Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda İvedilik gerektiren düzenlemeler yapılmaz ise HALK OYUNLARIMIZIN erozyona uğraması kaçınılmazdır.
Türk Halk Oyunlarımız, Yasa boşluğundan çeşitli kurum, kuruluş ve kişilerce ticari menfaat elde etmek amacıyla yıllardan beri kullanılmaktadır. Kullanmanın ötesinde, özünden saptırılarak ait olduğu yörenin geleneksel tavrına uygun oynanmamaktadır. Profesyonel topluluklarca ilgili yöreye ait özgün Halk Oyunları figürlerinden belli bir kısmı seçilerek bazıları alınmakta, sonra’da potpuri şeklinde kullanılmaktadır. Alıntı yapılarak oluşturulan çalışmalar gelecek kuşaklara aktarmak ve korumak ile yükümlü olduğumuz milli kültürümüzün bir parçası olan halk oyunlarımıza zarar vermekte ve görsel basınla da desteklenmesi nedeni ile yozlaştırılmaktadır. Ticari kaygılar ile oluşturulan bu çalışmalar, kişi, kurum ve kuruluşlarca hiçbir bedel ödemeden ve hiçbir yasal düzenlemeye maruz kalmadan haksız kazanç sağlanmaktadır. En önemlisi de çıkarılan Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda “..fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmek..” olan telif yasasında Halk Oyunlarıyla ilgili bir madde bulunmadığından, “Anonim” adı altında “sahibi olmayan” Halk Oyunları istenildiği gibi kullanılmaktadır. Hâlbuki “sahipsiz şeyler ile menfaati umuma ait mallar”, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre, Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser ve eserin sahibi, eseri meydana getiren kişilerdir. Kanunumuz, eserlerle ilgili olarak bazı hususların mevcudiyetini eser sahipliğine yönelik karine olarak kabul etmiştir. (Karine: aksi sabit oluncaya kadar geçerli kalacak hukuki statüdür.) Halk oyununun, eser sahibinin yazılı izni bulunmadan (Kamunun) umuma arz edilmesi ya da farklı bir şekilde umuma arz edilmesi hali, manevi haklara açık bir tecavüzdür. Eser sahibinin en önemli manevi haklarından biri, açık izni bulunmaksızın eserde kısaltma, ekleme veya herhangi bir değiştirme yapılamamasıdır.
Halk oyunlarının Manevi hak olarak, eser sahipliğinden doğan haklarını, kamu miras yolu ile elde etmediği için devredemez, devir yönünden ölüme bağlı tasarruflara konu olmaz ve sağlar arası işlemlerde de devir edilemez. Ancak manevi hakların Kamu tarafından kullanılma yetkisi devredilebilir. Manevi hakların ihlali halinde eser sahibi olan Kamunun müdahale etme yetkisi bulunmaktadır. Kamu adına bu yetki Kültür ve Turizm Bakanlığına ait bulunmaktadır. Mali açıdan konu incelendiğinde Halk Oyunlarından, onu işleme suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine (Kamuya) aittir. Halk oyunlarının, eser sahibinin (Kamu) izni dışında işlenebilmesi mümkün değildir. Halk Oyunlarının manevi ve mali haklarına karşı tecavüzlerde, Hukuk Davaları ve Ceza Davaları olmak üzere temel olarak iki farklı başvuru yolu öngörülmüştür. Halk Oyunlarına olmakta olan tecavüzlere karşı, tecavüzlerin sona erdirilmesi talebiyle ve Halk oyunlarımıza henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel tecavüzlerin önlenmesi içinde Kamu adına Kültür ve Turizm Bakanlığı dava açmalıdır.
Anayasanın başlangıç maddesinde yer verildiği gibi; “Milletin manevi değerlerinin korunması, geliştirilmesi, devletin, devlet organlarının ve toplumun yükümlülüğündedir…” Bu konuda Anayasanın yukarıda yer verdiğimiz hükmüne aykırılık söz konusudur.
Kanunla Millî kültürümüzün korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması Millî Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevleri arasında düzenlenmiştir. Bu nedenle ilgili kurum ve kuruluşların bu konuda gerekli önemleri alması ve kültürümüzü yozlaştırıcı fiil ve emellerini denetim altına alması yasal görevleridir. İvedilik gerektiren düzenlemeler yapılmaz ise ortak halk kültürü değerlerimizden olan Halk Oyunlarımızın erozyona uğraması kaçınılmazdır.
Fikri ve sanat eserlerinin korunması için ilgili mevzuat çerçevesinde büyük uğraş verilmektedir. Ancak mevzuata dayalı koruma daha çok bireysel fikri sanat eserlerine ilişkindir. Her ne kadarda özellikle anonim musiki eserlerin korunmasına ilişkin hüküm bulunsa da uygulamada, içinde Halk Müziği eserlerini barındıran ve kendine özgü müziği ile bir bütün olan halk oyunlarının, ilgili mevzuat gereği korunması ve telif hakkına ilişkin yaptırım uygulanması gerekirken, bu güne kadar bu konuda bir işlem yapılmamıştır.
İçeriğinde müzik eserlerini de barındıran, ortak kültürümüzün önemli bir parçasını oluşturan halk oyunlarımızın tespitine ait bilgiler, yöresel çeşitliliği içinde Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Üniversiteler, TRT ve ilgili kurum ve kuruluşların arşivlerinde bulunmaktadır. Halk oyunlarımızı denetimden yoksun ve yasal düzenlemeye tabi olmadan, özellikle ticari kaygı ile aslından uzaklaştırılarak kullanılması, kültürel mirasımıza büyük zarar vermektedir.
Sonuç olarak; ilgili Fikir ve Sanat Eserleri Kanuna Halk Oyunlarının da (Kamu adına) alınması, elde edilecek mali gelirin bir fonda toplanarak ilgili Bakanlıkların Halk Oyunları hizmetlerinde kullanılması uygun olacaktır. Bu doğrultuda yapılacak yasal düzenleme ile hem millî kültürümüzün bir parçası olan halk oyunlarımızın aslı korunmuş olacak, hem de değişik amaçlarla kullanımı bir disiplin altına alınmış olacaktır.

