Yargıtay kendine bir başkan seçemez ne dümen dönüyor belli değil, Anayasa mahkemesi kararları uygulanmaz, milletvekili cezaevinde alıkonur. Akademisyen sokak ortasında vurulur 90’lara geri döndük galiba!..
Sinan ATEŞ cinayeti ile ilgili davayı araştırırken çok güzel bir yazı okudum sevgili gazeteci abimiz Yıldıray OĞUR bey öyle güzel özetlemiş ki konuyu bu cinayeti merak eden herkes o yazıyı mutlaka okumalı?
Bir kişi düşünün; Akademisyen ve eski ülkü ocakları başkanı olacak, milletvekili danışmanlığı yapacak, mensubu olduğu siyasi parti MHP iktidar ortağı olacak ve onu herkesin gözünün içine bakarak bir cuma çıkışı vurup katledecekler. Bu olay 90’larda olsa anlaşıla bilirliği olabilirde bugün bunu anlamlandırmak çokta kolay değil.
Daha da vahimi aylarca hazırlanmaktan imtina edilen bir iddianame var ortada tabi buna iddianame denirse,
Öyle ya Sayın savcım öğrendiğimiz bilgilere göre Sayın Sinan ATEŞ’in eşi ve çocuklarına koruma tahsis etmiyor, hatta iddianameye eşinin 17 sayfalık ifadesinden sadece 3 cümle eklemeyi uygun görüyor. Sosyal medyadan tehdit mesajları alıyor Sayın ATEŞ ama savcı bey bunları araştırma gereği duymuyor her ne hikmetse,
İsmi geçen azmettiricilerin iddianameye göre birbirinden haberi yok ama garip olan şu ki ikisi de aynı kiralık katille aynı isim için anlaşmış…
Olayda adı geçenlerin içinde emniyet mensubu, parti görevlisi, ocak yöneticileri var maşallah yok yok ama iddianamede net bir somut bilgi yok bunlarla ilgili mesela olaylarda kullanılan araçlar nasıl oluyor da hala medyada aleni biçimde çekilen videolarda ülkü ocakları önünde durabiliyor ocak yöneticileri bu araçlarla trafiğe çıkıyor.
Ya da adı geçen ocak yöneticileri neden tutuklu değil, neden iddianame bu kadar geç yazıldı gibi bir sürü deli soru aklımızda.
Mesela Sayın Ayşe ATEŞ’in eşime para teklif ettiler siyaseti bırak dediler iddiasına neden savcı kim bunlar deyip sorguya almaz öyle değil mi?
Bakın bu öyle kirli bir oyun ki burada adı geçen MHP’li yöneticiler, ocak mensupları elbette acilen tutuklanmalı ucu kime dokunursa dokunsun.
Ancak burada daha vahim olan bu işe hepimizin güvenliğinden sorumlu olan hakkını korumakla görevli emniyet ve yargı mensuplarının alet edilmiş olması toplum nazarında devlete olan güveni sarsmaktan öteye geçmiyor.
Bu saatten sonra olaya mevcut sistemde tek çözüm getirebilecek olan Sayın Erdoğan’dır. Sayın cumhurbaşkanı olayın bizzat savcısı olmalı adı geçen tüm emniyet mensupları, MHP’li yöneticiler v.s hepsi tutuklanmalı yargı içinde de bu olayın bugüne kadar üstünü örtenler hatta mevcut iddianameyi hazırlayan savcıda tutuklanmalı bu bir mazlumun hakkını savunmak için hazırlanan iddianame değil, suçu ve suçluyu korumak için hazırlanmış bir iddianame gibi duruyor daha çok…
Eğer bu işe Sayın Cumhurbaşkanı bizzat el koymaz ise, bu konuda siyasi parti liderleri tek yürek olmaz ise, sivil toplum, emniyet teşkilatı, yargı tek yürek olmaz ise yargıya ve emniyete olan dolayısı ile devlete olan güveni sarsıyor toplum nazarında.
Zaten son yıllarda bu güven yeterince azaldı. Özellikle bunu 31 Mart seçimlerinde net gördük ne siyasilere ne kamuya güven kalmamış…
Peki bu ne anlama gelir. Herkes kendi adaletini aramaya suç ve suçlu oranı artmaya başlar size en bariz örnek Sayın Yerlikaya İçişleri Bakanı olduktan sonra sanırım her gün yeni bir çete, örgüt ismi öğrendik ve her gün daha fazla suç ve suçlu ile aynı ortamı paylaşıyoruz başka bir örneğe ihtiyaç yoktur sanırım.
Herkes kendi adaletini kendi korumaya başlarsa bir gün devlet anlamını yitirir toplum nazarında.
O yüzden Sinan ATEŞ cinayeti artık sadece Sinan Bey’in değil tüm toplumun vicdanıdır ve herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Görevini ihmal edenler istifa etmeli, suiistimal edenler yargılanmalı, payı olanlar hesap vermelidir.
Yoksa 80’leri, 90’ları mumla ararız gibi görünüyor buradan bakınca…
Allah yar ve yardımcımız olsun…
Unutmayalım devlet baba hepimize lazım birimizin tekelinde olamaz. Adalet hepimize lazım dünün mazlumları bugünün zalimleri olmamalı, zalimlerle iş tutmamalıdır.
Ve her şeyden önce hepimizin vicdanı olmalı zira vicdanlar din, dil, ırk, statü, makam, mevkii ayrımı yapmaz.
Vicdanlı olmak hepimizin önce kendine olan borcudur.
Türkiye’deki hukuk garabetlerinin ivedilikle çözülmesi gerekir.
Özellikle Sayın Bahçeli’nin FETO iması da bence araştırılmalı.
Buna hepimizin çok ihtiyacı var.!!!

