Röportaj: Mehmet Nergiz
SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ?
1969 yılında Zonguldak’ta doğdum. İlk karikatürüm Gırgır Mizah Dergisi’nde yayımlandı. Daha sonra Çarşaf, Limon ve Dinozor gibi mizah dergilerinde çizgilerim yer aldı. Çeşitli karma sergilere katıldım. 1999 yılında Zonguldak’ta “Karalama” adlı ilk kişisel sergimi açtım. Bu sergide yer alan karikatürleri aynı isimle albüm haline getirdim. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda çeşitli dereceler elde ettim. Zonguldak Posta İşletmesi’nde sözleşmeli memur olarak görev yaptıktan sonra emekli oldum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım.

SANATLA İLK BAĞINIZ NE ZAMAN VE NASIL KURULDU?
Köyde yaşadığım yıllarda ağır bir kış mevsiminde donma tehlikesi geçirmiştim. Yaşadığım rahatsızlık nedeniyle konuşmakta güçlük çekiyordum. Bu nedenle kalabalık ortamlardan uzak duruyor, eve geldiğimde sürekli resimler çiziyordum. Öğretmenlerim yeteneğimi fark etmişti.
Bir gün okulumuza gelen bir müfettiş benden tahtaya resim yapmamı istedi. Çizdiğim resmi çok beğendi. Daha sonra çocuk dergileriyle tanıştım. Dergilerden birinin kapağındaki Pembe Panter resmi beni çok etkilemişti. Eve giderek o çizimleri taklit etmeye başladım. Böylece çizgi romana, ardından da karikatüre yöneldim.

KARİKATÜRE YÖNELMENİZDE DÖNÜM NOKTASI NE OLDU?
1980-1985 yılları arasında Zonguldak’taki yerel gazeteler için çizgi romanlar hazırlıyordum. Bir gün Zonguldaklı karikatür sanatçısı Ayhan Kiraz beni merkeze davet etti. Orada diğer karikatür sanatçılarıyla tanıştım ve bir dernek çatısı altında sanat üzerine sohbet etmeye başladık.
Bu süreç benim için gerçek anlamda bir dönüm noktası oldu. Ulusal ve uluslararası sergilere ve yarışmalara katıldım. Karikatür artık benim için sadece bir uğraş değil, yaşam biçimine dönüştü.
Daha sonra PTT’deki görevim nedeniyle İstanbul’a tayin oldum. Yaklaşık 13 yıl İstanbul’da yaşadım. İlk işim Karikatürcüler Derneği’ne üye olmak oldu. Büyük ustalarla aynı ortamı paylaşmak, onların deneyimlerinden yararlanmak benim için çok değerliydi. Bir zamanlar uzaktan hayranlıkla takip ettiğim isimlerle aynı masada oturmak hayatımın en önemli kazanımlarından biri oldu.

BUGÜNE KADAR YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALAR ARASINDA SİZİ EN ÇOK HANGİLERİ YANSITIYOR?
Almanya’nın Essen kentinde görev yapan öğretim görevlisi Jürgen Jung, üniversitedeki öğrencilerine sunum yapmak amacıyla benden karikatür çalışmalarımı istedi. Yaklaşık üç yıl boyunca çizimlerimi kendisine gönderdim ve öğrencilerle buluşturuldu.
Bunun yanında Zonguldak’ın Filyos beldesinde çok sayıda çocuğa karikatür kursları verdim. Çocukları evrensel karikatür diliyle tanıştırmak benim için büyük mutluluktu. Karikatür bana yalnızca üretmenin değil, paylaşmanın da ne kadar değerli olduğunu öğretti.

ESERLERİNİZDE EGE’DEN YA DA MİLAS’TAN İZLER BULUNUYOR MU? TURHAN SELÇUK KARİKATÜR YARIŞMASI HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Karikatür sanatı farklı kültürlerden beslenen evrensel bir sanat dalıdır. Katıldığınız sergiler ve etkinlikler ister istemez çizgilerinize de yansıyor. Yeni yerler görmek ve farklı insanlarla bir araya gelmek üretimimi olumlu yönde etkiliyor.
Ege’de yaşamayı her zaman istemişimdir. Sessizliği ve doğası insana ilham veriyor.
Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’nın uzun yıllar devam etmesini çok önemsiyorum. Yarışmanın ulusal ve uluslararası platformlarda daha güçlü şekilde tanıtılması gerektiğine inanıyorum. Böyle organizasyonlar hem genç çizerleri teşvik ediyor hem de karikatür sanatının gelişimine önemli katkı sağlıyor.

BUGÜN KARİKATÜR SANATIYLA UĞRAŞMAYI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Karikatürist olmak kolay değildir. Güçlü bir hayal gücü, pratik zekâ, gözlem yeteneği ve sürekli kendini geliştirme isteği gerektirir.
Karikatürde sadece güzel çizmek yeterli değildir. Güçlü bir fikriniz de olmalıdır. Ayrıca çizdiğiniz karikatürün ilk bakışta anlaşılması gerekir. Eğer izleyici mesajı ilk anda alamıyorsa, o eser amacına tam olarak ulaşamamıştır.
Karikatürist, çizgileriyle dünyanın her yerindeki insanlara hitap edebilmelidir.

BİR SANATÇININ TOPLUMLA İLİŞKİSİ SİZCE NASIL OLMALI?
Sanat, toplumun aynasıdır. Bir ülkenin karanlıkta kalan yönlerini aydınlatan güçlü bir ışıktır.
Sanatçı toplumun içinde olmalı, yaşananları tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirmeli ve gerektiğinde sorgulamalıdır. Topluma örnek olacak duruş sergilemeli, insanlara umut ve düşünce kazandırmalıdır.
YENİ PROJELERİNİZ VAR MI?
Şu anda eşimin sağlık sorunları nedeniyle Ankara’da yaşıyoruz. İnşallah sağlığına kavuşmasının ardından yeniden Zonguldak’a dönmeyi planlıyoruz.
En büyük hedefim çocuklara ve gençlere yönelik karikatür kursları açmak. Bunun yanında yeni sergiler düzenleyerek da
ha geniş kitlelere ulaşmak ve karikatür sanatı adına kalıcı eserler bırakmak istiyorum.


