Türkiye Görme Engelliler Derneği Muğla Şubesi, Milas’ta yapılan basın açıklamasında engelli bireylerin ve ailelerinin toplamda 35 milyonu aşan büyük bir nüfusu temsil ettiğini vurgulayarak eşit hak ve erişilebilir yaşam talep etti. Açıklamada siyasi partiler ve yerel yönetimler, sosyal devlet yükümlülüklerini yerine getirmeye çağrıldı.
Türkiye Görme Engelliler Derneği Muğla Şubesi, Milas’ta 15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler Bağımsızlık ve Güvenlik Günü kapsamında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın toplantısına Milas’taki dernek üyeleri ile Milas Muharip Gaziler Derneği üyeleri de katıldı. Park Kafe’de düzenlenen toplantıda konuşan Şube Başkanı Mehmet Özdemir, etkinliğin 15 Ekim’de yapılmamasının nedenini, “Engellilerin sorunlarının çözümü konusunda kayda değer bir adım atmayan yerel ve merkezi yöneticilere bir tepki ve hatırlatma olarak 25 Ekim’de gerçekleştirmeyi tercih ettik.” sözleriyle ifade etti.
Mehmet Özdemir konuşmasında, beyaz bastonun sadece bir araç değil, görme engelli bireylerin bağımsızlığı, güvenliği ve toplumsal görünürlüğü açısından çok değerli bir sembol olduğunu vurguladı. Özdemir, “Görme yetisini kaybeden bireyleri anlamak ve empati kurmak, ancak onların yaşadığı fiziksel ve toplumsal engelleri görüp bunların ortadan kaldırılması için mücadele etmekle mümkündür.” dedi.
Basın açıklamasında Türkiye’de engelli bireylerin sayısının resmi istatistiklere göre yaklaşık 10 milyon, aileleriyle birlikte 35 milyonu aştığına dikkat çekildi. Engelli bireylerin bu nüfusa rağmen sosyal yaşamın pek çok alanında görünmez kılındığı, kent planlaması, konut, ulaşım ve kamusal hizmetlere erişimde ciddi sorunların devam ettiği belirtildi. Yerel yönetimlerin anayasal yükümlülüklerine vurgu yapılarak, “Sosyal devlet anlayışının hayata geçirilmesi, en zayıf kesimlerden başlanarak yurttaşların temel gereksinimlerinin karşılanmasıyla mümkündür. Fakat ne yazık ki bugüne kadar bu yükümlülükler yeterince yerine getirilmemiştir.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklama şöyle: “Anayasamızın 2. maddesi devletimizin “sosyal” niteliğini açıkça belirtmektedir. Sosyal devlet, toplumun en güçsüz kesimlerinden başlayarak yurttaşlarının sağlık, eğitim, istihdam, sosyal güvenlik gibi temel gereksinimlerini karşılayan devlet demektir. Devletin “sosyal” niteliğini yaşama geçirmek, yerel yönetimlerin anayasal yükümlülüğüdür. Ne yazık ki yerel yönetimler, bugüne dek bu yükümlülüklerini, yeterince yerine getirmemişlerdir.Kentlerimiz, açık alanlarımız, konutlarımız ve toplu taşım araçlarımız, engelliler yok sayılarak planlanmıştır. Haklara, hizmetlere, mekânlara ve bilgiye erişebilmemizin önünde halen büyük engeller bulunmaktadır. Toplumumuzda engellilere yönelik ayrımcı değer yargıları, tutum, davranış ve uygulamalar son derece yaygındır. Ücretsiz ya da indirimli tarifelere ve sosyal yardımlara dayanan sosyal hizmet sistemimiz, aciz, bakıma, himayeye ve yardıma muhtaç engelli imajının doğmasına ve pekişmesine yol açmıştır. Bu sayede engelliler halkın çoğunluğu tarafından hak öznesi olan eşit kişiler olarak değil, bakılması, korunması ve yardım edilmesi gereken “zavallı kişiler” olarak görülmektedir. Daha da kötüsü, geleneksel söylemlerin ve yanlış yapılandırılmış sosyal yardımların etkisi altında engelliler de kendilerini öyle görmeye başlamışlardır. Bu yüzden örgütlenmeye ve mücadeleye olan talep bir hayli zayıflamıştır. İşçi ya da kamu personeli olarak istihdam edilen engellilerin büyük çoğunluğu, işverenlerin önyargıları nedeniyle ya da verimli olacakları alanlarda iş verilmediği için üretim süreçlerinin dışında tutulmakta, kimi engelliler aydan aya gelip maaşını almaya zorlandıkları için topluma arzu ettikleri katkıyı sunamamaktadırlar. Bu durum, onların manevi olarak çökmelerine ve öz güvenlerini yitirmelerine yol açmaktadır. Biz engelliler olarak bu olumsuz gidişe sesimiz yettiğince “DUR!” diyoruz ve yetkilileri göreve çağırıyoruz. İKTİDARI VE MUHALEFETİYLE TÜM SİYASAL PARTİLERE SESLENİYORUZ! Bizler, himaye, himmet, sadaka değil, herkesle eşit haklara, fırsatlara ve olanaklara sahip, başı dik yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz.
Hak öznesi yurttaşlar ve toplumsal bir taraf olarak kabul edilmek istiyoruz. Kimsenin yardımına gereksinim duymadan yaşamını sürdüren, kendi kendine yeterli bağımsız bireyler olmak istiyoruz. Salgın hastalıklar, beslenme yetersizliği, akraba evliliği, iş ve trafik faciaları, savaş ve terör gibi sakatlık kaynaklarının kurutulmasını istiyoruz. İlaç, beyaz baston ve yardımcı araç-gereçlerin ücretlerinin tamamının devletçe karşılanmasını istiyoruz. Üretim süreçlerinde verimli ve etkin olarak yer almak istiyoruz. Haklara, hizmetlere ve bilgiye erişimin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Temsil organlarında sadece engelli sorunları için değil ülke ve dünya sorunlarının çözümüne katkı sunabileceğimiz için de yer almak istiyoruz. Tüm yurttaşlara, ücretsiz bakım hizmeti sunulabilmesi için bir an önce bakım sigortasının kurulmasını istiyoruz. Nesnel, adil ve etkili bir sosyal yardım sistemi istiyoruz. Engelli aylığı ve evde bakım ödeneği gibi sosyal haklarla ilgili kriterlerde engellinin bir birey olarak görülmesini istiyoruz. Birçok dünya ülkesinde olduğu gibi Beyaz Baston Yasası adı altında çıkartılmış bağımsız bir Beyaz Baston Yasasının hayata geçirilmesi için hükümetimizin konuya sahip çıkmasını istiyoruz.
Ayrılmaz bir parçası olduğumuz Türkiye toplumuna, hükümetimize ve siyasal partilere sesleniyoruz!
Bizim sorunlarımız tüm toplumun sorunlarıdır. Sorunlarımıza ve istemlerimize sahip çıkın. Çünkü kadınıyla erkeğiyle, engelli olanı ve olmayanıyla, çocuğu, genci ve yaşlısıyla, etnik ve inançsal çeşitliliği ile Türk Toplumu olarak kaderimiz ve geleceğimiz ortaktır. Bu vesileyle 15 Ekim Dünya Beyaz Baston görme engelliler Günü’nü kutluyor, görme engelli kardeşlerim ve tüm engelli yurttaşlarımızı kucaklıyorum.”
Basın açıklamasının sonunda toplantıya katılan Milas Çizgi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kemal Sürgün’e teşekkür ve onur belgesi verildi.


