Milas’ın Zeytinlikuyu Mahallesi’nde bazı yapılara ilişkin, Nisan 2026 tarihinde yıkım yapılacağını bildiren tebligatların vatandaşlara ulaşmasının ardından, bölgede yaşayan 27 kişi hukuki başvuru yollarına yöneldi. Vatandaşlar, sürecin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmadan ve hukuk çerçevesinde tüm yönleriyle değerlendirilmesini talep ediyor.
Edinilen bilgilere göre, farklı tarihlerde edinilen taşınmazlar üzerinde yer alan bazı yapılarla ilgili olarak yıkım tebligatları gönderildi. Tebligatların ardından vatandaşlar, bireysel ve toplu şekilde idari başvurularda bulunurken, aynı zamanda yargı yoluna da başvurarak yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Vatandaşlar, yasal mevzuatın yok sayılmasını değil; sürecin bireysel koşullar ve sosyal etkiler de dikkate alınarak ele alınmasını istediklerini ifade ediyor.
Yıkım tebligatı alan vatandaşlardan Hülya Koca, uzun yıllar önce edindiği arsada emeklilik döneminde yaşam kurduğunu belirterek, sürecin kendisi ve ailesi açısından ciddi bir belirsizlik yarattığını dile getirdi. Koca, yıllar boyunca verilen emeğin ve yapılan birikimlerin yıkım riskiyle karşı karşıya kalmasının, yalnızca maddi değil, manevi açıdan da yıpratıcı olduğunu ifade etti.
Bölgede yıkım tebligatı alan 27 vatandaşın ortak talebinin; tek konut niteliği, yaş faktörü, uzun yıllara yayılan mülkiyet süreci ve bölgede birden fazla ailenin benzer durumda bulunması gibi hususların dikkate alınması olduğu vurgulanıyor. Vatandaşlar, sürecin yalnızca idari bir işlem olarak değil, sosyal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesini istiyor.
Yıkım tarihinin, Ramazan ayının hemen ardından idrak edilecek Ramazan Bayramı sonrasına denk gelmesi ise vatandaşların kaygısını artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, manevi açıdan büyük anlam taşıyan Ramazan ayının ardından, tüm İslam âlemi tarafından sevinçle karşılanan bayramı kendileri için buruk bir ruh hâliyle karşılayacak olmanın endişesini taşıyor. Sürecin bu yönüyle de değerlendirilmesini isteyen vatandaşlar, bayram sevincinin yerini belirsizlik ve kaygının almamasını umut ediyor.
Sürecin idari ve yargısal boyutları devam ederken, vatandaşlar çözümün hukuk zemininde, kamu yararı ile bireysel haklar arasında denge gözetilerek sağlanmasını bekliyor. Yıkım uygulamalarının telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaması için hukuki sürecin tamamlanmasının önemine dikkat çekiliyor.
Sözü edilen bölgede; Uğur Cebeci, Gönül Cebeci, Ali İhsan Bayındır, Esma Bayındır, Vennaz Şahin, Ahmet Şahin, Muzaffer Koçer, Badegül Koçer, Temel Kesler, Reyhan Kesler, Aynur Elüstün, Tunç Elüstün, Yasemin Polat, Muharrem Polat, Ömer Faruk Şenel, Canan Şenel,Hayriye Kök, Mustafa Kök, Musa Can Koca, Hülya Koca, Kıymet Özgen, Ummuhan Gökdoğan, Soner Demir, Mehmet Uzun, Mehmet Şahin, Nazmi Acar ve Gül acar adlı vatandaşlar ciddi boyutlarda ve travmaya bağlı sağlık sorunları yaşadıklarını ileri sürülüyor.


