Bir yanda peş peşe gelen tutuklama ve soruşturmalar bir yanda parti içi koltuk savaşları bir yanda da unutulan seçmen.!
Öncelikle meseleye iki yönlü bakalım bir tarafı CHP’nin iç meselesi oraya geliriz. Fakat bu tutuklama ve soruşturmalar bize bir şey gösteriyor ki o da şu; iktidar kanadı her geçen gün güç kaybediyor ve kaybettiği bu güç Yeniden Refah, Zafer Partisi ve bağımsız Türkiye partisi gibi partileri denklemin içine sokuyor bu güç oralarda yeniden sahne alıyor. Bu durum karşısında bir yandan dem partiyi karşısında konumlanmasın diye domine etmeye çalışırken, bir yandan Yeniden Refah’a ve Zafer partisine “ayar” vermeye çalışıyor bir yandan da CHP içine nifak sokarak oradaki kenetlenmiş yapının ve buna inanan seçmenin adeta belini bükmek için her yolu mübah sayıyor.
Ancak asıl meseleye madalyonun diğer tarafına bakınca orada da yerel seçimlerdeki zaferin sarhoşluğuna kapılmış bundan sonra bizi kimse durduramaz diye bakan bu arada da içerde kendi iktidar savaşını veren gruplar var.
1- Sayın Kılıçdaroğlu hala bu başarıda benim payım var beni denklemin dışına atamazsınız diyor ve tekrar genel başkanlık için zemin yokluyor.
2- Sayın İmamoğlu’da İBB Başkanı olduğu günden beri muhalifler tarafından sürekli reklam yüzü yapıldı. Kendisi de Sayın Erdoğan gibi aşırı hırslı ve inatçı olduğu için İBB başkanlığı koltuğuna oturmadan cumhurbaşkanlığına göz koydu. Bu uğurda parti içinde çok mücadele etti. Hatta öyle ki genel merkezden, farklı il ve ilçelerde ki bunlardan biride Bodrum ve Muğla buralarda seçimlere direk müdahale etti. Özgüveninin çok yüksek olması dışında hedefleri arasında CHP genel başkanı olmak gibide bir hayali var. Bu hayal için yol arkadaşlarını da her an yüz üstü bırakabileceği sinyallerini veriyor.
3- Mansur Yavaş gerçeği Mansur bey ise seçildiği ilk günden beri Ankara dışında kalan konulara nötr kalarak Ankara’yı Ankara’lılarla yönetmek üzerine bir siyaset izledi. Ne kadar başarılı oldu olmadı bilinmez ama verdiği izlenim başarılıydı. Ve şimdi oda diyor ki sizin parti içi savaşınız beni bağlamaz kim ne yaparsa yapsın ben cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorum.
4- Diğer yandan birde Özgür ÖZEL oda haklı olarak partinin genel başkanı ben kukla değilim. Parti başında ben olucam diyor.
Aslında hepsi kendi penceresinden haklı ancak sanki yerel seçim zaferini gözlerinde çok büyütmüşler hepsi gibi duruyor.
Öncelikle o kadar kendilerine güveniyorlar ki sanki tek başlarına %50 +1 yakalayabilirlermiş gibi diğer muhalif hareketlerin özelliklede YRP, BTP ve Zafer partisi gibi partilerle istişare etmeden kendi içlerinden bir aday telaşına kapılmışlar. Halbuki unuttukları şey bu bir yerel seçim değil ve karşılarında herhangi bir siyasi figür yok Sayın Erdoğan hala oldukça güçlü bir siyasi figür onu öyle çantada keklik görmek ya siyasi cehalet ya da bile isteye yenilmek istemenin sonucudur.
CHP’nin dayatacağı ve illa bu adayla gideceğim dediği senaryoda muhalefet bölünür. Ve sonuç Erdoğan lehine olur. 6’lı olmasa bile bir masa kurulması ve bir konsensüs oluşması ancak muhalefete kazandırabilir. Özellikle Sayın Erdoğan ile aynı vasıflara sahip bir Ekrem gerçeği bu milletten geçer not alamaz. Zaten Erdoğan var niye ikinci bir kutuplaşma oluşsun ki nasıl sn Erdoğan oyların yarısını alamıyorsa Sayın İmamoğlu’da alamaz.
