1. Haberler
  2. Uncategorized
  3. CEMAAT VE TARİKAT GERÇEKLERİ

CEMAAT VE TARİKAT GERÇEKLERİ

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugünlerde bir dizi ile yine gündemdeki yerini alan tarikatlar meselesi zaman zaman ülkemizin gündemine farklı şekillerde geliyor, toplumun bir kesimi zaten hayatının bir alanında her gün tarikatın içinde ancak bir bölümü içinse bu sadece birtakım konuların medyada gündem olması ile kişilerin gündemine geliyor.

Cemaat aslında bir amaç uğruna bir araya gelen topluluk demektir.

Yani siyasi partiler, STK ve dernekler gibi yapıların hepsi birer cemaattir.

Fakat bizde cemaat deyince genellikle dini amaçla bir araya gelen özelliklede İslami topluluklara denir. Biz hiç karnımızdan konuşmayalım direk İslami cemaatlerle ilgili biraz konuşalım.

Öncelikle İslami cemaat tarikatlar nerden ortaya çıkıyor kaynağını nerden alıyor ona bakalım.

(Ali İmran süresi 104. Ayet)” İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir”

Tarihte bilinen ilk tarikatlar İlk mutasavvıflar, düşünce ve tecrübelerini, çevrelerinde toplanan insanlara aktarmakla birlikte, bugünkü anlamda birer tarikat kurmamışlardı. Kendilerine şeyh, şeyh-i sohbet ve üstat; çevresine toplananlara da sahip deniliyordu.

Bir tasavvuf okulu, tasavvuf hareketi sayılabilecek bu kümelenmeler, daha sonraları tarikat olarak adlandırıldı.

Tasavvuf tarihine ilişkin kaynaklar bu anlamdaki ilk tarikatlar olarak şunları anarlar:

Muhasibiye (Haris Muhasibî, ö. 243/857)

Kassariye (Hamdun Kassar, ö. 271/884)

Tayfuriye (Bayezid-i Bistam, ö. 234/848)

Cüneydiye (Cüneyd-i Bağdadî, ö. 297/909)

Nuriye (Ebu Hüseyin Nuri, ö. 295/907)

Sehliye (Sehl bin Abdullah Tustarî, ö. 283/896)

Hakimiye (Hakim Tirmizî, ö. 285/898)

Harraziye; (Ebu Said Harraz, ö. 277/890)

Hafifıye (Ebu Abdullah bin Hafif, ö. 372/982)

Seyyariye (Ebu Abbas Seyyarî, ö. 982).

Bu tarikatlar içinde günümüze kadar devam edenler olduğu gibi bugün aralarına yenileri de eklenmiştir. Özellikle günümüzde en çok bilinen tarikatlar ve bunlara bağlı cemaatlere örnek olarak Nakşibendi Tarikatı’na bağlı Erenköy Cemaati, İskenderpaşa Cemaati, İsmailağa Cemaati, Menzil Cemaati ve Süleymancılar Cemaati geliyor. Nur Cemaati de yine kendisine bağlı gruplarla adından söz ettiriyor.

Aslında anlamından saptırılmadığında cemaatler bir toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır. Zira STK, dernek, siyasi partiler olmadan yaşam nasıl zorlaşırsa dini cemaatler olmadan da olmaz. Lakin ülkemizdeki en temel sorun denetleme ve oto kontrol mekanizmasının çalışmamasının sonucu oluşuyor.

Zira hiçbir siyasi parti ülkeye ve millete zarar için kurulmaz ama gündelik uygulamaları ile topluma zarar verir bu dini cemaatler içinde böyle dini cemaatlerinde ülkemizdeki en büyük problemi insanları Allah’a davet etmek Allah’ın gösterdiği yolu tarif etmek yerine kendisine davet etmesi kendi yoluna davet etmesidir.

Hala dünyada ve ülkemizde elbette kuruluş gayesinden ödün vermemiş tarikat ve cemaatler vardır. Ama birçoğu sadece kendine davet peşinde.

Ben klişe cemaatler yönelik yapılan eleştirilere girmeyeceğim bir kısmına benimde katıldığım bu eleştirilerin bir kısmı ise İslam düşmanlığı barındırıyor içinde ancak bunları herkes konuşuyor zaten ben konuşulmayana dikkat çekmek istiyorum. İşte onlardan en önemlisi tarikatların Allah’a davet yerine kendilerine davet etmesidir bir diğeri de cemaat liderleri sürekli hamdı, şükrü, sabrı tavsiye ederken.

O hamda o şükre o sabra sahip olmamasıdır, bir başkası ise hakikati görüp dünyalık menfaatleri için hakikati konuşmak yerine hakikatin etrafından dolaşıp bir türlü söylenmesi gerekeni söylemeyen sürekli papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayan hocalardır. Bunların varlığı insanları İslam’dan soğutmaktan başka bir işe yaramıyor. Tabi bu arada böylelerinin var olması İslamiyet’ten soğumanın bahanesi olamaz. Onun net biçimde altını çizelim

Türkiye’deki birçok cemaatin mensuplarını tanıyan cemaatlerle iletişimi olan birisi olarak diyorum elbette Allah ile tanışmak için önce Kuran-ı anlamak gerek bu noktada cemaatler bize yol gösterici olabilir. Kuran-ı Türkçesinin okuyarak anlamak, idrak etmek kolay olmayabilir tefsir, meal, fıkıh kitaplarına bakarak ilmine güvendiğimiz hocalardan bilgi istemekte doğaldır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur. Eğer size biri bir konuda bir bilgi veriyorsa bunu farklı kaynaklardan teyit edin, yok eğer bir fikir veriyorsa bunu kendi hayatında uygulayıp uygulanmadığı bakın eğer adamın hayatında şükür yoksa size şükür tavsiye ediyorsa bilin ki o adam ne hocadır nede İslam alimi sadece bir sahtekâr hepsi bu…

Yani sözün özü cemaat ve tarikatlara her zaman toplumların ihtiyacı vardır. Ama toplum kendini geliştirmeli ve sahtekarlardan da uzak durmalıdır.

Gelelim bize!!!

Bugünlerde sevgili Milas’ta da tatlı bir siyasi yarış var umarım partisine hizmet eden cebini dolduran bir sahtekara değil de partisinin değil, halkının hizmetkarı olacak bir kişi seçilir…

Bilinçli toplum olarak adayları iyi irdeleyelim hangi partiden ya da bağımsız olduğuna bakmayalım gerçekten Milas için ne yapmış ne hayal kurmuş neyi gerçekleştirmiş gerçek anlamda buna bakalım.

Her şey daha güzel bir Milas için!

CEMAAT VE TARİKAT GERÇEKLERİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481