaltılmalı. İşsizlik korkusu yaşayan binlerce insan için alternatif istihdam alanları yaratılmalı.
Turgut Özal’ın “medeniyet için önce elektrik gerek” sözleri hala geçerli. Ama günümüz koşullarında artık “medeniyet için sadece elektrik değil, çevreye ve insana duyarlı enerji üretimi gerek” demek gerekiyor. Çünkü enerji, tarım ve istihdam birbirine bağlı ve ancak ortak akılla, uzun vadeli planlamalarla sürdürülebilir bir çözüm üretilebilir.

