1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. DEPREM GERÇEĞİ, DOĞRU TEŞHİS VE MÜCADELE

DEPREM GERÇEĞİ, DOĞRU TEŞHİS VE MÜCADELE

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin en büyük gerçeklerinden biri deprem… Ama ne yazık ki, bu gerçekle yüzleşme biçimimiz hâlâ yanlış. Bir deprem yaşandığında enkaz altındaki canları kurtarmak için seferber oluyoruz, ardından birkaç gün boyunca sistemin eksikliklerini konuşuyoruz. Sonra? Sonra yine her şey unutuluyor ve aynı çarpık düzen devam ediyor. Oysa esas mesele, binaların neden yıkıldığı ve bu yıkımı önlemek için ne yapmamız gerektiği…

Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Alan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalar, aslında Türkiye’nin en büyük yapı güvenliği sorununun altını çiziyor. Yapı denetimi sistemindeki çarpıklık, denetim firmalarının çeteleşmiş bir yapıya bürünmesi, zemin etütlerinin göz ardı edilmesi gibi konular, halkın can güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. Peki, biz bu konuda ne yapıyoruz?

Denetim Yapılıyor mu, Yoksa Sadece Ücret mi Alınıyor?

Türkiye’de yapı denetimi için belirlenmiş resmi ücretler var. Ancak bu ücretler gerçekten denetim yapıldığı için mi alınıyor, yoksa yalnızca bir prosedür mü yerine getiriliyor? Jeoloji Mühendisleri Odası’nın bu konudaki itirazı çok net: Zemin etütleri ve yapıların hangi zemine oturduğu denetlenmiyor! Fayansı, elektrik prizini bile denetleyen sistem, binanın üzerine kurulduğu zemini görmezden geliyor. Bir binanın sağlamlığı için en kritik unsur olan zemin yapısı, denetim mekanizması içinde yeterince değerlendirilmiyor.

Jeoloji Mühendisleri Odası Milas Temsilcisi Azmi Peker’in dediği gibi, “Nasıl ki statik projeler, mekanik sistemler denetleniyorsa, zemin etüdü de aynı titizlikle denetlenmelidir.” Çünkü en sağlam malzemeyi de kullansanız, en iyi mühendislik hesaplarını da yapsanız, binanız kötü bir zemine oturmuşsa, yıkılmaya mahkumdur.

Muğla Depremi Konuşuyor, Ama Kim Duyuyor?

Muğla, Ege Bölgesi’nin en aktif fay hatlarından birinin üzerinde. Yani burada yaşayan herkes deprem riskini her an ciddiye almak zorunda. Ancak bu riskin farkında olmak yetmez, doğru önlemler alınmalı. Belediyeler başta olmak üzere, yapı denetim sisteminin yeni bir anlayışa geçmesi gerekiyor. Çünkü mevcut sistemde işleyen tek şey prosedürler ve kağıt üstünde yapılan kontroller. Gerçek bir denetim mekanizması olmadığı sürece, olası bir depremde yine aynı acı tabloyla karşılaşacağız.

Azmi Peker ve meslektaşları seslerini duyurmaya çalışıyor. “Yapı denetimi sadece şekil üzerine değil, can güvenliği üzerine kurgulanmalıdır” diyorlar. Ama bu sese kulak veren var mı? Belediyeler, yapı denetim firmaları, ilgili bakanlıklar, kamu otoriteleri… Birileri artık bu sesleri duymak zorunda.

Depremle Mücadele İçin Doğru Teşhis Şart

Bir hastalığı tedavi edebilmek için önce doğru teşhis koymak gerekir. Türkiye’de deprem konusunda yapılan en büyük hata, teşhisin yanlış konulması. Depremle mücadele sadece binaların güçlendirilmesiyle değil, en baştan doğru yere, doğru şekilde inşa edilmesiyle mümkün. Bu da ancak yapı denetim sisteminde köklü reformlarla sağlanabilir.

Eğer bugün gerekli adımları atmazsak, yarın büyük bir deprem olduğunda sadece üzülmekle kalmayacağız. Aynı hataları tekrarlamaya devam edersek, o enkazın altında bir gün hepimiz kalabiliriz. Şimdi soralım: Gerçek denetim için harekete geçecek miyiz, yoksa yine her şey olup bittikten sonra mı konuşacağız?

DEPREM GERÇEĞİ, DOĞRU TEŞHİS VE MÜCADELE
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481