1. Haberler
  2. YEREL HABERLER
  3. Zafer Partili heyet Milas’ta

Zafer Partili heyet Milas’ta

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zafer Partisi heyeti, Muğla programı kapsamında Milas’ta bir dizi temas gerçekleştirdi. Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır, Genel İdare Kurulu Üyeleri Zekeriya Mete ve Ali Midilli’nin katıldığı heyet, kentteki görüşmelerin ardından saat 17.00’de Koru’daki bir dinlenme tesisinde Milas İlçe Teşkilatıyla bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu.

Zafer Partisi heyeti, Muğla programı kapsamında Milas’ta bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Heyette Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır ile Genel İdare Kurulu Üyeleri Zekeriya Mete ve Ali Midilli yer aldı.
Kentteki görüşmelerin ardından saat 17.00’de Koru’daki bir dinlenme tesisinde Milas İlçe Teşkilatıyla bir araya gelen heyet, partinin gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Görüşmede, yerel ve ulusal politikaya dair değerlendirmeler yapılırken, partinin Milas ve çevresindeki çalışmaları hakkında bilgi paylaşıldı.
Dr. Fikret Bayır, toplantıda partinin hedeflerini ve önümüzdeki dönemdeki projelerini anlatarak, Milas’ta etkinliklerini artıracaklarını vurguladı.
Bayır, Türkiye’de ağır bir devlet krizi yaşandığını; ekonominin çöktüğünü, ülkenin 12-13 milyon yabancı tarafından işgal altında olduğunu, adaletin ve hukuka güvenin kalmadığını söyledi. Lübnan’dan Suriyelilerin geri dönmeye başladığını örnek vererek, Türkiye’dekilerin neden dönmediğini sorguladı.
Yargı sistemi hakkında ise, çağdaş demokratik bir ülke olmak için uluslararası çağdaş normlara uygun hukuk sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Bunun için hukukun üstünlüğünün, tarafsızlığının ve bağımsızlığının sağlanması gerektiğini belirterek, Anayasa’da, siyasi partiler kanununda, seçim kanununda ve diğer bazı kanunlarda yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Ciddi ve uygulanabilir bir hukuk reformu, hakim teminatı ve siyasetin hukukun üstünden elini çekmesi gerektiğini belirten Bayır, Adalet Bakanı ve yardımcılarının Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanı olmaya devam etmesi halinde hukukun siyasetin emrinde kalmaya devam edeceğini ifade etti. Zafer Partisi iktidarında Türkiye’nin birinci sorunu olan adalet ve güvenliğin eş değerli olarak hemen onarılmaya başlanacağını ve devleti yeniden Türk milletinin devleti yapacaklarını kaydetti.
Dr. Fikret Bayır, Türkiye’deki mevcut sorunları dört ana başlıkta topladıklarını belirtti: sığınmacı ve kaçakların gönderilmesi, adaletteki çöküntü, yaygın yoksulluk (ekonomik çöküntü) ve kutuplaşmadan kaynaklanan birlik ve kardeşlik sorunu. Bunlar için bir eylem planı geliştirdiklerini ve işe sığınmacı ve kaçakları göndermeyle başlayacaklarını aktardı. Bunun için hazırlanan “Anadolu Kalesi” projesinin bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi niteliğinde olduğunu ve tüm hukuki ve siyasi detayları içeren bir kitap haline getirildiğini söyledi.
Orman yangınlarının stratejik bir taarruz haline geldiğine dikkat çeken Bayır, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin etkin bir gözetleme, kontrol ve nöbet sistemi kurarak ormanları koruyacağını, çağdaş teknolojiden yararlanılacağını ve söndürme vasıtalarının modernize edileceğini söyledi. Yanan bölgelerde yeni maden sahaları veya imar alanları oluşmasının önemli bir niyet göstergesi olduğunu belirtti. Bayır, Zafer Partisi’nin toplumun temel ihtiyaçlarını eylem planları halinde belirlediğini ve bunların sürekli güncellendiğini ekleyerek, devletin dümeninin başına geçmeye hazır olduklarını vurguladı. Yüksek enflasyonun ve yoksulluğun kader olmadığını, iyi niyetle ve bilimsel kriterlerle çözülebilecek sorunlar olduğunu dile getirdi.