CEMAL ENGİNYURT GERÇEĞİ
6’lı masa döneminde ve sonrasında bir Meral abla gerçeği vardı biliyorsunuz. Önce masayı dağıttı muhalif seçmeni ikilemde bıraktı sonra Sayın Erdoğan’a bir fotoğraf karesine girip ortalığı karıştırdı. Siyasi kariyeri bunun üzerine kurulu bir lider olduğunu bildiğim için çok şaşırmadım. Ancak CHP bu tuzağa ikinci kere neden düştü ya da düşürüldü onu anlamadım. Geçmişte Sayın Erdoğan’a oy isterken kendi deyimiyle MHP’den kovulan ülkücü Cemal kovulmasa hala oy istemeye devam edecekti, öyle ya kovulmasam neden parti değiştireyim dedi. Bunu derken döndüm bir baktım hepsine sövmüşüm bir demokrat parti kalmış sövmediğim dedi. Peki hepsinin içine CHP girmiyor dedi mi demedi.
Peki ne oldu da CHP’ye geldi. Yine kendi deyimiyle kongreyi erken yapıyorsunuz diye istifa etti aslında Türkçesi şu ben yeterince adam toplayamadım kongreye gidersek genel başkan olamam o zamanda ben bu partiyi ne yapayım ya kongreyi ertele ya giderim dedi Gültekin Bey’de kapıyı gösterdi. Zaten CHP’lilerden çok CHP bayrağı sallıyorum bir süredir B planı olarak hazır orada da parti içi iktidar savaşı var bende kendime makam alırım bellimi olur belki de genel başkan olurum diye düşündü ve geçmişte sövdüm dediği ve “MHP’den kovulmasaydım hala sövüyor olabilirdim” dediği partiye ben geldim dedi. Dedi de CHP bunu nasıl kabul etti yarın makam koltuk vermesinler Meral Hanım gibi oda anın da satar partiyi zira bunların derdi parti filan ya da millet hiç değil tek dertleri makam koltuk hırslarının kurbanı sadece kendileri olsa sorun yok koca bir milleti de kurban ediyorlar siyasi ikballeri için Sayın Cemal Bey sıkı bir Erdoğan’cıdır yazın bunu bir kenara ve gün gelecek CHP’yi de yarı yolda satacaktır. Ettiği süslü beylik laflara aldanmayın kaportası ne kadar güzel olursa olsun bir Şahin bir Volvo’ya dönüşemez.
MUĞLA GERÇEĞİ
Sayın Ahmet Aras iyi bir asker başarılı bir komutan olabilir. Ancak iyi bir belediye başkanı olmadığını Bodrum’dan biliyoruz. Özellikle seçim dönemi ve bugüne kadar gelinen süreçte hem parti içi muhalefetin hem de iktidar kanadının radarına giren Sayın ARAS kuvvetle muhtemel her an koltuğunu kaybedebilecek liderlerden zira seçimlere doğru yeni yasaklar ve tutuklamaların geleceğini göz önünde bulundurursak Sayın ARAS’ta iktidar tarafından kara listeye alınan siyasi figürlerden biri her an bir soruşturmaya da tutuklama ile karşı karşıya kalabilir. Daha da ilginci buna parti içi muhalefette dolaylı yoldan zemin hazırlayabilir. Zira meclis çoğunluğu CHP’de olduğu için yeni başkan CHP içinden çıkacaktır.
Hükümet kanadı için özellikle Tanju Bey, Ahmet Bey ve Ekrem Bey ilk üç isim gibi duruyor önlerinde.
Peki neden bu listeye Sayın Mansur YAVAŞ’ı eklemedim zira onu aday yapmalarını iktidarda istiyor. Zira en kolay “lokma” olarak görüyorlar.
Yeni bir sabaha umutla bakarak gözlerimizi açalım.
Ne diyordu Şapkalı Süleyman “Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz”
İnşallah güneşli güzel sabahlara uyanmak dileği ile…

