1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. Çöllüoğlu Hanı’nda “Ateş Gecesi” konuşuldu

Çöllüoğlu Hanı’nda “Ateş Gecesi” konuşuldu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Londra Troy Kitap, Milas Karya Kültür Kitaplığı, Adana Taş Mekan Kitap ortak etkinliği olarak düzenlenen, Reşat Nuri Güntekin’in konusu Milas’ta geçen aşk romanı Ateş Gecesi’nin konuşulduğu etkinlik, 22 Kasım Cumartesi öğleden sonra Milas Çöllüoğlu Hanı’nda gerçekleştirildi. Milas dışından, Türkiye’nin başka illerinden konukların da katıldığı söyleşi etkinliğini Londra’da yaşayan edebiyatsever Mesut Akın ile Karya Kültür Kitaplığı adına Besalet Alkaya yönetti. Önceden katılacağı duyurulan Yazar Nazlı Eray, rahatsızlığı nedeniyle etkinliğe katılamadı.
İlk söz alan Besalet Alkaya, kendi çocukluğuna denk gelen ve romanda anlatılanlarla benzeşen azınlıkların yaşayışlarından, ateş gecesi etkinliğinden söz edip, kitabın konusunu anlattı.
Mesut Akın, genelde kitabı okuyarak bu tür etkinliklere başladıklarını, yani kitabı okuduktan sonra düzenlendiğini belirterek, Silifke’de de Reşat Nuri Güntekin’in “Eski Hastalık” adlı kitabı hakkında böyle bir etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi. Akın, romanın ana karakteri Kemal Murat’tan söz ettikten sonrra; R. N. Güntekin’in yapıtlarına, edebi kişiliğine değinerek; “Aşkı 8-9 kitabında farklı şekillerde ele alıyor. Reşat Nuri, Türk Edebiyatını Anadolu’ya taşıyan yazardır. Daha önce konusu genelde İstanbul’da geçen eserler yazılıyor… Ayrıca, kendisi ‘Devrim’ radikalleştiğinde ya da donduğunda tepki veren aydınlardan…”
Daha sonra kitabı okuyanlar kendi görüşlerini dile getirdiler.

O günden bu güne neler değişmiş…

Gazeteci – Yazar Gülçin Erşen, romandaki betimlemelerin ayrıntısına ve başarısına dikkati çekerek; yazarın Murat Kemal kişiliğinde, yoksul ve cahil halka tepeden bakan, onu aşağılayan, riyakarlık yapan dönemin bazı aydın / burjuva kişiliklerine de eleştiri getirdiğini; platonik aşkı kutsarken, cinsellik içeren aşkı bayağı ve ahlaksızca bulduğunu, bu bağlamda da iki yüzlü davrandığını; romanın geçtiği dönemde farklı etnik köken ve dinsel inanışa sahip kişilerin, aslında birbirleriyle ön yargısız, ayrı mahallelerde de olsa, iç içe birbirlerini yadırgamadan yaşamalarının, birbirlerinin kutlamalarına katılmalarının, erkeklerin eğlence ortamlarında ulu orta alkol içebilmelerinin günümüz anlayışıyla kıyaslandığında dikkat çeken ayrıntılar olduğunu söyledi.
Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Tarihçi Semra Sandalcı, kitaba ilişkin notlarını aktarırken, önce roman karakterlerine ilişkin görüşlerini özetledi: “Roman kahramanı şımarık. Kaymakam’ı sevdim. Giritli Aile erdemli. Afife, 3000 yıldır kadın üzerindeki baskıyı yansıtan baş kadın karakter…” Sonra da dönemin toplumsal yapısı, karakterlerin psikolojik durumu ve yazınsal açıdan görüşlerini dile getirdi.
Gezgin Yazar Hüseyin Avni Kunduracıoğlu, romanda geçen yerlere ilişkin bilgi verdi. O dönemde Rodos ve Girit’in Milas’la yoğun ilişki ve iletişimini, “Eskiden Rodos’tan kalkan gemiler, Küllük’e (Güllük’e) uğrayıp, İzmir’e gidermiş…” diye anlattı.
Emekli Öğretmen Gülden Sökelioğlu, “Çocukluğum Yahudi Mahallesi’nde geçti. İlkokula giderken Yahudilerle Türkler, Türklerle Yahudiler arasında bir sorun, çatışma anımsamıyorum. Annem, Yahudi Perla’dan terzilik öğrenmiş. Yıllarca bu mesleği yaptı. Çok ünlü bir terzidir. Milas’ta eskiden beri tam anlamda bir kültür mozaiği oluşmuş. Biz birçok ot yemeğini Girit göçmenlerinden aldık… UNESCO Dünya Mirasları listesine girebilecek bir yerdeyiz. Çok katmanlı bir kültür var burada. Arkeologlara ve yerel yöneticilere iş düşüyor.