Bir gazetecinin “Neden Zafer Partisi’ne oy vermeliyim?” sorusuna yanıt olarak Bayır, 23 yıldır iktidara oy verildiğini ancak gelinen noktanın belli olduğunu hatırlattı. Zafer Partisi’nin planlı tarım uygulayacağını ve bunun Türkiye’nin stratejik ve bölgesel ihtiyaçlarına göre şekilleneceğini belirtti.
Bir gazetecinin, milliyetçi partilerin neden tek çatı altında birleşmediği sorusuna yanıt veren Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır, milliyetçilerin bir araya gelmesini düşündüklerini ve sadece düşünmekle kalmayıp bu konuda temaslar yapıldığını açıkça ifade etti. Bayır, toplumdan gelen bu talebin siyasetin kendilerine yüklediği bir milli görev olarak şekillendiğini belirtti. Eğer milliyetçiler birleşirse bunun toplumun isteğini yerine getirmek ve memleketin selameti için sorumluluk almak anlamına geleceğini, ancak birleşmezlerse bunun Zafer Partisi’nden kaynaklanmayacağını vurguladı.
Katılımcılardan GİK Üyesi Zekeriya Mete, vatandaşların liderlere göre oy verme eğiliminin sona erdirilmesi gerektiğini savundu. İktidarın bir kişinin veya ismin değil, Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri ve tam bağımsızlık ilkelerinin olması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin borçlu olduğunu ve bağımsızlığını kaybettiğini belirten Mete, siyasi iradenin ciddi teknik hatalar yaptığını, özellikle Suriye ve açılım politikalarında AKP ile aynı çizgide olanların muhalif sayılamayacağını ifade etti. Kıbrıs ve Ege politikalarını da örnek gösterdi.
Mete, ekonomide çözüm olarak katma değerli üretime odaklanılması gerektiğini, domatesin salça olarak, üzümün daha işlenmiş ürünler olarak satılması gerektiğini belirtti. Hollanda’nın küçük yüzölçümüne rağmen tarım ve hayvancılık ihracatındaki başarısını örnek göstererek, Türkiye’nin de bunu yapabileceğini söyledi. Bürokratların millete hizmet etmeyenlerinin “vatan haini” olduğunu vurgulayarak, iş adamlarının ülke için yatırım yapması ve bu millete hizmet etmesi gerektiğini dile getirdi.
Mete, Türkiye’nin 168 milyar dolar nakit parası veya 165 ton altını olduğu iddialarını yalanlayarak, böyle bir durumda tefecilerden borç istenmeyeceğini belirtti. 275 milyar dolarlık ihracata rağmen istihdamın neden artmadığını, işsizliğin neden azalmadığını ve döviz sorununun neden devam ettiğini sorguladı. Bu durumun, iş bilmeyen insanların yandaş müteahhitlere döviz karşılığı yaptırdığı yollardan kaynaklandığını öne sürdü.
Türkiye’nin kendine yetemeyen bir ülke olduğu fikrini reddeden Mete, Türk insanının zeki ve akıllı olduğunu, girişimci ruhlu olduğunu söyledi. Bürokratların sanayicinin önünü tıkamaktan başka bir şey yapmadığını ifade etti. Sürekli gelen zamların ve döviz sıkıntısının ihracat artışıyla çeliştiğini belirten Mete, hükümetin “itibardan tasarruf olmaz” söylemini eleştirdi. Parası olmayan insanın itibarı olamayacağını, asıl tasarruftan itibarın geleceğini vurguladı.