Romanda geçen kilise hangisi?

Etkinliğin sonlarına yetişen Gazeteci – Yazar Olcay Akdeniz, kitapta geçen Hristiyan Mahallesi (Rum Mahallesi) içinde yer alan eski kiliseye ilişkin bilgi verdi:
“Elimde eski kilisenin eski bir fotoğrafı var. Romanı okuduğumda, burası neresidir dedim? Bulunan kitabeye göre; Azize Kseni Kilisesi olduğu karşımıza çıkar. Kitabede eski Rumcayla şöyle yazmaktadır: ‘Meryem ve Azize Ksene’nin kilisesi, İsa sever Hristiyan topluluğunun bağışlarıyla, saygıdeğer Nikolaos Kuimitze’nin (Kuyumcunun’nun) gözetiminde onarıldı. Melasso (Milas), Ağustos 4, 1840’
Azize Kseni’nin ilginç bir öyküsü var: 5. Yüzyılın ikinci yarısında Roma’nın varlıklı ailelerinden birisinin kızı olan Eusobia, Hristiyanlığı kabul etmiştir ve Hz.İsa’ya karşı çok büyük bir sevgi hissetmektedir. Eusobia’nın bu dini benimsemeyen ailesi onu Roma’nın ileri gelenlerinden birisi ile evlendirmek isteyince genç kız, iki nedimesi ile drahomasını yanına alarak Roma’dan kaçar. Önce İskenderiye’ye daha sonra Halikarnassos’un (Bodrum) karşısındaki Kos (İstanköy) Adası’na gelir. Burada, Milas’taki Aya Andreas manastırının başrahibi Paulos ile karşılaşır. Ona güvenen Eusobia, başrahipten kendisine koruyucu ve yol gösterici olmasını rica eder. Milas’ta Kseni, yani ‘Yabancı’ adıyla anılmaya başlayan Eusobia önce küçük bir kilise yaptırır. Ardından genç kızlar için manastır kurarak Hristiyanlığın yayılması için çalışmaya başlar. Kısa sürede kendisini çevresinde çok sevdiren Azize Kseni’nin yaşamını yazmış Mylasalı bir rahibin anlattığına göre; bir gün Mylasalı Hristiyanlar, Eski piskopos Ehrem’in ölüm yıldönümünde Liuko-kome’ye (Şeyhköyü) giderlerken, tam öğle vakti gökte yıldızların bir haç ve çelenk oluşturduğunu görürler. Fakat önce bu mucizeye bir anlam veremezler. Daha sonra şehre döndüklerinde manastırda yaşayanları büyük bir yas içinde bulurlar. Meğer, o mucizenin olduğu anda Kseni, kilisede dua ederken ölmüştür. Paulos, bu mucizeyi Azize Kseni’nin ruhunun göğe uçtuğu an olarak yorumlar. Büyük bir cenaze töreni düzenlenir, ayinler yapılır. Daha sonra her yıl 24 Ocak’ta Azize Kseni adına yortular düzenlenmeye başlar…”
Prof. Dr. Aşkırdil Akarca’nın meşhur Milas kitabında da bu kiliseden söz ettiğini anımsatan Akdeniz, Rumların Milas’tan göç etmesinden sonra kendi haline bırakılan kilisenin günümüzdeki durumuna ilişkin şu bilgileri aktardı:
“Vanlı hacı Mehmet oğlu 1893 doğumlu Topçu Binbaşı Musa Kazım Korugan, Dağ Alayı tarafından ot ambarı olarak kullanılan bu yapıyı, Milas’ın ihtiyacı olan Askerlik Şubesi binası yapmak için olağanüstü bir çaba gösterir ve binayı şube için kullanmak üzere devralmayı başarır. Kiliseyi şubeye çevirmek, yani yapının üzerine yeni bina yapmak için mücadele eden Binbaşı Korugan, bunu gerçekleştirir. (1934-36) Günümüzde üzerinde Kartal Gazinosu’nun olduğu yapı. Bakire Meryem ve Azize Kseni’nin Kilisesi’nden başkası değildir.”
Söyleşi etkinliği sonrasında, katılımcılar, günümüzde Askeri Gazino olarak kullanılan yapının bulunduğu yerden başlayarak, eski Rum (Hristiyan) Mahallesi’ni dolaştılar ve topluca fotoğraf çektirip, başka bir etkinlikte buluşmak üzere ayrıldılar.
Gülçin ERŞEN – 22 Kasım 2025

Çöllüoğlu Hanı’nda “Ateş Gecesi” konuşuldu
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.