Türk pasaportunun itibarının Suriyeli ve Afganlara verilen pasaportlarla zedelendiğini belirten Mete, Avrupa ülkelerinin bu konuda haklı olduğunu ve Türk insanının yurt dışına çıkmakta zorlandığını söyledi. Son olarak, “Bir ülke hukuku kadar güçlü ve zengindir” sözünü hatırlatarak, hukuk, adalet, eğitim, sağlık ve ekonominin birbirine bağlı olduğunu vurguladı. Konuşmasını Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözleriyle tamamladı.
Genel İdare Kurulu Üyesi Ali Midilli de, Türk lirasının son birkaç yıldır sürekli şekilde itibar kaybettiğini ve değerini yitirdiğini belirterek, bunun temel sebebinin enflasyon olduğunu söyledi. Resmi rakamlarla gerçek enflasyon arasında ciddi fark olduğunu vurguladı. Üretimin arttığı iddialarına karşın reel sektörde bir küçülme olduğunu ve bunun istihdam sorunlarına yol açtığını kaydetti.
Midilli, ekonomik sorunların çözümünü iki ana başlıkta ele aldı: gelirler ve giderler. Giderlerin yüksek olmasının başlıca nedenlerini mali disiplinsizlik, vergi ödemeyen kazanç sistemine karşı eylemsizlik, mülteciler için harcanan bütçeler ve borçlanma kaynaklı yüksek faizler olarak sıraladı.
Gelir artırıcı kalemler olarak ise turizm sektörünün daha fazla teşvik edilmesi, reel sektörde ihracata yönelik yatırım ve vergi teşvikleri, kapsamlı bir vergi reformu ve kamunun ekonomide daha denetleyici ve yatırımcı bir rol üstlenmesi gerektiğini önerdi. Midilli, gelirler arttığında Türk lirasının değer kazanacağını, enflasyonun düşeceğini ve faizlerin olması gereken noktaya geleceğini ifade etti.
Toplantıda söz alan Türkiye Harp Malulü Gazileri, Şehit Dul ve Yetimler Derneği Milas Temsilcisi Sabri Oğul, şehit aileleri için küçük bir yer talebinde bulunarak, sorunlarını dinleyebilecekleri ve dertleşebilecekleri bir mekan arayışında olduklarını belirtti. Milas Belediyesi’nin, 1915’te kurulan ve toplum yararına olan derneklere yer verme zorunluluğu olmasına rağmen 8 aydır oyalandıklarını ifade etti. Temsilci, derneklerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce onaylanmış toplum yararı olan bir dernek olduğunu ve bu nedenle yerel yönetimlerin kendilerine olanakları dahilinde yer sağlamak zorunda olduklarını dile getirdi. Buna rağmen Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un ‘Size yer vermiyorum’ dediğini iddia etti.
Zafer Partisi Milas İlçe Başkanı Ahmet Sait Güşlü, toplantıda yaptığı değerlendirmede, Osmanlı Devleti’nin uzun süre “adalet”i ana yönetim enstrümanı olarak kullandığını ancak adaletten uzaklaşınca gücünü kaybettiğini belirtti. Güşlü, bu çöküşün ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve vatanseverlerin, Türkçülük bilinciyle yoğrulmuş eski nizama modern bir anlayış katarak; adalet, eşitlik, üretim, azim, çalışkanlık, kararlılık ve vatandaşlık bilinciyle genç Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz asrı değerlendiren Güşlü, son 20 yılda elde edilen kazanımların “asit çukuruna düşmüş gibi yavaş yavaş eridiğini” savundu. Devletin asli görevi olan vatandaşına eşit şartlar sağlama zorunluluğunun “bazılarının daha eşit olabilmesi için görmezden gelindiğini” belirten Güşlü, küçük esnaf ve bordrolu çalışanlara vergi yükü yüklenirken, kaymaklı ihale şirketlerinin ise vergi aflarıyla “taltif edildiğini” dile getirdi. Eğitim, sağlık, tarım ve endüstrinin düzensizleştiği bir 20 yıl yaşandığını söyleyen Güşlü, Muğla’nın tarım ve turizm memleketi olması nedeniyle sorunları “içleri kan ağlayarak” izlediklerini ekledi.

Zafer Partili heyet Milas’ta
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481